seen from United States

seen from France
seen from China

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Brunei
seen from United States
seen from T1

seen from United States
seen from China
seen from China
seen from United Kingdom
seen from China
seen from Germany
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Malaysia
🗣️ Birbirinin Benzeri Tarikat ve Cemaatler Gibi Sürekli Üreyen Siyasi Partilerin Sonu Gelmeden Bize Kurtuluş Yoktur
Bir gün herkes doğruyu bulacak. Madem siyasette kimse koltuğunu bırakmıyor o zaman yeniden yurttaş olmak için herkes seçmen olmaktan istifa etmesi işe yarayacak tek seçenek kaldı.
✓ Anayasa'ya göre aday olmaması gereken aday olabiliyor.
✓ Sürekli kaybeden ve kaybettirenler de aday oluyor.
Bu seçeneksizlik bir dayatmadır.
Sonuçta kaybeden biz oluyoruz.
Çünkü siyasette seçeneksiz bırakılmak bize kaybettirmeye devam ediyor. Bu sebeple sandığı, hukuksuzluğu boykot edenler haklı çıktılar. Hukuksuzluğu meşru hale getirenler haksız çıktılar. O zaman kaybetmemenin tek yolu yurttaş olmak ve duruma el koymak için hukuksuzluğa ve kazandığı halde kaybettirene ve sürekli kaybederek kaybettirene ders vermenin tek yolu bunların hepsini boykot etmek sandığa gitmemek ve duruma el koymaktan geçmektedir.
Ve en önemlisi çok partili siyasi düzene son verme devrimini yaparak birlik beraberlik ve bütünlüğü korumanın kendi kendini yönetmenin tek çaresi olduğu bilincine varmak kurtuluşun kapısını bize aralayacaktır.
Demokrasi kendi paranı kimseye kaptırmadan kendi kendini yönetmektir.
Devlet toplumun sahip olduğu maddi değerlerin kasası olması gerekir.
Hukuk, devleti o toplumun her yurttaşı adına haklarını eşit korumaktır.
Eşit paylaşım yerine şahısların ve şirketlerin zengin edildiği ve karşılıksız para basma yetkisinin tefecilerde olduğu düzende halk, hak, hukuk ve ahlak yoktur. Kula kul, şirketlere müşteri, cemaat ve tarikatlara mürit ve siyasi partiler için seçmen düzeyine düşürülmüş bir toplum yurttaş özelliğini kaybetmiştir.
Siyasi partiler tarikatlar ve cemaatler benzeri birininin içinden çıkmış hiç birinin diğerinden bir farkı olmayan toplumu bölen, ayrıştıran ve ilişkileri şaibeli kötü niyetli yapılardır.
Bu kadar çok siyasi parti olmasına rağmen seçeneğin bu kadar az olması hiç birinin bir işe yaramadığını ve toplumu bölmek birlik, beraberlik ve bütünlüğü yok etmek adına ayrı partiler olarak bir araya ittifak kursalar bile sonucun değişmediğini en son seçim ile gördük.
Üstüne üstlük bu siyasi partilere hazine yardımı yaparak besliyoruz.
Atalarımız besle kargayı oysun gözünü diyerek boşuna uyarmamışlar bizi.
] Önder KARAÇAY [
⚫ Gönüllü Kulluk
Gönüllü kulluğun bir toplumda nasıl yaygın bir inanca dönüşebileceğini anlatabilmek için konuyu anlatmaya bir hikaye ile başlamak istiyorum.
✓Dört tavuk, bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çalarlar.
Yumurtayı kümese getirdiklerinde, diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşünürler.
Zaman geçer, yumurtayı getirenler de unuturlar, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğuna inanırlar.
Günün birinde kuluçkaya yatan bir tavuğun altındaki o yumurta kırılır.
İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıkar.
Herkes şaşkın, mutludur; böylesini ilk defa görmüşlerdir.
Anne tavuk, yavrusuna dersler vermeye başlar: "Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı buğdayı böyle ye!."
Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretir yavrusuna; tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da..
Büyük yumurtadan çıkan ilginç gagalı yavru tavuk, annesinin her söylediğini yapmakta, büyüdükçe de güzelleşmektedir. Oldukça uzun kanatları vardır. Diğer tavuklar onun kanatlarına kıskançlıkla bakmaktadır.
Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendini nasıl savunacağını anlatırken yavrunun gözü, gökyüzünde çoook yukarılarda süzülerek ihtişamla uçan başka bir canlıya ilişir.
"Anne bu ne?" diye sorar.
Anne tavuk;
"Ha o mu? O kartal yavrum, kuşların padişahı."
"Ne de güzel uçuyor!.." deyip iç geçirir yavru tavuk.
"Evet yavrum. Ama sen sakın ona özenme! Asla onun gibi olamazsın. Senden önce baban, deden, amcan hepsi ona özendi ama hiç biri onun gibi uçamadı. Sen bir tavuksun ve bir tavuk gibi yaşamalısın."
O günden sonra küçük tavuk, ömrü boyunca arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çeker ve her defasında, "Keşke ben de bir kartal olup uçabilseydim." diye hayıflanır.
Ve bir gün siyah uzun kanatlı büyük tavuk, ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gider. Onu bir tavuk gibi defnederler.
Oysa ölen bir kartaldır.
Etienne de La Boétie "Gönüllü Kulluk" kitabında der ki:
"Eğer iki kuşak köleleştirilirse, bundan sonra gelen kuşak özgürlüğü hiç tanımadığı, görüp bilmediği için pişmanlık duymadan hizmet eder ve ondan öncekilerin zorla yaptıklarını seve seve yerine getirir."
Bilinçsiz ailelerin ve iktidar baskısı altındaki toplumların çocukları kulluk, kölelik düzeni içinde büyütülüp eğitilirler. Siyasi iktidarlar en küçük bir eleştiriye, protesto gösterisine tahammül edemezler; onlar gibi düşünmeyenler suçludur, haindir.
Ve bizim gibi ülkelerde din insanları tavuk yapmak için kullanılır. Din adına, dini eğitim ile insanlar cahil bırakılır, tavuklukları dinin gereğiymiş gibi belletilir, itaat eden,
sorgulamayan, esir, bağnaz, bilime inanmayan, dini için ölen, öldüren tavuklar yetiştirilir ve toplum sömürülür. Ama bu yetiştiriciler kendi çocuklarını asla tavuk yapmazlar, onlar birer avcı kartaldır.
Tavuklaşan toplum asla siyasal iktidarı eleştirmeye yönelik herhangi bir eyleme kalkışamazlar. Böyle bir eylemin gerektirdiği özgün düşünceden, özgür iradeden yoksundurlar. Kurulu düzeni sevip benimserler ve sürdürdükleri yaşamın dışında başka yaşam biçimleri olduğunun ya da olabileceğinin farkına bile varamazlar.
Oysa insanların, içinde bulundukları durumu doğal karşılayıp benimsememeleri, hep daha iyiyi, daha güzeli amaçlamaları için onlara belli değerler, onur, erdem gibi insani davranış kalıpları aşılamak gerekir. Çünkü bilimsel ve özgür düşünen, aklını öne çıkaran, sorgulayan, gerektiğinde hesap soran bireylerin oluşturduğu toplumların geleceği çok daha güven içinde olacaktır.
Bu gönüllü kulluğun yok edilmesi, özgür bireylerin yetiştirilmesi yine yönetenlerin elindedir. İnsanlar isterlerse kartal, isterlerse tavuk olarak yetiştirilirler.
Her aile çocuğunu kartal gibi özgür ruhlu yetiştirmek ister.
Dünyayı sömürenler ise; kartallara düşmandır; daima insanların tavuk gibi beslenmesini yumurtaları kolay çakmak için isterler..
Fikri ve duyuncu hür olmayan herkesin bedeni esirdir.
[] Önder KARAÇAY []
Kula Kulluk: Sistemin Sahte Efendileri ve Has Kulları
Kula Kulluk: Sistemin Sahte Efendileri ve Has Kulları
Kula Kulluk: Sistemin Sahte Efendileri ve Has Kulları
Kula kulluk düzeni, üsttekilerin her şeye sahip oldukları, alttakilerin ise kıt kanaat hayat sürdükleri, geçim temininin üsttekilerin “iznine” tabi olduğu, onların istediği ölçüde sağlanabildiği bir düzendir. Bu düzenin tahrif edilmiş sahte bir dini ve bu sahte dini öğretme görevini üstlenmiş “din adamları” bulunmaktadır.
Şirk, Kur’an’da 170…
View On WordPress
kapitalist düzen insan hayatını değersiz kılma sanatıdır İnsana hayallerinden uzak tutmaktır mutluluklarını elinden almaktır İnsan olduğunu unutturmaktır… 10 saat çalışmak zorundasın der azla yetinmelisin der pahalı araba üretir uzaktan bak derr……………