Bilâl-i Habeşî hazretleri, Resûlullahın "aleyhissalâtü vesselâm" vefâtından bir müddet sonra, müminlerin annesi Âişe validemizin evinin önüne gidip kapısını çalar. Âişe-i Sıddıka vâlidemizin içerden ağlayarak şöyle dediğini işitir: - Ayrılık ateşiyle yanan kalbin kapısını çalan kim? - Resûlullahın hizmetçisi Bilâl'im... Nasılsınız efendim? - Ey Bilâl! Sudan uzakta kalan balığın hâli nasıl olur? Bu gece rüyâda gördüm ki, Resûlullah gökyüzünde meleklerle dolaşıyordu. Nereye gittiğini sordum. Babamın ruhunu karşılamaya gittiğini buyurdu. Hazret-i Bilâl, Ebû Bekir Sıddîk'ın yanına giderek, Âişe vâlidemizin rüyâsını anlatır. Hazret-i Ebû Bekir buyurur ki: - Allahü teâlâya yemin ederim ki, dün gece ben de aynı rüyâyı gördüm. Ben kızımın yanına gideyim de beni bir defa daha görsün. Âişe vâlidemiz babasını karşılayıp der ki: - Babacığım! Lâzım olur diye sana temiz bir kefen getirdim. - #Yavrum #o #kefeni #bırak ! #Müslüman #olduğum #gün #üzerimde #bulunan #elbisemi #bana #kefen #yapın ! Çünkü çok zamanlar, Allah sevgisinin verdiği korku ile ağlar, gözyaşımı o elbiseye sürerdim. Allahü teâlâ, o gözyaşlarımın hürmetine belki bana rahmet eder. Hazret-i Ebû Bekir o gece vefât etti. https://www.huzurpinari.com/makaleler/evliya-menkibeleri/6406-hazret-i-ebu-bekir-in-kefeni https://www.instagram.com/p/BrSEB-GA7U8/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=inj0ptt8ebii