Bugün yeni şeyler fark ettim. Kendini iyi ifade etmeye çalışmak insanı başkalarından uzaklaştırıyor, soğukluk yaratıyor. Bir konuda çok iddialı, kendinden emin konuştuğunuzda karşıdaki insan aslında sizinle aynı fikirdeyse bile sizden soğuyor.
Sonra dünya çok komik göründü gözüme. Oturduğum yerde sabaha kadar kendi kendime gülebilecek kadar sağlam bir kafam vardır.
Donnie Darko'yu yeniden izleyesim gelmişti ama izlemedim.
İlk kez sıfırdan Backbone'lu yapı oluşturdum. Backbone'u coffee'de yazmak sanatsal bir etkinlik. Öğrenince kullanması zevkli, yine de anti-frameworkçü benliğimi fethedebildiğini söyleyemem. Tek kullanımlık ve hacky de olsa her şeyi oturup sıfırdan yazmak daha zevkli geliyor bana. Çünkü öyle.
İşleri kolaylaştıran birkaç küçük fonksiyona sahip olması dışında hiçbir özelliği olmayan dümdüz editörlerin koyu fanatiğiyimdir. Yalnız Webstorm başka bir olay. Dünyanın en iyi kod editörünün kimsenin bilmediği Notepad2 olduğunu ölümüne savunurdum; en iyi grafik düzenleme programı da yine sadece benim bildiğim Paint.NET'ti. Şimdiye kadar iki lüks alışkanlığım oldu: Webstorm ve Coffeescript.
Lüks alışkanlıklardan hoşlanmam. Aynı object-oriented mantığı gibi Backbone'un da aslında çoğu senaryo için hiç de uygun olmadığını iddia ediyorum. İkisi de yaratıcılığı minimuma indirip her şeyi kısıtlıyor. Bootstrap'a karşı, annesini kargalara yedirmiş satanist bir nazinin yahudi ergenlerine karşı hissettiği nefretin aynısını hissediyorum.