. "Bellek belletmekten geliyor. Ya toprağı bellersiniz ya da bir şeyi bellersiniz. Bizim okullarda hep belletirler olur olmaz şeyleri, yoksa canınızı bellerler. Böylece belleğimiz güçlenir. İşe alfabeyi bellemekle başlarlar sonra kerrat cetvelini. Öğrenmek böyle başlar, bellemek ve belletmekle ilerler. Bellemeyene belletirler. Örneğin Ormanlı yönetimi belletme yöntemi üzerine kuruludur. Sonradan o bellediklerimizi hiç unutmayız, büyürken belletilenler de eklenir bunun üzerine. Pavlov'un koşullu refleksi gibi bir şey. Böylece belletiyorlar insana neyi ne gibi düşünmesi gerektiğini ve tüm bilgileri. Dışardan bir uyarı aldığımızda bellediğimiz hemen devreye giriyor ve bellediğimizi anımsayıp çıkarıyoruz dışarı. Böylece bellek bir torba gibi. Ucu bucağı olmayan bir torba. İçine her şey atılıyor. Elimizi daldırıp bu torbadan çıkarıyoruz eski anıları, eski görüntüleri, en önemlisi bize belletilenleri, unutmak isteyip de unutamadıklarımızı, ya da anımsamamamız gerekirken anımsayamadıklarımızı." syf.436 Bu belletilenler mevzusu çok kez canımı yakmıştır. En çok da insanları belli kalıplara sokan ve insanların o kalıplardan dışarı sızmasını kabul edemeyenler, insanları o şekil belleyenler tarafından. Mesela bana bu sitede efendim sen şu siyasi partiye mensupsun, nasıl Nazım okursun, bunu yapma diyen oldu. Garib olan bunu söyleyen kişinin solcu olduğunu iddia etmesiydi. Kusura bakmayın, kalıplara sığmam taşarım hacı abiler/ablalar. Katlanamayan bellediklerini alsın gitsin. Burada bir avuç okur, iyiyiz böyle. Ayrıca gün gelecek Orhan Duru'yu bilmeyen nesle de aşina olmadığımızı iddia edeceğiz. Öyle. #orhanduru #boğultu #bütünöyküleri #2 #yky #yapıkrediyayınları #kitap #neokuyorum #okumakiptiladır #okumahalleri https://www.instagram.com/p/BpMjUtvFbEA/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1mbfvh1xe8ki













