Henüz seni görme ihtiyacının yerine hiçbir şey koyabilmiş değilim; alkol, sigara, önünü göremeyecek kadar sarhoşluk vesaire vesaire…. Yerine neyi koysam elimde koca bir boşluk.
Önceden durmadan kafamın içinde seninle konuşurdum, yıllarca konuştum… Kavga ettim, affettim, af diledim, nefret ettim, tekrar aşık oldum… Her günümü geceye kavuşurken kafamın içinde seninle paylaştım. Paylaştıkça çoğaldık seninle… Önce odaya yayıldık, sonra eve, sonunda tüm evrene… Şimdi gökyüzüne bile bakamıyorum. Öylesine büyüttüm ki içimde seni, ben bile nefes alamıyorum artık.
Ne zaman yorulsam omzunda dinlenirdim, limanım gibi ne zaman halim kalmasa demir atardım sana. Sen bilir, sen tanırdın beni… Konuşmama gerek bile kalmazdı üstelik. İçimden geçeni okur, benim halim kalmasa bile tutardın ellerimden.
Hayata geldiğimden beri, kendimi bildim bileli yarım ve eksikmişim gibi gelir hep. Seninle gözgöze geldiğim ilk gün tamamlanmış gibi oldum bir anda… Başım tam yerleşti omzuna, gözlerin tam denk geldi içimdeki boşluğa… Günlerce susuz kalmış gibi, denize hasret gibi bir solukta içime dolmuştu gözlerin.
Çok korktum ama tam bana göreydin…
Başım dik dursun istedim ama kendi içimde ne kadar kırıldığımı göremedim.
Ve yıllar sonra anca kabul ettim, seni kendi aklımın bile alamayacağı kadar çok sevdim.
-25










