we're not kids anymore.
Misplaced Lens Cap

★
Noah Kahan
ojovivo
todays bird
No title available
he wasn't even looking at me and he found me
Jules of Nature
untitled

izzy's playlists!
No title available

@theartofmadeline
Not today Justin
$LAYYYTER
One Nice Bug Per Day
The Bowery Presents

pixel skylines
will byers stan first human second
art blog(derogatory)
seen from Uzbekistan

seen from Brazil

seen from Jordan
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from France
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from Vietnam
seen from Ukraine

seen from United States
seen from Russia
seen from Sweden
seen from Azerbaijan
seen from United Arab Emirates

seen from Türkiye
seen from Canada

seen from Pakistan
@onderkaracay
🪃▪️ Filistin'de Soykırım Yapan Terörist Yapı Lut Kavmi Gibi Helak Olacak
Haklı halklar kıpırdanmaya başladı.
Negatif kaotizm enerjisi frekansı üreterek soygunu ayakta tutmaya çabalayan batı çetesini ters enerjinin kendine gelmesi sonucu zor anları başlayacak.
Dünya artık eski dünya değil.
Dayatmacı kaotizm enerjisine maruz kalan hiçbir insan da eskisi kadar esarete teslimiyeti kabul edecek bir tahammül de değil.
Bilim ve teknolojiyi kullanarak üretilen kötülük, kötülüğün üzerine bir atalet olarak çökecek.
En güvendikleri kolonları kırılacak ve üzerine çökecek haçlı çetenin.
Gücün kötüye kullanımı karşısında her insan her ulus uyanarak kolektif bir sıçrama yapacak.
Toplumları zayıf yönlerinden yakalayarak sinsi pazarlama stratejisi ile kötülüğü yayma niyeti eskisi kadar başarıya ulaşma olanağı yok artık.
Evrenin kozmik enerjisini de art niyetli yapay enerji ile yaşama zulmeden bu kötücül kabusu dengelemek için enerjisini pozitif yönde artırmak için gökyüzünden destekli gücünü hissettirecek.
Bizim amacımız Anadolu ve Türk ulusunu bu cendereden iç destekli kötücül çabalara rağmen en az hasarla çıkarmaktır.
İç karışıklıklar Akdeniz, Ege ve Karadeniz hattında Rusya'yı haçlı batının çıkarına dengeleme görevi bizi zorlayacak.
Hazar denizi ile Kıbrıs arasında ki bölgede ki doğal kaynakları Filistin de soykırım yapan yapıya teslim etmek niyeti bop projesi ülkemizin çöken ekonomisi ve iç siyasette ki karışıklığı fırsat bilerek yasal bir zoka olarak yutturarak Rusya'ya karşı bir alan üstünlüğü elde etmek için Anadolu üzerinde bir kötücül planı devreye sokmak istiyorlar.
Bop projesi eşbaşkanı ve yahudi cesaret madalyası gömleği giyenler bunun sözünü verdikleri için bunu Türk ulusuna sözde terör ile barış adı altında yutturmak için içeride bu sebeple algıyı başka yöne çeken oyunlar oynayarak aldatmanın çabası içerisindeler.
İran'a karşı da cepheyi çoğaltmak da amaç Anadolu'nun hedefe konmuş olmasıdır.
Rusya ve İran bizim iki değerli komşumuzdur.
Rusya ve İran'a karşı düşmanlık edenlerin yanında siyaset anlayışını Türk ulusu reddetmektedir.
Bu şu anlama da gelmez.
Nato gitsin Rusya ve Çin yayılmacı anlayışı gelsin bizi korusun demek değildir.
Bizi bizden başka kimse koruyamaz.
Nato gidecek yerine hiçbir yayılmacı güç gelmeyecek.
1952 tarihinde yapılan kötülüğe yarım kalan devrimi tamamlama iradesi son verecek.
Yeryüzününe kaotizm enerjisi ile kötülük yayan Avrupa, Amerika ve Britanya bu kötülüğün altında kalacak.
Dünyanın her yerini haçlı yapmak mümkün olmayacak.
Her farklılıklara saygı yayıp hem herkesi tek tip bir inanca soygunu yaymak için hapsetmeyi hiçbir ulus, hiçbir kültür başta Türk ulusu olmak üzere kabul etmesi mümkün değildir.
Yeryüzünün utancı Filistin'de soykırım yapan bir terörist yapının devlet muamelesi görmüş olmasıdır. Bunu en yüksek seviyede dile getiren Türk ulusu dışında hiçbir ulus yoktur.
Uyanış sonrası her ulus bu çizgiye gelecek ve bu art niyetli zorbalık yeryüzünde son bulacak.
Tüm beslenme kaynakları ile bağı kesilecek ve yerinde solarak lut kavmi gibi helak olacak.
▪️Önder Karaçay ▪️
🪃▪️ Yetki Faşizmi ve Sonuçları Üzerine Düşünceler
Bir insanın gelebileceği en yüksek seviye güvenilir bir insan olabilmesidir.
Örgütlü bir çaba genel yarar aleyhine bir niyet olduğu müddetçe hiçbir zaman güvenilir en yüksek seviyeye ulaşamaz.
Türk ulusunun güvenini tamamen kaybeden soyguncular neye güveniyor da Türk ulusuna karşı zıtlaşma düzeyini iyice artırıyorlar?
Yürüyün arkanızda biz varız diyenlerin art niyetini bildikleri halde, bildiğimiz halde gözleri dönmüş bir şekilde bölünerek ve toplumu bölerek kötülük peşinde koşuyorlar.
Güven bir kere kaybedildi mi? Hiçbir zorlama yöntemler ile geri gelmez. Güveni kaybeden gücü ne olursa olsun biter.
Satılmış olanlar herkesi her zaman satın alınabilir yanlışı içine düşerler. Sonsuza kadar kimse kimseye satılmaz. Kendini çaresizliği yüzünden emeğini satan hiçbir insanda bundan memnun değildir.
Gücü elinden alınınan çocuklar gibidir güce esir düşen çaresizler. Bu sebeple kendileri gibi çaresiz çoğaltıp onların çaresizliğini sömürmekten zevk alır kaybetme korkusunu bu tutum ile baskılayarak yok etmeye çalışır iken herkese kendileri dahil zarar verdiklerini unuturlar.
Mücadele ettiklerimiz hiçbir zaman mert olmadılar. Tinlerini ve karakterlerini namert bir kalleşlik esir almıştır.
Yüzleşilmesi gereken gerçek budur.
Öz değerlerine güvenen insanlara karşı bu kadar vahşi davranmış olmalarının sebebi budur.
Bizi asimetrik psikolojik saldırının bir deneyi olarak kullanıyorlar. Bunun farkında olmuş olmamız onları çıldırtıyor. Art niyetli çabaları nihayete ulaşmayacak diye bu kadar çok kötülük denemesi yapıyorlar.
1946 sonrası sözde demokrasi adına çok partili siyasi bölücülük ile sandıkta halk kobay olarak kullanıldı ve soyguncu ve bölücü siyasete yetki sağlandı.
Bunun sebebi iyilerin dağınık olmaları. Bunun çaresi ise hiçbir örgütlü kötülük değil. Zorluğu içinde büyük bir mücadeledir. Bu çağda bu mücadelenin adını devrim diye çağın kuvvayi milliyesi yurttaşın etik ahlak anlayışı direnişi koyacaktır.
Onlar ne kadar yıpratmak isyerse istesinler biz o kadar çelik bir tin anlayışı içinde sabır ve azimle yıkılmaz olduğumuzu bütün insanlığa ders vererek ispat ediyoruz.
Dalgasını daha güçlü bir şekilde getirmek için yüreğine çekilerek içten güçlenen bir okyanus gibiyiz biz. Her dalgada çok daha güçlü gelmek için geri çekilir gibi yapar daha şaşkına çeviren bir anlayış ve ahlakla geliriz.
Biliyoruz ki yumurta dıştan kırılır ise yaşam biter. Bu sebeple içten yumurtayı kırarak yaşamı yeniden başlattık. Yaşam yumurtayı dıştan kırmak isteyenler için bitti. Bittiklerini kabullenmekte zorlanıyorlar. Güç esiri olanlar her çağda benzer faşist çabalar içine girerek bitmiştir.
Bir yetki faşizminin daha son zamanları yaşanıyor Anadolu da Türk ulusunun haklı direnişi karşısında..
Gösterişe ve başkalarının hakkı çalınarak elde edilmiş çalıntı güç görgüsüzlüğüne ihtiyaç duymayan yaşam mücadeleleri kaliteli ve değerlidir.
Hiçbir güç normal yollar ile büyük bir tehdide dönüşmez. Her gücün arkasında sayısız kadar suç, her suçun arkasında arsız ayrı bir güç vardır.
Güç peşine düşürülen insan her çağda yeryüzünde ki tanrısını yeniden kendi anlamsız çabası ile kendi yarattı.
Aşkın bir güç yeryüzünde tanrı adına ancak o hayranlık tarafından üretilir.
Kendi içinde var olanı aşkın bir gücün adına yapmak tehlikeli olduğunu bildikleri halde buna tevessül neden ettiler?
Gücün kendisini tanrılaştırmak için ürettikleri her kötülüğü tanrıya suç atarak kendilerini bundan sıyırmak istediler.
Askeri bir darbe kalkışmasından Allah'ın bir lütfu diyeyek sivil dayatmacı bir zorbalığa dönüştürmeye kalktılar.
Hakikatin ölçüsü hileli güçler gibi çalışmaz.
Yapay metafizik bu sebeple bu çağda çuvalladı.
Sorgulamanın dengesini kaçırmayan tarafsız bir bakış açısıyla tüm çabaların ne anlama geldiğini anlamakta zorlanmaz..
Yeryüzünde bilgeliğin konusu tanrı ve din değil tanrı ve dini çıkarına alet eden sorunlu insandır.
İnsan ne ile beslenir ise ona dönüşür. Duygu ve düşüncelerini beslemeyen insan kendisiyle ilgili bir fikre sahip olamaz. Beslenmenin iyi veya kötü yönünü yine insanın niyeti belirler.
İnsanı bir bütün olarak ele almak gerekir. Açlığa mahkum edilerek çaresizliği sömürülen insan ile o gücü kötüye kullanarak gücünü koruma derdi içinde olan insan aynı değildir. Bu sebeple gücü çalan gücü çalınan insanları kendi taraftarı yapmanın bir yolunu bulur.
Her insanın inancı kendi psişesi ile oluşur. Psişesini ise yaşadığı koşullar ortaya çıkartır.
Gücünü yaşamdan ve mücadeleden alanlar her zaman çalıntı güçlerin hakkından gelir.
İnsan ölümlü olduğu için tanrı sonsuz ömürlüdür.
Yaratan, yaşatır ve öldürür. Sınır çizen güç tanrıya bu sebeple dönüşür.
Sorun yeryüzünde her sınır çizme hakkını kendinde görenin zamanla bir tanrıya dönüşmüş olmasıdır.
Tanrının özellikleri yarattığına yabancı değildir. Tanrının yarattığı bu özellikleri tanrı gibi bir güce dönüştürme hakkını insanın kendinde görmüş olması tehlikelidir.
Tanrı hiçbir özelliğini insana kötüye kullanması için vermedi. Seçim hakkı tanıdı. Özgür bıraktı. Her seçimin sonucuna kim neyi seçerse ona katlanır ilkesini yaşama aktardı. Ve başka da hiçbir gelişmeye karışmadı. Ölçü sürekli tartı ve sunucu açık etti. Kaybeden bitti hak eden geldi.
İyiliği kendi dışında arayan birinden daha kötü bir insan yoktur. İnsan kendi kötülüğünün farkında olmadan yaşamdan geçip giden bir varlık olduğu için bu haldedir.
İnsanı kötülüğe iten tanrı ve dinler karşısında bu kadar güçsüz ve çaresiz his ve düşüncesine doğal olarak kapılmış olmasıdır. Oysa yapması gerekenleri yapan insan kendini bu his ve düşünceye itmeye gerek duymaz. O gücün doğal ve uyumlu bir parçasına dönüşür.
Din tehlikeli değil korku üreterek aldatmacaya alet edilen din adına örgütlü kötülük tehlikelidir. Bu her çağda büyük bir yıkım üretmiştir.
İnsan yaşamın zorlukları karşısında teselli arayan bir varlıktır.
Teselliyi ranta dönüştüren çakallık bu sebeple ortaya çıkar.
İnsanın kendi ürettiği acısına anlam üretme çabası da tam burada doğar ve büyür. Herkesin acısı aynı olmadığı için kimse kimseyi anlamaz. Bu durum birlik beraberlik ve bütünlüğü sağlamakta güçlük üretir.
Yaratan anlam üretme çabasının her çağda merkezinde olmuştur. İnsan üstü bir ölçünün olduğunu kimse inkar edemez. Sorun bu ölçünün dini, tanrıyı, inancı siyaset ve ticaret gibi kirli bir alana alet etmiş olmaktır.
Kadim Anadolu ve Türk bilgeliği karşısında soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı batının felsefesi ve doğunun duyunç sömürüsü yapan felyesoflarının batı sömürüsüne hizmet eden çabaları dünkü çocuk sayılır..
▪️Önder Karaçay ▪️
🪃▪️ Paramız Var ki İthal Ediyoruz Soygununa Yanıtlar
Tarım da dış alım kime hizmet eder?
✓ Birincisi dış satım yapan yabancı ülkelerin çiftçilerine hizmet eder.
✓ İkincisi parası olduğu için dış alıp yaparak kendi çiftçisini ihmal edenler tüccarlara hizmet eder.
Bu tüccarlar kimler?
Ben ekonomistim bunlar ekonomiden anlamaz diyen zihniyetin işadamı vekilleri.
Yerli çiftçiye yapılan tarım destekleme paralarının anlamı nedir?
Oy karşılığında hazineden ödeme yapıyorlar. Paralar şehirde kullanılan otomobiller için yakıt gideri olarak harcama yapılıyor. O yakıt desteği tarımda üretim yapmak için kullanılması için verilmesi gerekirdi.
Eksik nedir? Denetleme yok.
Tarım bakanlığı var, tarımın kendisi yok.
Ülkemizde çiftçiler akaryakıt sektöründe dünyadaki savaş ve enerji kaynaklarını ele geçirmek adına büyüyen soygunun en büyük faturasını akaryakıtta ve doğalgaz da dışa bağımlı hale getirilen enerjide küresel soyguncu ve yerli işbirlikçi kodaman unsurların bilinçli bir şekilde ülkemiz ekonomisini çökertmek ve siyasette özelleştirme talanı sonrası yeniden sermaye soygunu yararına bir düzen kurmak adına yaşam pahalılığı soygununu yapılıyor.
Bu önlenemez mi?
Servet vergisi, yüksek kâr marjı ile soygun vergisi koyarak ve kritik sektörlerde kamulaştırma devrimi yaparak bunu bitirirsiniz.
11 Eylül 2001 günü kur vurgunu ile bir gecede servetleri kadar servet vurgunu yapan holdinglerin hırsızlığını görmezden gelenler servetten ve yaşam pahalılığı ile servet vurgunu yapanlardan vergi alabilir mi? Almak istiyor mu? Siyasette soygun düzeni devam etsin diye her türlü kötülüğe izin veriyorlar.
Musiad denen sermeye soygunu bölgesel ve sektörel farklılığa göre asgari ücret olması gerekir demeye başladı. İşte sonun geldiğini gösteren emareler.
Acı soğan 75₺ olmuş. Soğan ekmek yiyerek beslenmek bile mümkün değil. Üç beş hırsızı besliyoruz ve soygun düzenini devam ettiriyoruz diye bir tek soygun düzeni ile gurur duymadıkları kaldı.
Oysa on yıl önce başta karşılıksız para basarak karşılığı olan maddi değerleri yutan tefecilik sistemi bankacılık kamulaştırma devrimi ile soyguna son verilmiş olsaydı kapitalizm Anadolu da çoktan çökmüştü.
Enerji sektörü hem satın alma da hem perakende de hırsızlığı suçüstü edilmiş bir holdinge bırakılabilir mi? Hem ucuza satın alırken hem de pahalı satarken servet vurgunu yapmasına hala göz yunuyorlar.
Türk ulusunun bu sermaye ve siyaset ortaklığı soyguna tokadı çok ağır olacak.
Kapitalizmi ayakta tutmak için silah sanayisini büyüterek düşman ve savaş üretmeyi tercih ettiler?
Ukrayna'ya silah satanların yanında yer almaya kalktılar. Oysa dünyayı kana bulayan bu çete değil mi?
Akıllar durmuş vicdanlar pörşümüş..
Nutuk devamı olarak yazılan Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabının verdiği muhtıranın gereğini kamulaştırma yapmak yerine 15 Temmuz sivil darbesini yaparak ters yönde gidenler ülkemiz ekonomisini kendileri ile birlikte bitirdiler.
▪️Önder Karaçay ▪️
🗣️ Siyasetin Ürettiği Enkaz
Siyasetin ürettiği enkaz en büyük enkazdır. Deprem o enkazın bir parçasıdır. Büyük resmi görmediğimiz ya da görmek istemediğimiz için gerçek enkaz ile yüzleşemiyoruz.
Siyasetin ürettiği enkaz altında bir kültür, bir toplum ve devlet geleneği kaldı.
Ümmetçi Osmanlı imparatorluğu döneminde Ziya Paşa, Namık Kemal, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret gibi ulus bilinci yüksek kahramanlar Türk siyasetinin yeniden rol oynamasını sağlayan değerlerdi.
Mustafa Kemal bu bilinci siyaset sahnesine bir kurtuluş savaşı sonrası taşıdı.
Bugün o bilinci yaşatmak isteyen kimseyi hiçbir siyasi anlayış tam olarak benimsendiği için siyasetin ürettiği enkazın biri bitmeden biri devreye giriyor.
Sırada ne var? Bilen yok!
Her işimizi us ve duyunç sahibi olduğumuz halde kendimiz yapmamız gerekirken birilerine yetki veriyor sonra da işi yaratana havale ediyoruz.
Onlarda haliyle suçu fıtrat, ilahi plan ve kader olarak yaratana atarak bu toplumun gözünden düşmemeyi başarıyorlar.
Enkaz üreten asıl bu toplumun bu kadar basiretsiz olmasıdır.
✓ İtiraz etmemek basiretsiz bir durumdur.
✓ Sessiz kalmak, suskun seyretmek olanı biteni kendini ilgilendirmiyormuş gibi izlemek basiretsiz bir durumdur.
✓ Verdiği oya sahip çıkmamak, takım tutar gibi siyasi parti taraftarı olmak basiretsiz bir durumdur.
✓ Kendi parasını harcama yetkisi verdiği kişi ve zihniyetlere hesap sormamak hesap vermemeyi kabul etmek basiretsiz bir durumdur.
Bu durum böyle devam ettiği müddetçe yeni enkaz üretecek ve acı sonuçlar dışında hiçbir şey yaşamak mümkün değildir.
Oturduğu yerden işini bir tek tavuklar yapabilir. Tavuklar da yumurta yapabilmesi için gezerek denlenip denciğini beslemesi gerekir.
Yutmak için çiğnemek gerekiyor. Lokma bile tek başına yetmiyor.
Yarın ülkemizin başka bir yerinde bir deprem, orman yangını, grizu patlaması vb olumsuzluk durumunda yine aynı konuları konuşarak bir arpa boyu yol gidemeyen bir toplum olmanın ötesine bu kafayla gitmemiz mümkün değildir.
Oysa biz hep ileriye doğru giden bir toplum olmalıydık.
Muasır medeniyet seviyesine nasıl ulaşmayı düşünüyoruz?
Ufkun ötesini ulusuna gösterebilmiş bütün insanlığın örnek aldığı Mustafa Kemal Atatürk gibi bir değerin değerini bilmeyen bir toplumun böyle bir enkaz altında kalması kimseyi şaşırtmamalıdır.
Tarihin bizi hiç istemediğimiz bir durumla yüzleşmek zorunda bırakmasını istemiyorsak, kendimize gelmemiz için kendimiz ile yüzleşmemiz gerekir.
Bütün üretim ve hizmet araçlarının sahibi olmaktan vazgeçen, yurttaş iken sömürgeci sermayeye müşteri olarak uyanan bir toplumu uyanmış saymak hatta ölmüş olduğunu görmemek en büyük aptallık olarak tarihe geçecektir.
] Önder KARAÇAY [