
seen from China
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from China
seen from United States

seen from Norway

seen from Netherlands

seen from United States

seen from India
seen from China

seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from Maldives
senin sustukların benim kalbime eziyet, benim sustuklarım senin gözlerinde hürriyet.
yalnızca dudakların baş edebilir gönlümdeki zemheriyle.
sensizlik şakaklarıma hükmeden bi baş ağrısı.
döndüm dolaştım. her yere sığındım, hiçbir yere sığamadım. yine her şeyimi kaybettiğim o sokağa geri döndüm. ben o gece kafama sıkmadım ama bak; namlu şakağımda, sigaranın kokusu avuçlarımda kaldı. kaçtım. içimdekileri kusabileceğim bi' yer aradım, bi' çöplük. bulamadım zihnimden âlâsını. başım döndü, kaybettiğim hislerim bi' türlü dönmedi zihnime. ben de durdum, olduğum yere çöktüm. sığınabileceğim bi' tek enkaz kaldı. yanaşabileceğim, yakışabileceğim. o çatlak duvar üstüme çöksün diye iyice yasladım sırtımı. üstelik o gece zaman hiç durmadı biliyor musun? o gece zaman aktı. o gece zaman beni bi' parça daha eksiltti. o gece zaman en çok bana dokundu ve sen bunu engellemek için hiçbir şey yapmadın.
"tanrım, neden bütün sözcüklerimi çaldın benden?"
bir. iki. üç. dört. beş. altıncı kahvemi içiyorum ama artık tat almıyorum. bi' kaldırım kenarında oturuyorum ve seni bekliyorum. sonra gözlerimi tavandan çekip balkona çıkıyorum. bi sigara yakıp ellerimi izledim. titrediler ama umursamadım. insanoğlunun umursamazlığından bıktım ama kendime umursamayı öğretemedim. defterimin sayfaları doldu. sanırım yakacağım onu. yaktığımda canım yanacak mı merak ediyorum. biliyorsun, benim canım kolay kolay yanmaz. bir ben yakabilirim ama sanırım bu aralar kıyamıyorum kendime. cebimden çıkartmadığım mavi bi' çakıl taşı gibi saklıyorum onu. çıkartıp atmıyorum ama kimseye de göstermiyorum. avuçlarımın arasında sıkıyorum. belki bu kadar sıkmasam nefes alabilirdim. bilmiyorum. beni kıyamadıklarım bitirdi zaten, biliyorsun. biliyorsun ama konuşmuyorsun. konuşursan mahvolurum biliyorsun. ama ben bilmiyorum. kitaplarımın sayfalarını katlıyorum artık. kendimden izler bırakmayı seviyorum. çok koşuyorum eskiden düşerdim ama artık tökezlemiyorum. kaçacak yerim kalmadı. ciğerlerimde bi' kehf mağarası oluşturdum kendime. defterimi yaktım. kalemimle saçlarımı topladım. izmariti avuçlarının arasına bıraktım ve gittim. yedi oldu. biliyorsun bu ağrı beni bi' gün öldürecek.
"tanrının evi gibi tavaf ettim evinin önünü meryem. sen bir kez olsun uzatmadın kafanı pencerenden."