#BlogFirtinasi 8. gün.
"tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık..."
“Kendi olarak, sana gelen- sana gereksinimi olmadan, seni isteyen- sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen- kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- - O, işte...” Oruç Aruoba
Şimdi size aslında bir sır vereceğim. Bu şarkıda içimden ben çıkıyor. İçimden kelebekler ve kalpler çıkıyor. Şahitlerim var.
....
So take it slow
We can go with the flow
It's unknown where it ends...
......
I got a million different tunes in my heart
And they are all for you
I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show.
"tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık..."
Evet, içimde milyonlarca farklı ses var. Evet, hepsinden vermeye hazırım.
Küçük küçük salına salına, akışına bırakıp bu şarkıyla mutlu olalım yeter.
Yürütsün bizi hayat.
Bunları yazarken bile kalbim hızlanıyorsa var bir şey, bakın söylüyorum.
Hayatın tüm çirkinliğini ve imkansızlıklarını bu parçaya ve onun anılarına bulaştırmadan akıp gidiyorum içinde.
Sihir var. Gördüm.
-- -- --
Bu şarkıyı bir türlü anlatamamıştım kimselere "çok güzel" diye. Sonra bir gün, bir sihirli masalın içindeyken ben, çalınca bu şarkı, gitti, buldu öbür eşini. Duyurdu kendisini. Erişti kulağa. Gitti oradan aklına, kalbine.
Omuz hizasında açılmış bacaklarıyla ayakta duran ve sağa-sola hafif hafif sallanan, sağ elini kaldırdı, elinde bir çubuk tutuyormuş gibi yaptı ve "tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık tık...".
Siz bundan belki de hiçbir şey anlamazken ben kanımın aktığını hissediyorum. Ha, bir de biliyorum ki birinin daha güldürecek yüzünü.
Ben Çıralı'dayım bir süre. Azıcık dokunmayın bana. Dans edip, sarılıp döneceğim ;)
"tık tık tık tık tık tık tık..."
-------------
Gün 8. En sevdiğiniz şarkıyı alın, ismi ve sözleri yazınıza ilham olsun.












