Oysa benim ruhumda savaş var durmadan ölüyor içimdeki insanlar
William Shakespeare

seen from Serbia

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from France

seen from Germany
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Colombia

seen from Türkiye
seen from France
seen from United States
seen from Netherlands
seen from United Kingdom
Oysa benim ruhumda savaş var durmadan ölüyor içimdeki insanlar
William Shakespeare
"Oysa benim ruhumda savaş var. Durmadan ölüyor içimdeki insanlar."
▪Kral Lear, William Shakespeare▪
"Sevgisini bağıra çağıra anlatmıyor diye,sevgisiz diyemezsin kimseye."
“işte insanların sersemliğine güzel bir örnek: çoğu kez kendi ektiğimizi biçtiğimiz halde, bahtımız kapandı mı, başımıza gelecek felaketlerin sorumluluğunu gider güneşe, aya ve yıldızlara yükleriz. sanki zorunlu olduğumuz için kötülük yaparmışız gibi; sanki göklerin zoru ile budala, doğuşumuza egemen olan burcumuzun baskısı ile alçak, hırsız ve hain; sanki yıldızımızın etkisine boyun eğmek gerektiği için sarhoş, yalancı olur, zina ederiz. yaptığımız bütün kötülükler kutsal bir gücün zoruyla olur. orospu peşinde koşan bir zamparanın şehvetini bir yıldıza yüklemesi harika bir kaçamak doğrusu.”
artık gelmeyeceksin, hiç, hiç, hiç, hiçbir zaman!
shakespeare - kral lear
"İnsanlık, çok yakında, deniz canavarları gibi, parçalayıp yok edecek birbirini.
Kral Lear, William Shakespeare
Kral Lear ve Prenses Cordelia
Oyun 1608′de ‘Kral Lear’ın gerçek tarihi’ adıyla basılmış ve 412 yıldır da yeryüzünün pek çok yerinde sayısız kere Kral Lear olarak oynanmış da olsa, güzel Cordelia’sı ile bir başlıkta yazmak istedim ben. İngilizce aslından çevirisi ile İş Bankası Kültür yay. baskısında, oyunun folio ve quarto olarak basılmış iki farklı versiyonunda olan olmayan, çıkarılan, farklı aktarılan parçalar dipnotlarla paylaşılıyor. Hiç üşenmeden bakarım demek de bir seçenek, ahengi bölmek istemem demek de. Ama bu sayede bazı tiradların, tragedyanın geçtiği dönemi değil, Shakespeare’in yaşadığı dönemde (ve hala) mevcut kötülükleri anlattığını, dönemin insanlarını kızdırmamak için savaş sahnelerinde eklediği cümleleri öğrenmiş oluyorsunuz -ki bu harika-
İnsanlık tarihinde yazılmış en ölümsüz eserlerden biri olduğunu ve bu anlamda da Shakespeare’in ister meçhul ister malum varlığının ardında, tanrısal bir ışık olabileceğinin epey büyük bir ihtimal olduğunu da söylemek istiyorum. Daha önce kaç bin kere söylenmiş olabileceği umrumda değil.
Süslü kelimeler kokuşmuşluğu ele vermeden evvel ona kanan her ademoğlu böyle güzel deliremez Lear. Ve tam o anda içindeki kasırgayı tabiatla kavuşturup da kuru yaprakların, tekdüze satırların arasından hissettiremez yüzümüzü kesen soğuk geceyi..
...Uğuldayın rüzgarlar, uğuldayın!
Çatlayıncaya kadar şişirin yanaklarınızı! Kudurun! Uçurun dünyayı!
Seller, kasırgalar, tepemize boşanın,sulara gömün kuleleri rüzgarhorozlarına kadar!
Düşünce hızıyla çakıp sönen kükürtlü alevler, bir vuruşta meşeleri ikiye bölen yıldırımın öncüleri,
şu ak saçlı başımı alazlayın! Ve siz, ey evreni sarsan gök gürültüleri, yamyassı edin şu semiz dünyayı o korkunç kükremenizle
paramparça edin doğanın insan döken kalıplarını,
yok edin hemen nankör insan üreten tohumlarını!