Seviyorsun, her şeye rağmen. Sevmek mutluluktur zaten. Sende seviliyorsan tabi. Ama insanlar o kadar bencil ki "sevmek" nedir daha bilmeden bir insana umut verip aylarca onsuz yapamazmış gibi hissettirip birden gidiyorlar. Üzülmeye, ağlamaya, ayrılığın o iç yakıcı muhteşem acısına rağmen seviyorsun. Aklından iki saniye çıksa şükredecek durumda olsan bile seviyorsun. İçip bayılana kadar ağlıyorsun her gün. Ailen, arkadaşların herkes sana cephe alıyor kendi yıprattığın için. Ama sen yine seviyorsun. Gülüşü geliyor aklına; geçiyor tüm kızgınlığın. Sanki seni terkeden üzen hayatını mahfeden duygularını sikip atan o değilmiş gibi, HALA SEVİYORSUN. Onun aklının ucundan bile geçmezken senin aklından bir saniye bile çıkmaması canını acıtıyor. Seninle hissettiği, sana hissettirdiği tüm o mükemmel duyguların sahibinin şimdi başka biri olduğunu düşününce yıkılıyorsun. İşte en fazla bu yakıyor canını. Başkasının olduğu, kalbinin başkası için attığı gerçeği seni içten içe her gün çürütüyor. Şu günleri göreceğime ölsem daha iyiydi diye düşünüyorsun. Eskiden olsa kılına zarar gelse dünyayı alt üst edecek adam; şimdi seni kendi mahfediyor. İronilere gülüyorsun. Şaka gibi geliyor. "Ayrılmadık, ayrılmayacağız, bizim aşkımız sonsuz" bla bla bla. Kalbin seni bunlara inanmaya zorlarken beynin o mükemmel adamın artık senin olmadığını, birdaha olmayacağını, son umut tanesinin bile çoktan yitip gittiğini gün gün ruhuna empoze ediyor. Her acının geçtiğini gibi buda geçecek diye kandırıyorsun kendini. Ama biliyorsun, bu acı hiç bitmeyecek.







