O kokusuz nasıl da mutluyum
O son gün, saçlarımın arasından süzülüp giden o rüzgara ne kadar teşekkür etsem az. Denizden kopup gelmiş gibiydi, içimdeki fırtınaları da peşine takıp götürerek. Kaybolduğumu sandığım yer, adı konmamış bir yolun başlangıcı gibi duruyordu. Sana son kez koşarken bunun bir nihayet olduğunu biliyordum. Kollarının arasındayken ruhumda bir yas yoktu.
Sessiz, derin bir kutlama vardı.
Eskiden cümlelerimin arasına sızan o “ama”lar, birer kusur gibi önüme koyulurdu. Başkalarından ödünç alınmış eleştirilerle susturulmaya çalışılırdı; sanki bana ait değilmiş, sanki fazlalıkmış gibi.
O “ama”lar benim çelişkilerimdi, itirazlarımdı, sesimdi.
Seni seviyordum, hem de çok. AMA sevgi, içimde daralan o boşluğu doldurmaya yetmiyordu. Artık o “ama”ları saklamıyorum. Bir başkasının sesine benzetmiyorum. Kendi “ama”larımın içinde, kendim olarak kalıyorum ve bu kez, sadece bana ait bir yerdeyim.
Bir yanım sende kalmak için direnirken, diğer yanım çoktan başka bir sabaha uyanmıştı. Senin kokun olmadan da mutlu bir sabah vardı. Beni asıl iyileştiren dalgaların bitmeyen ritmi oldu.
Sonunda da bana en iyi gelen de, beni yeniden kuran da yine o dalgalar oldu.
AMAlarda ne kadar da mutluyum en azından bana ait gerçekliğimdeyim.









