Coastal ruins in Mahdia, Tunisia
French vintage postcard

seen from Norway
seen from Norway

seen from Norway
seen from United States
seen from Russia
seen from Philippines

seen from Canada
seen from Norway

seen from Germany
seen from Saudi Arabia
seen from Saudi Arabia
seen from Norway

seen from Canada

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Russia
seen from Jamaica
seen from China

seen from United States
Coastal ruins in Mahdia, Tunisia
French vintage postcard
Trofim as a Smuggler in local civilian clothing.
Mahdia ( Tunisia )
Aphrodite from Mahdia
A 2nd c. BCE marble bust identified as the Goddess Aphrodite from Mahdia ( المهدية ), Tunisian coastal city known in antiquity as Aphrodisium when it was under the Roman rule.
Currently at the national Bardo museum (المتحف الوطني بباردو ) in Le Bardo, Tunis, Tunisia. It was discovered during underwater excavations, hence the characteristic marks of erosion.
Photo source: 🏺
Deux à deux
les oiseaux de mer
s’envolaient,
abandonnant
sur le rivage
leur amour.
.
© Pierre Cressant
(Souvenirs de la mer tunisienne, extrait)
(jeudi 15 février 2001, Mahdia)
Kaderimize karşı geliriz çoğu zaman. Başımıza bir şey geldiği zaman bu dünyanın yükünü bir tek biz yükleniyormuşuz gibi veryansın etmeye başlarız. Şükretmeyi bilmeyiz örneğin. Yemek yiyebilmenin, temiz suya ulaşabilmenin ne büyük bir lütuf olduğundan bihaberizdir. Boş yere duyar kasma, yıl olmuş 2023 diyenleriniz olabilir belki. Onlara da saygım var. Bugün Kerkennah'tan Mahdiya'ya giderken yolda şahit olduklarım... Ellerinde şişelerle su bulmak uğruna yola çıkanları gördüm, su şişesini göstererek arabaları durdurmaya çalışanları. Televizyonda gördüğüm, haberlerde işittiğim o hikayelere bizzat tanık oldum. Hepimizin insanlığını sorgulamaya başladım o an. İnsanoğlu olarak ne kadar bencil yaratıklarız. Birileri bir yerlerde yardım beklerken, başımızı nasıl yastığa koyabiliyoruz. Hep daha fazlası olsun diye nasıl hırslanabiliyoruz. Kendimden, vicdanımdan soğumaya başlıyorum sanırım.
Şimdi ise ikinci bir hassas konuya değineceğim. Mahdiya her şeyiyle çok güzel bir yer. Bize istediklerimizi daha rahat bir şekilde orda giyebileceğimizi söylediler. Denizi burada gördüklerimin en temizi, bizim Antalya'yı aratmaz o kadar söyleyebilirim. Burda bir iki günlük evler kiralanabiliyor. On kişi, kişi başı 60 dinardan iki günlük ev kiraladık. Her şey çok zevkli gidiyordu. Gündüz denize girdik, akşamsa canlı müzik olan güzel bir mekana gittik. Dj, Assil'in arkadaşıymış. Mekan çıkışı ben, Hassen, Mohammed ve Arca önden gidiyorduk. Ceren ve Ayşe ortada; Assil, Marriem ve Nour'da en arkadan geliyorlardı. Puştun biri takılmış peşimize. Hayır, bir de kızlar bağırsalar duyacak mesafedeyiz. Üç kere yolda durup laf atmış kızlara. Ayşe en son dayanamayıp orta parmak çekmiş. Arkamı döndüğümde kızlar fena bir haldeydi, Assil'le adam tartışıyorlardı. Çocuklar müdahale etti hemen. Arca'yı bıraksam adama dalacak. Uzaklaştırıp sarıldım, bırakmadım. Başı bizim yüzümüzden belaya gitsin istemiyorum. He bir de sarkıntılık yapan Tunuslu da değil, o da turist. Hödük işte. Kızlar çok kötü oldular. Sakinleştirmeye çalıştım ama nafile. Ceren'in ilk defa başına geldi böyle bir şey. O yüzden daha kötü etkilendi. Ayşe'de onun haline üzüldü. Kadın olmak nerde olursan ol zor iş kısaca. Geçen gün yolda yürüyorum. Akşam saat 11 falan. Motosikletle biri geçti yanımdan. İleride durdu, beni beklemeye başladı. Ben de durdum. Geri gidiyorum, geri geliyor. Daha sonra bir cesaretle yerden bir kaya alıp eve doğru yürümeye devam ettim. Daha sonra bastı gitti zaten. Ne denilir inanın bilmiyorum. O kadar fazla başımıza geliyor ki normalleştirmekten bıktım.
Mehdiya... Tunus'un Bodrum'u adeta. Cumartesi günü akşamı Medina denen bizim kapalı çarşıya benzeyen bir yerine gittik. Arkadaşlarıma ve benim icin özel olan o kişiye hediye aldım. Türkiye'ye dönünce neler olucak bilmiyorum. Ama birisi Tunus'tayken bile aklıma gelebiliyorsa bende farklı bir yere sahip demektir. Bugün Mehdiya'dan adaya dönüyoruz tekrar, proje için. Otobüs burda erken saatte bitiyormuş. Tabi bunları bilmeyen ve bilgilendirilmeyen biz otobüsleri kaçırdık. Öyle olunca El jem şehrine geçip ordan trenle gitme kararı aldık. Minicik bir şehir. Tarih kokusunu girişte alabiliyorsunuz. Sizi karşılayan ilk şey zaten Roma benzeri amfi tiyatro. Şehri biraz gezdikten sonra Sfax'a geri dönmek için tren garına gittik. Daha önce tren hakkında olumsuz yorumlar duymuştum ama aldırmamıştım. Tamamen haklılarmış. Trene binmeden uyardılar, eşyalarınıza sahip çıkın diye. Adamlar, Türk halkı gibi kazıkçı oldukları için koltuk sayısının üç katı falan bilet satıyorlar. Bilet almış olmama ve koltuk numaram belli olmasına rağmen şu an ayakta tıklım tıklım dolu bir trenin içinde Sfax'a gitmeye çalışıyorum.