Nefessiz kalmak neydi?
;
“
“ Nefessiz kalmak neydi ? Nefessiz kalmak sevmekti. Nefessiz kalmak geceleri herkes seni bir şeyler uğraşıyor sandığında senin yatağın içinde hıçkıra hıçkıra ağlaktı. Gecenin bir yarası kanadı içimin dikiş yaraları. Oturup tavana baktın mı sen hiç ? Gülüşünü bana bakışını tekrar tekrar hatırlayıp ağladın mı hiç?
“Çaresiz kalmak neydi ? Çaresiz kalmak asla bırakmamaktı ama yavaş yavaşa kaybetmekti , çaresizlik sevgiydi sevmekti. Gitme diye bağırmaktı ama gidişini izlemekti , gitme kal diye bağırırken karabasanlar üstünde bağırtmamaşıydı. Eğer bir insanı sevecekseniz acı çekmiş insanı sevin derler. Sevecekseniz birisini mutluluğu unutmuş , hayalleri kırılmış insanları sevin. Çünkü o insanlar bilirler sevginin ne olduğunu. Peki benim hayallerim ? Benim hissizleşmem ? Peki neden sevmediniz ki?
“Sahi aşk neydi ? Aşk güvenmekti demi , bizim gibi aptal insanlarda güvenleri boşa çıkartıyolar. Ama pişman olduklarında sevdikleri , deli divane aşık olduğu insanlar gidiyor hayatlarından. Yavaş yavaş uzaklaşmalarını izliyorken Çaresizlik duygusu kabarıyor insanın içinde demi. Çok güzel sevdim be , beceremedim ama çok güzel seviyorum be. Çok güzel seviyorumda sevmek yetmiyormuş be dostlar bazen , bazen oturup karşısında gözlerine bakmak gerekiyormuş , bazen güvendiğini hissettirmek gerekiyormuş , bazen kıskanmak SAHİPLENMEK gerekiyormuş , bazen ona son kez sarılıp bırakmamak gerekiyormuş , bazen son bakışı bana bakıyormu diye baktığında sana bakmasıymış , sahi aşk son her sarıldığında son sarılma değil midir? Son öpme , son koklama , son sevmek son gözlerine bakma değil mi ? Koşup koşup boynuna atlamak isteği atladıktan sonra sarılırken saç tellerinin arasından göz yaşlarının akması değil mi ? İlk sarılması şaşırması değil mi aşk ? Siz bilmezsiniz , benim bir sevgilim vardı çok güzel sarılırdı. Arkadaşı onu oyalarken ben 500 bilmem kaç kilometre onu görmeye gidip beni neden burda bekletiyosun sabahtan beri diyip arkasını dönerken Dünya’nızın ağır çekime geçtiğini ve onun sizin boynunuza atladığını düşünsenize. Aşk buydu işte . Aşk buydu , aşk sarıldığında onun kokusunu damarlarında ki kan akışı gibi hissetmekti. Aşık olmaksa ona güven vermekti , işte ben bunu yapamadım . Ben çok güzel sevdim , ama ben aşık olamadım.
“ Güven neydi ? Güven insanların içlerindeki kaleydi. Ben o kalenin anahtarını kendi elimle alıp o kaleyi içerden feth edip sonra o kalenin içinde tonlarca dinamit bağlayıp yıkmış adamım. Evet karşınızda çok güzel sevmiş , ama aşık olamamış sevgilisinin güvenini kaybetmiş çaresiz birisi var. İyi bakın bu arkadaşınıza çünkü bir daha bu arkadaşınızı hataları yaparken bulamayacaksınız , insan hatalarından ders alır ya benim bu dersin bedeli çok ağır oldu. Geceleri ağlamaklı , özlemli , gülüşünü özlemekle geçti. Hayattan öğrendiğim tek bir şey var , oda asla vazgeçmemek. Ben o kaleyi nasıl dinamitlerle yıktıysam bu sefer temelini daha sağlam ellerimle her bir taşında tırnaklarımın ellerimin izi ile tekrar inşaa edicem.
“
İçim sessizce seninle konuşuyor, duyuyor musun?
Defalarca bağırdım sana,
Defalarca haykıra haykıra ağladım, duymadın.
Köpekler insanların duyamadığı sesleri duyarlar. Şimdi insanların duyamadığı bir sessizlikte konuşuyorum seninle. Duyuyor musun? Diyorum ki koşup sarılasım var sana. Sarılıp öpesim var. Öpüp koklayasım var. Hasretimi dindiresim var. Çok özledim diyesim var , çok özledim diyesim var...
















