İçimdeki sessizliğe ilk kez bu kadar yakınım.
Dışarının gürültüsünden kaçarken, bedenimin fısıltılarını duyuyorum.
Belki de özgürlük, hiçbir yere yetişmeden,
sadece olduğum yerde kalabilme cesaretinde saklıdır…

#batman#dc#bruce wayne#dick grayson#dc comics#tim drake#batfamily#batfam#dc fanart


seen from United States
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Egypt
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
İçimdeki sessizliğe ilk kez bu kadar yakınım.
Dışarının gürültüsünden kaçarken, bedenimin fısıltılarını duyuyorum.
Belki de özgürlük, hiçbir yere yetişmeden,
sadece olduğum yerde kalabilme cesaretinde saklıdır…
Dayanmakla dayanışmak arasında sıkışıp kaldım.
Bazen sadece güçlü görünmek adına, içimde parçalanan sesleri susturuyorum.
Oysa bir ses var içimde, yumuşak ama kararlı:
‘Kendine doğru yürümeyi dene… ama bu kez çabasızca.
Kendini sürükleme, sadece eşlik et o harekete.
“Bazı günler, sadece var olmak bile bir ağırlık gibi çöküyor üzerime.
Bedenim ilerlemek istiyor ama ruhum geride kalmış gibi…
‘Eforsuzca var olmak’ ne demekti?
Hiçbir şey yapmadan da kendim olabilmek?
Hiçbir şeyi kanıtlamadan da sevilmek?”
Bugün sadece boya yapmadım.
Kapıları fırçayla değil,
emekle boyadım.
Her fırça darbesinde
onca yorgunluk,
ama bir o kadar sevgi vardı.
Gece oldu, yorgunluk çöktü.
Ama içimde sessizce parlayan bir huzur var.
Çünkü yalnız değildim.
O yanımdaydı.
Elinde başka bir iş, göz ucuyla bana bakıyor.
Bazen sessiz,
bazen gülümseyerek…
Ve biz bir iş yeri değil,
bir hayal inşa ediyoruz.
Bir köşesinden kapısına,
duvarından tavanına kadar
her şeyde ikimizin izi var.
Bu sadece bir tadilat değil.
Bu,
birlikte yorulmayı göze almanın,
beraber güçlenmenin hikayesi.
Bazen “oh” diyemedik,
bazen elimiz boyadan çatladı.
Ama yine de
sırtımı yasladığım tek yer onun varlığıydı.
Çünkü biz,
sadece bir düzen kurmuyoruz.
Hayatın her yerinde birbirimize tutunmayı öğreniyoruz.
—————
Ellerimiz yoruldu, ama kalbimiz yine aynı yerde buluştu.
Bitiremediğim Kitaplar
Ne zaman bir kitap alsam…
bana iyi gelecekmiş gibi hissediyorum.
Sanki o kitapla birlikte
kendime bir söz veriyorum:
“Bu defa kendimle kalacağım.
Bu defa biraz sadece kendim için bir şey yapacağım.”
Alırken içim kıpır kıpır oluyor.
Bir an önce başlamak istiyorum.
Hatta çantama koyuyorum,
gittiğim her şehre taşıyorum.
Bir otelde, bir kafede,
belki bir sabah sessizliğinde sayfaları açarım diye.
Ama bir türlü okuyamıyorum.
Başlıyorum…
ve bir yerde duruyorum.
Sonra başka bir kitaba geçiyorum.
O da yarım kalıyor.
Yarım kalan kitaplarım çoğaldıkça,
sanki kendimden de bir parça eksiliyor gibi hissediyorum.
Ve içimden şöyle bir fısıltı geçiyor:
“Ben niye hiçbir şeyi tamamlayamıyorum?”
Ama sonra fark ediyorum…
Ben kitapları bırakmıyorum aslında.
Onlar içimde bir yere dokunuyor,
ve orada kalıyorlar.
Bazen bir kitap sadece alınmak içindir.
Bazen sadece taşınmak…
Belki bir gün, tam zamanında açılmak içindir.
Ben aslında kitap değil,
umudu taşıyorum.
Kendime dair bir alan yaratma çabası.
Bitirememek, vazgeçmek değil.
İçimde hâlâ o hevesin, o isteğin var olduğunu gösteriyor.
Ve belki de mesele bitirmek değil zaten…
kalbime dokunanı alıp gerisini affetmek.
Benim kitaplarım yarım.
Ama ben onlardan hiç utanmıyorum.
Çünkü hepsi bir zamanlar bana “iyi gelirim belki” diye dokundu.
Ve bu yeter.
—————-
“Bitiremedim diye değil,
hâlâ başlamak istediğim için seviyorum onları.”
Eğer Ben Bir Mektup Olsaydım
Sakın beni hızlı okuma.
Ben her cümlesi yavaşça hissedilmek istenen bir kalbin itirafıyım.
İçimde gözyaşıyla ıslanmış satırlar var.
Kimi zaman çocukluğumun sessizliği,
kimi zaman bir kadının arzusu.
Kalbimde bastırılmış hayaller,
dudaklarımda söylenememiş cümleler…
hepsi bu zarfa sıkıştı şimdi.
Ben sadece bir kişiye yazılmadım.
Sevgiliye yazıldım bazen,
beni anlayan bir dosta,
kendimden kaçtığım bir gecede
kendime bile yazıldım belki.
Köşelerim kıvrık olabilir…
çünkü zaman zaman bastıramadığım öfkeler oldu.
Ama ardından hemen yumuşadım:
“Yine de sevmekten vazgeçmedim.” dedim.
Ben susarken bile
içimde fırtınalar vardı.
Ama bunu yalnızca
beni satır satır okuyan biri anlayabilirdi.
Ben bir mektup olsaydım…
okuyanın kalbine iz bırakan,
bir daha açılmak üzere
katlanıp yastık altına saklanan bir mektup olurdum.
Ve ben…
kendime yazdığım en uzun mektubum.
“Bir gün biri beni okursa…
lütfen sonuna kadar okusun. Çünkü sonlarımı en çok ben sevdim.”
“Onun boynunun kokusunda kaybolsam,
hiç kimse canımı acıtamaz artık.”