Eğer Ben Bir Mektup Olsaydım
Sakın beni hızlı okuma.
Ben her cümlesi yavaşça hissedilmek istenen bir kalbin itirafıyım.
İçimde gözyaşıyla ıslanmış satırlar var.
Kimi zaman çocukluğumun sessizliği,
kimi zaman bir kadının arzusu.
Kalbimde bastırılmış hayaller,
dudaklarımda söylenememiş cümleler…
hepsi bu zarfa sıkıştı şimdi.
Ben sadece bir kişiye yazılmadım.
Sevgiliye yazıldım bazen,
beni anlayan bir dosta,
kendimden kaçtığım bir gecede
kendime bile yazıldım belki.
Köşelerim kıvrık olabilir…
çünkü zaman zaman bastıramadığım öfkeler oldu.
Ama ardından hemen yumuşadım:
“Yine de sevmekten vazgeçmedim.” dedim.
Ben susarken bile
içimde fırtınalar vardı.
Ama bunu yalnızca
beni satır satır okuyan biri anlayabilirdi.
Ben bir mektup olsaydım…
okuyanın kalbine iz bırakan,
bir daha açılmak üzere
katlanıp yastık altına saklanan bir mektup olurdum.
Ve ben…
kendime yazdığım en uzun mektubum.
“Bir gün biri beni okursa…
lütfen sonuna kadar okusun. Çünkü sonlarımı en çok ben sevdim.”












