
#dc#dc comics#batman#bruce wayne#batfam#dick grayson#batfamily#tim drake#dc fanart


seen from Canada

seen from Brazil
seen from Malaysia

seen from Poland
seen from Vietnam

seen from Australia
seen from United States
seen from France
seen from Sweden
seen from Namibia
seen from Kazakhstan
seen from Türkiye
seen from China
seen from Canada
seen from China
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Algeria

seen from Singapore
seen from Japan
Terk edilmiş bir bankta oturuyorum. Benden önce kimler oturdu, kimler veda etti, kimler burada kavuştu? Ahşabına kazınmış her çizik, yarım kalmış bir cümlenin noktası gibi.
Youtube Kanal Tavsiyesinde Bugün
20’li yaşlarında, ailesini ve tüm sevdiklerini Türkiye’de bırakıp hiç hayalini bile kurmadığı Los Angeles’a taşınan bir kızın samimi günlüklerini izlerken kendimi resmen ekrana yapışmış halde buldum. Kanalın adı Zeynep Marasalı (@zeynep_marasali).
Şehir ışıkları, kahve dükkanı vardiyaları, ilk ev partisi, Vegas kaçamağı, 4 Temmuz kutlaması… Hepsi o kadar gerçek, o kadar içten ki, izlerken sanki en yakın arkadaşın sana odasında kahve içerken hayatını anlatıyor gibi hissediyorsun.
Ne abartılı prodüksiyon var, ne sahte mutluluk. Sabah kahvesini yaparken, işten yorgun dönüp “bugün müşteriler yine deli gibiydi” diye dertleşirken, bazen Türkiye özlemini bazen de yeni hayatındaki küçük mutluluklarını olduğu gibi paylaşıyor. Barista hayatının komik anları, öğrenci olarak adaptasyon süreci, geceleri evde yalnızken aklına gelen düşünceler… Hepsi çok doğal ve çok samimi.
İzlediğim her videoda içim ısındı. Bir yandan “vay be, ne cesaret” diyorum, bir yandan da “keşke ben de o kadar korkusuz olabilsem” diye gülümsüyorum. Özellikle Amerika’ya ilk gittiği günlerdeki heyecanını ve yavaş yavaş ev kurma anlarını anlatırken gözlerim doldu resmen. Sanki yanındaymışım gibi hissettiriyor, o yalnızlık anlarını bile seninle paylaşmak istiyormuş gibi.
“Başka bir ülkede yeni bir hayat nasıl olurdu acaba?” diye hayal kuruyorsan ya da sadece sıcak, samimi bir vlog arıyorsan, bu kanal tam sana göre. Hiç büyük laflar etmiyor, sadece kendi hayatını kendi gözünden gösteriyor. İzledikten sonra hem motive oluyor hem de garip bir huzur buluyorsun.
Eğer sen de bu sıcak ve samimi enerjiyi hissetmek istiyorsan, hemen abone ol derim! Yeni videolarını kaçırma, çünkü Zeynep’le birlikte Los Angeles’ta adım adım yeni bir hayat kurmanın keyfini yaşamak gerçekten çok güzel bir his. Söz veriyorum, abone olduktan sonra “keşke daha önce keşfetseydim” demeyeceksin ❤️
🔗 Kanal linki buradan: https://www.youtube.com/@zeynep_marasali
Instagram’ı da çok tatlı: @marasali.z
Selam ☀️ Hiçbir hayal ve hedefimin arasında Amerika yer almazken ailem ve arkadaşlarımı geride bırakıp 20'li yaşlarımda Los Angeles, Califor
Danışan: Hayatım boyunca "yeterli değilim" duygusuyla savaştım. Başardıklarım bile bana yetmiyor. Sanki içimde görünmez bir el, hep daha fazlası için itiyor.
Psikolog: “Yeterli değilim” duygusu çoğunlukla başkasının terazisiyle tartılmaktan doğar. Peki, kendi terazini hiç merak ettin mi? Sen kendine nasıl bakıyorsun?
Danışan: Galiba kendime en acımasız eleştirmenim. Hata bulmakta üstüme yok.
Psikolog: Şöyle düşün; bir dostuna senin gibi davransaydın, o ilişkide ne hissederdin? Kendi iç sesinin tonunu değiştirmek, değersizlik duygusunun ilk ilacıdır.
Danışan: Hiç böyle düşünmemiştim. Kendimle hep kavga halindeymişim gibi…
Psikolog: Bundan sonra o kavgada taraf seçme. Kendine destek olmayı dene. Unutma, her başarıdan sonra kısa bir durup “yeterli miyim, sadece bugün için?” diye sormak büyük bir başlangıçtır.
Danışan: Bu, her şeyi daha hafif hissettiriyor. İlk defa kendime karşı bu kadar nazik yaklaşmayı düşünüyorum.
Psikolog: İçindeki sesi yumuşattıkça, dışarıdan gelecek alkışa da daha az ihtiyacın kalacak. O zaman gerçek değeri hissetmeye başlarsın.
Yalnızlık, aynı odada sadece senin olduğun bir film izlemek gibidir; sahnelerden keyif alırsın ama kahkahalarını paylaşacak kimse yoktur.
Bazen öyle dakikalar oluyor ki tek başıma kalmaktan, tek başıma hüzünlenip tek başıma kederlenmekten mutlu oluyorum ve böyle hallerim gitgide sıkılaşıyor artık. Hatıralarımın açıklanamayan bir yanı var, beni dizginsizce çekiyor, öyle güçlü çekiyor ki birkaç saat çevremdeki her şeye duygusuz kalıp her şeyi, gerçek her şeyi unutuyorum...
Yağmur, uzak gürültüleri eşliğinde sürüyor. Yaz bitiyor. Buna üzülmüyorum. Yalnızlığa göre değil yaz. Her şeyin birbirinin farkında olduğu, ışığından hiçbir korkuyu ya da sessizliği kaçıramadığımız, amansız bir mevsim. Kendini üzmeyenlere, yaşam meyvesinin balını çıkarmasını bilenlere göre. Onun hoyrat aydınlığında coşku da yalnızlık da ikiyle çarpılıyor. Kış boyu bizi sarıp hepimizi eşitleyen örtüler, çiçeklenen ilk aptal ağaçla birlikte bir bir alınıyor üzerimizden. Geriye o iki insan türü arasındaki yetenek farkı kalıyor. Korkunç. Cennet de böyle bir yerdir herhalde. Yaz, bitiyor. Kendini çok sevdirmeden.