Yürüyüşçü'nün hareketleri, her iki zamana da rahatlıkla uyar. İlkinin ritmine, parça parça konuşmalar, gözlemler, sorular ve yorgun argın yürünen hatta ileri geri haykırılan gelişigüzel cevaplara aittir. Yürürken sohbet etmek zordur, tıpkı bir kütüphanede ayakta dururken sohbet etmenin zor olması gibi. Çevrede olanlar insanın dikkatini söylenen sözden uzaklaştırır ve yapabileceğinizin en iyisi etiketi gözleme, bir cümlenin parçasını peyzajın enstantanesine uydurmak ve sizinle birlikte yürüyenlere (ve belki de kendinize ) hâlâ hayatta ve bilinçli olduğunuzu belli etmek için ciyaklamalar, bağırtılar ve homurtular çıkarmaktır.
İkincisinin sürüklenişinin karşılığı ise, düşünme süreciniz, ilerlemelerinde duyum, biçim ve ses değiştirerek birbirine karışan kelimelerin Joyceivari bitişmesidir. En azından benim için, yürüyüş sırasındaki düşüncelerim ender olarak birbirini tutar.
[ Ankara, Kızılcahamam, Kurumcu, 12.10.2016 ]