Ne çok şeye içerliyorum esasında... Ne çok doldum içeride de tek kelime etmedim dışarıya... Sustum... Biriktirdim... Yazdım... Unuttum...
Söylemediğim, sustuğum çok şey var aslında... Kendime bile itiraf edemediğim acılar, yalnızlıklar ve yanlışlıklar biriktirdim içimde. Kaleme kağıda dokunmadım aylarca... Elime kalem alsam içimdekini yazardım ya ben sadece, sırf içim dökülmesin diye dışıma kaleme kağıda da dokunmadım onca zaman. Kaçtım durmadan.. Senden kaçmayı bırakalı uzun zaman oldu, kaçtığım bu kez kendimdim yalnızca. Binlerce deprem, birkaç ölüm, birkaç kayıp ve büyük yıkımlar gördü ruhum küçük birkaç ay içerisinde ve sineye çekti hepsini öylece...
Olmadığım biri olmak istedim... Sırf sırtıma saplanan hançeri anlamak için, sırf "Neden?" sorusuna cevap bulabilmek için olmadığım biri olmak istedim... Olmadığım biri olmaya çalışırken buldum kendimi, kim olduğumu ancak o zaman görebildim. Her şeye rağmen benim sol yanımda atan bir kalp, içimde sızlayan bir vicdan, susmayan bir ses vardı... Dayanamadım... Oysa ben ölürken, ben yıkımdan yıkıma koşarken kimse düşünmemişti beni. "O güçlü, bunu da atlatır nasılsa..." denilmişti sırtıma son bir hançer daha öylece saplanırken. Dudaklarımın arasında duranın son nefesim olduğunu hesaba katan yoktu. Güçlü kadın hikayesi koca bir yalan mıydı bilmiyorum ama ben güçlü olmaktan, ayakta kalmaktan, kendimi toparlamaktan yoruldum... Sığınacak limanlarım, güvenecek omuzlarım olmadı hiç. Kendi sırtımı kendim sıvazladım hep, "Bunlar da geçecek" diyen bendim bana aynalarda... Aynaya baktığımda başka bir yüz, boş gözler, ruhsuz tebessümler de görsem ben teselli ettim beni. Bana en çok yanlışı ben yaptım belki, bana en büyük zararları ben verdim belki ama toplayan da ben oldum her seferde. Sırf bu yüzden belki kırmaktan korkmadı kimse beni. Yaramı sarmayı biliyorum ben her şeyden önce. Güvenmem gereken kişinin sadece ben olduğumu biliyorum... Sırtımı yaslayıp dinlenecek vaktim yok benim, sırtımı yaslayabileceğim soğuk bir duvardan başka tanıdığım yok..
Bir keresinde çok yaklaşmıştım mutluluğa hiç unutmuyorum... Her şeyin pembe olduğu, güneşin sımsıcak parladığı bir kapıdan geçmiş bambaşka bir dünyaya adım atmıştım... Gerçekliğinden şüphe edip kaçmıştım. Aşka beni düşman eden bendim belki de... Aşktan kaçan, aşka güvenmeyen benden başkası değildi. Oysa elimdeydi. Eli elimdeydi, gözlerinde bizden başka hiçbir şey yoktu... Yine de içimde susmayan bir ses olurdu hep, "Kalk git buradan, her hikayenin sonu aynı!" diye bağıran bir ses... Susturamadım hiç o sesi. Sesime güvendim, içime güvendim. Kaçtım aşktan. Hiç güvenmedim. Belki hayattaki tek şansımdı ve ben elimin tersiyle ittim. Bir kalbi tükettim, bir ömürden geçtim. Avuçlarımın arasına bıraktığın kalbi sıkı sıkı tutmak isterken soluğunu keseceğimi, kalbini sıkarken canını alacağımı hesaba katamadım. Oysa mutluyduk seninle, pembe bir dünyayı paylaşırken sadece mutluyduk. Kalamadım..
Unutmayı çok istedim.. Sıfırdan başlayacak kadar unutabilmeyi, her şeyi geride bırakıp sadece önüme bakabilmeyi çok istedim. Güven duygusunu içimde hissedebilmeyi, kendimi öylece aşka teslim edip savrulmayı çok istedim. "Ben dağılmak istiyorum... Ben savrulmak istiyorum.." Aşkı içimde hissederken içimden tam da bunlar geçerdi hep, hiç başaramadım... Aşkın acısını koydum bohçama. Acısını içimde hissettim. Kovan da bendim, kaçan da bendim yine de hatırlanmayı hep istedim. Her kapıya adımla koşmanı istedim mesela, postacı her kapını çaldığında zarfları titrek ellerle tut istedim.. Başardım da aslında... Derin birer yara iziyim hayatında. Bembeyaz teninde bir kurşun yarası gibiyim. Sırf hayat beni yordu diye... Sırf gücüm kalmadı diye...
Çok isterdim içimdeki her cümleyi yazabilmeyi. Çok isterdim içimi açıp acımı gösterebilmeyi. Çok isterdim gözlerimin neden dalıp dalıp gittiğini anlatabilmeyi, neden sürekli güldüğümü açıklayabilmeyi inan çok istedim. Yapamadım... Gözlerim dalmıyor artık, dolu dolu gözlerle bakıyorum etrafa ve gülmüyorum eskisi kadar. İçimde açık bir yara var benim, kanıyor zaman zaman. Kanıyorum bu gece... Nefes alamıyorum... Acıdan önümü göremiyorum...
Anılardan bir ev yaptım kendime bu gece... Ateşe verdim sessizce... Küllerimi seyrediyorum belki de... Belki son kez yaşıyorum geçmişte.. Son kez özür diliyorum kırdığım kalpten, son kez hatırlanmayı diliyorum..
Bir şarkı tutturdum gidiyorum; "Dağılsın kalbin, öl hatta orada, lanetler yağdır beni hatırla..."
Çünkü her şeyin ötesinde sevdim ben...
Seven bir kalp taşıdım sol yanımda...
Yara bere içerisinde de olsa...
Sevmelerin en güzelini bıraktım sana...