1Q84 -HARUKI MURAKAMI
Tür: Fantastik, Romantik, Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı: 1256
Goodreads Puanı: 3.87
Türkçeye Çeviren: Hüseyin Can Erkin
Ciltli Basım Yılı: 2015
Yayınevi: Doğan Kitap
TANITIM
"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir." Sarsıcı bir yolculuğa hazır mısınız? Öyleyse kemerlerinizi bağlayın. Erkekleri, titizlikle geliştirdiği bir yöntemle öteki dünyaya gönderen genç bir kadınla tanışacaksınız. Ve amansız bir takiple onun peşine düşen fanatik bir cemaatin müritleriyle… Romantik misiniz? Evet, bu kitapta aşk da var… İki dünya bir araya gelmeden mümkün olmayan bir aşk. Yaşadığınız dünya gerçek mi, hiç düşündünüz mü? Düşündüyseniz, paralel bir evrene geçmek sizi heyecanlandıracaktır o zaman. Hayatı algılayışınızı değiştirecek bir kitabın kapağını açmak üzeresiniz şu an. Yaşayan en büyük yazarlardan biri olarak kabul edilen Haruki Murakami başyapıtı, tüm dünyada milyonlarca satan kitabı 1Q84'le bir imkânsızı başarıyor. Nefesinizi kesecek bir macera romanını, gerçek nedir, insan neye inanmalı, aşk dünyayı kurtarabilir mi soruları ekseninde bir yürek atlasına dönüştürüyor.
YORUMUM
Merhaba! Bu ilk kitap yorumu gönderim ve gerçekten bunun için uzun bir zaman hazırlandım. Umarım sitemi seversiniz!
İlk önce, birkaç dış bilgi vermek gerekirse, kitabı iki türlü okuyabilirsiniz. Tüm serinin tek bir kitapta toplandığı versiyon veya üç kitaba ayrıldığı versiyon. Ben ikincisini seçtim. Hem bir kitabın bittiğini fark etmek motive ediyor, hem de ne kadar akıcı olduğunu daha iyi anlayabiliyorum yazarın dilinin.
1Q84, okuduğum ilk Haruki Murakami romanıydı. Ve bende gerçekten de çok pozitif bir etki bıraktı. Kitabın çok uzun olması gözünüzü korkutmasın, başlayınca insanın elinden bırakamadığı, sıkmayan, su gibi akan bir kitap. Sonradan yazarın diğer kitaplarını okuduğumda fark ettim, Haruki Murakami her zaman çok akıcı yazıyor ve asla sıkmıyor, ayrıca hayal gücü sayesinde bizi farklı dünyalara (öyle ki iki ayın olduğu bir dünyaya) götürüyor. Serinin 3 kitabını 3 günde bitirdim.
Kitabı henüz okumamış olanlara çok fazla spoiler vermek istemediğimden, içindeki olaylara değinmekten kaçınacağım. Kitapta en sevdiğim noktalardan biri de Çehov’dan ve farklı müzisyenlerden (Bach ve tabii ki okuyucunun kitaba başladığı ikinci cümleden itibaren tüm roman boyunca karşımıza çıkan Janáček’in Sinfonietta’sı) bahsedilmesi oldu. Bu kısımda tek dikkat dağıtan bölüm Gilyaklar ve Kediler Şehri’nden uzun süre bahsedilmesi olabilir.
Karakterlere gelirsek, Tengo ve Aomame mükemmel işlenmiş. Bunun yanında, kitabın sonlarında hayatına daha yakından bakabildiğimiz Uşikava karakterini yazarın böyle detaylı anlatması da hoşuma gitti. Uşikava’ya bir yanım acırken, bir yanım da kızgındı. Fukaeri karakterine gelirsek, kitabın başından belli bir bölümüne kadar aktif bir rol oynayıp Tengo’nun evini terk ederken romanı da terk etmesi bende bir boşluk hissettirse de, bence bunun dışında gerçekten de gizemi korunarak okuyucuya Aomame ve Tengo’dan farklı bir şekilde işlenen, fakat yine de derin bir iz bırakan bir karakterdi.
Kitabı okuyan diğer arkadaşlarımla konuştuğumda, hepimizin aynı konularda hemfikir olduğunu gördüm. Kitap o kadar akıcı ki elinizden bırakamıyorsunuz, yaratıcılık olağanüstü fakat kitapta bahsedilen “Little People” denilen küçük (ya da büyük?) insanların tam olarak ne olduğunu açıklanmamış. Yani, anlaması zor ve bazı “Neden?” sorularım cevapsız kaldı. Onun dışında bir eksiklik göremiyorum. Kitabı tavsiye eder miyim? Kesinlikle. Okuması çok zevkli bir kitap ve bence bu tavsiye edilmesi için yeterli bir neden.
Puanım: 4.5












