Dolmabahçe sarayı🏯
seen from Russia
seen from Germany

seen from China
seen from United States
seen from Ukraine
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Netherlands
seen from Kazakhstan
seen from Brazil

seen from Australia
seen from United States
seen from Sweden

seen from United States
seen from Kazakhstan
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Spain

seen from T1
seen from Germany
Dolmabahçe sarayı🏯
Çift Finca Yıldız Porselen Milli Saraylar
Fincan: yükseklik 5 x ağız çapı 5,7 cm Fincan tabağı çap: 11,2 cm
LOT: A1910
Video linkde mevcut https://www.antikobjeler.com/detay/1/5/1/1910/2/milli-saraylar
#antika #antik #esi #eskici #koleksiyon #koleksiyoner #dekor #millisaraylar #yildizporselen
#bjkmaslakfutbolokulu #maslak#millisaraylar#maslakkasırları#orduevi#assubayorduevi#mashattan #maslak1453 #nidaparkistinye#nidaparkistanbul #nidaparkseyrantepe #eklips#maslakeklips# (Maslak) https://www.instagram.com/p/CdBVu7FsoT3/?igshid=NGJjMDIxMWI=
Cumhuriyet’in ilanı ile Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Konutu, onun içinde gözlerini yumduğu ve Türk Milleti için oldukça büyük bir öneme sahip olan Dolmabahçe Sarayından fotoğraflar #dolmabahçesarayı #atatürk #istanbul #turkey #millisaraylar (at Dolmabahçe Palace, Istanbul) https://www.instagram.com/p/CS1KlSZN6D9w8YFZ-cg_nfNhec8IvElrjfSXQ00/?utm_medium=tumblr
Milli saraylar damgalı 6 adet fincan Fincan yükseklik: 5 cm Ağız çapı: 6 cm Fincan ağız çapı: 11.3 cm
LOT: A1302
Linkde videosu bulunmaktadır.
https://www.antikobjeler.com/detay/1/4/1/1302/2/milli-saraylar-damgali-6-adet-fincan
#vintage #retro #koleksiyon #koleksiyoner #eski #eskici #dekorasyon #fincan #millisaraylar #millisaraylarfincani
Milli Saraylar Resim Müzesi 26.03.2014 Devlet'in varlığını en az hissettirdiği alan plastik sanatlar. Eğitim kurumları bir tarafa, elinde biri kapalı, birinin 300 tablosu kayıp, diğerileri de bakımsız ve fiziksel olarak yetersiz üç-dört kurumdan başka pek bir şey yok. Bu durumun şükredilmesi gereken bir yönü de yok değil, zira devletin bu "eylemsizliği" belki de bugün plastik sanat piyasasının gelişmesi ve serpilmesinin, sanat kurumlarının her geçen gün izleyici kitlesini arttırmasının önemli bir etkeni olabilir(Şüphesiz istanbuldan bahsediyorum). Bu hakkı teslim edelim fakat bu durumun kültürün demokratikleşmesi noktasında çok gerilerde olduğu da aşikardır. Son kertede özel girişimlerin izleyici sayısında ve bunların mensup oldukları toplumsal sınıflarla ilişkili beklentileri aşağıyukarı bellidir. Önlerine koydukları hedef mütevazidir ve çoğu kez bunlara ulaşmakla yetinirler. Talep eden kesimin daha geniş kitleleri kapsayacak şekilde genişlemesi için acele etmezler. Öte yandan devlet, kültür politikası üretmek yoluyla sanatın kitleselleştirilmesini en önemli bir hedef adletmek durumundadır. Bu konular hararetli biçimde tartışılır, olası yöntemler ve politikalar üzerine kafa yorula dursun, milli saraylar bir adım attı ve geçtiğimiz Cumartesi bir Resim Müzesi açtı. Bu müzeye ilişkin bazı değerlendirmelere geçmeden önce, başlangıçtaki yakınmalarıma cevaben olumlu bir hareket olduğu teslim edilmesi gereken bir açılış bu. Fakat benim nezdimde kitleselleştirme problemine ufak bir katkıdan öteye geçemiyor. Neden olarak şu kadarını sezinlediğimi söyleyebilirim; bu adım kültür ürünlerine erişimi kolaylaştırdığından çok bir prestij meselesi olarak algılanarak atılmış. Şimdilik bu niyet okumalarını bir kenara bırakıp müzenin değerlendirmesine geçelim. Öncelikle 7 yıldır gözlerden uzak bu binanın (Dolmabahçe Sarayı Veliahd Dairesi) tekrar görülebilecek olması dahi tekbaşına müzeye bir ziyaret gerçekleştirmenin bahanesi olabilir. "Başbakanlık çalışma ofisine dahil edilecek" söylentisinin boşa çıkmış olması ve başarılı restorasyonuyla 19.yüzyıl Osmanlı zevkini yansıtan bina tüm ihtişamıyla karşımızda. Ne varki bırakın binanın tarihiyle ilgili girişte yahut odalarından birinde biraz bilgi edinebilme imkanını, giriş kapısından sonra yerini bulmak bile problemli(Resim Müzesi tabelasının asılı olduğu kapıdan değil sağındakinden giriyorsunuz ve içeride sizi müze binasına yönlendirecek işaretler yok). Neyseki bunlar zamanla düzelir deyip içeri giriyorum. Elime salonların planını ve müzenin bölümlerini kısaca anlatan bir broşür tutuşturup geziye üst kattan başlayabileceğimi söylüyorlar. Ücretsiz olmasına sevinirken, broşürü aldığım masada "Bilet Gişesi" yazısı dikkatimi çekiyor. Bunu farkeden görevli "bir süre sonra ücretlenecek" diyor. Yani bir kereden fazla gitmesi gerekmeyeceğini düşünenlere elini çabuk tutması için başka bir neden. Üst katın büyük salonunda sizi karşılayan,dev Abdülmecid ve Abdülaziz tabloları. Size bir sarayda olduğunuzu hemen hatırlatıyor ve dönemin yüksek zevkinin örneklerini göreceğinizi haber veriyor. Neyazıkki, saray binasının ruhunu bu odadan başka bir yerde hissedebileceğiniz bir kısım yok. Bir taraftan ayağınızdaki galoşların hışırtıları, diğer yandan tabloların asıldığı panellerin binanın iç yapısıyla uyumsuzluğu ve soğukluğu size "modern" zamanlarda olduğunuzu hatırlatıyor her fırsatta. Günümüzde müzecilik sorgulanır ve yeniden tanımlarnırken, eserlerle bina arasına bu kadar mesafe konulmasına anlama verebilmiş değilim. Kaldı ki sergilenen tablolar Sarayın tabloları, yani bulunduğu mekana hiç de yabancı olmayan aksine onun en önemli tamamlayıcısı olma rolünde. Fakat gelin görün ki bu durum göz ardı edilmiş; Sarayda saray için yapılan tabloları değil, akademik anlayışla yapılmış klasik eserleri satan şık, büyük bir müzayede evinde geziyor gibisiniz. Tüm bunları bir kenara bırakıp tablolara odaklanmaya, kendime vadettiğim estetik hazzın peşine takılmaya koyuluyorum. Odalar ayrılırken ya kronolojiye ya da kompozisyon birliğine bakılarak sınıflandırma yapılmış. Bu sizi gerçekten her odada farklı atmosfere sokmayı başarıyor(tabi yukarıdaki olumsuzlukları göz ardı etmeyi başardıysanız). Tek tek tabloları, sanatçıları eleştirecek değilim. Fakat şu kadarını söyleyeyim tabloların sınıflandırmaları ve eser seçimi fena yapılmamış. Her bölüm (toplam 11 tane mevcut) tek tek döneminin sanat anlayışı ve bu anlayışın biçimlenmesinde rol oynayan önemli figürleriyle alakalı çok şey söylüyor. Devlet destekli müzelerde didaktik yönü aşırı yüklü, belirli bir tarih bilincinin gözümüze sokulduğu tablo sergilemelerine alışkanlık kazandığımız için bu tarz bir müzeyle karşılaşsam şaşırmayacaktım. Fakat bu defa sanata, resim estetiğine ve dönemin zevkinin gösterilmesine önem verilmiş neyseki. Depolardaki esaretlerinden kurtulup gün yüzüne çıkan, ya da milli saraylara bağlı binalarda işlevselliğine hapsedilmiş, tek başına üstünde durulma fırsatı verilmeyen tabloların bu şekilde düzenlenmesi bir ihtiyaçtı. Gönül isterdi ki, günümüz müzecilik kriterlerinin daha göz önünde bulundurulduğu bir düzenleme yapılsın. Hatta kültür demokratikleşmesi adına bu hazinenin, en azıdan diğer büyük kentlere taşınabilirliği hissettirirsin ama her istediğimiz hemen gerçekleşmiyor tabiki. NOT: Müzeyi gezmeyi planlayan ve benim gevezeliğime aldırış etmeyecek arkadaşım varsa birlikte gezebiliriz, haber versin yeter;)