#iwtv#interview with the vampire#amc tvl#sam reid#jacob anderson




seen from Malaysia

seen from China

seen from Malaysia
seen from China
seen from China

seen from United States

seen from United States

seen from Japan
seen from United States
seen from China

seen from Germany
seen from United States

seen from China
seen from China
seen from Bulgaria

seen from United States
seen from Spain
seen from China

seen from Germany

seen from United States
Pitane
https://www.pitane.com.tr/en/Index
Rare Bronze coin from Pitane, Mysia, c. 4th-3rd century BC The head of Zeus Ammon facing right. On the reverse, a pentagram with ΠITAN inscribed around it.
Pitane was a city in the ancient region of Mysia in northwestern Turkey near the modern township of Çandarlı. The city was a member of the league of eleven Aeolian cities that was formed shortly after the Greek settlement of Western Anatolia sometime around the 10th century BC.
Pitane was not a well to do city even though it controlled a large outlying territory. An expression was coined from the misfortunes of Pitane with regard to financial matters during the time of the Aeolians; people who fluctuated ,through periods of bad and good fortune often jokingly referred to themselves as a Pitane.
Pitane was located on the West coast of ancient Turkey, south of the site of Troy.
Anadolu'nun Antik Tiyatroları-4 Aiolis Bölgesi
Aiolis, Batı Anadolu'nun kabaca kuzey bölgesinin antik adıdır. Gediz Nehri kuzeyinden Bakırçay güneyine uzanan bölgedir. Doğusu Yunt Dağları ve Dumanlı Dağ, batıda ise Çandarlı Körfezi ile sınırlanır. Ayrıca Midilli Adası da bölgenin sınırlarına girer. Herodotos, 12 adet Aiol kenti sayar: Kyme, Larissa, Neonteikhıs, Temnos, Killa, Notion, Aigiroessa, Pitane, Aigai, Myrina, Grynaion, Smyrna. Bu kentlerin, M.Ö. 1050 yılı civarında Yunanistan'dan bölgeye gelen Aioller tarafından kurulduğu söylenmektedir.
Pitane Tiyatrosu- Çandarlı, İzmir
Pitane/Çandarlı'da ilk yüzeysel arkeolojik araştırmaları 1910-1911 yıllarında Bergama kazılarında görevli olan A.CONZE ve W.DORPFELD yapmışlardır. Adal mahallesi dediğimiz yarımadanın dil kesiminde bir bağda portakal renkli, perdahlı,mühürlü Sicilya keramiği (Terra Sigilate)türüne rastlamışlardır.
Ayrıca İstanbul müzeler müdürü, Ressam ,arkeolog Osman Hamdi Bey tarafından yapılan kazılarda birçok arkaik monokrom(Tek renkli,çok tonlu) keramiklere,çanak çömleklere ve yortan tipi kaplara rastlanmıştır.Bu buluntularla burada m.ö 2.binde burada bir yerleşme olduğu kanıtlanmıştır.
Bu araştırmalar sonucunda Pitane'nin yapılan planından anlaşıldığı üzere bugün Adal mahallesi diye anılan yarımadanın etrafı surlarla çevrili olup içinde Tiyatro, Stadium, Hamam,dehliz gibi antik yapı kalıntıları saptanmıştır.
Ancak bu antik yapılar yerleşmenin altında kalmış, kıyı kenti olduğu için de varolan işlenmiş taşlar denizden başka yapılara malzeme olması için taşınmıştır.
1958 kışında Çandarlı'da bir arkaik KUROS heykeli bulunmuştur. Prof.Dr.Ekrem AKURGAL'da 1959'da kazılara başlamıştır.
Bu günkü adı Çandarlı olan Pitane, Bergama’nın limanı durumundaydı. Yakın zaman incesine kadar Çandarlı yarımadasının kuzeye bakan yamacında tiyatronun koyağı belirgin olarak görünüyordu. Ancak bu alanın imara açılmasıyla üzerine apartman yapılmıştır.
Aigai Tiyatrosu- Köseler köyü, Manisa
Manisa ili merkez ilçeye bağlı Köseler Köyü yakınındaki Aigai antik kenti, İzmir-Aliağa`ya 14 km. uzaklıkta, Şakran dağından sonra gelen oldukça engebeli Gün Dağı üzerindedir. Aigai`nin tiyatrosu, mabetleri, Gymnasium`u Agora`ya simetrik olarak kuzey-batıda sıralanmışlardır. Batı teraslarından daha alçak olan alt terasın kuzeyinde tiyatro yer alır. Oturma sıraları ayakta değildir, Cavea`sının bütünü toprak altındadır. Skene yıkılmış ve taşları çevreye yayılmıştır. Helenistik devire ait olan tiyatronun M.S.17 depreminden sonra yenilendiği mimari süslemelerinden anlaşılmaktadır.
Aigai’nin henüz kazısı yapılmamış tiyatrosunda izleyici koyağı sınırları ile tiyatronun sol yanındaki terastan giriş çıkışı sağlayarak izleyici sıralarının altına giren tonozlu geçeğin ulaştığı üç boy tonoz toprak üstündedir. Oturma sıralarının altında ilerleyen tonozlu geçitin üstünde bulunan dairesel kesitli destekler, izleyici koyağının 30 derecelik eğimine uygun üç boydadır. Tiyatronun yaslandığı bayırın durumu, izleyici koyağını dar, ince uzun olarak sınırlamıştır. İki kademeli olduğu anlaşılan bu tiyatronun gerçek boyutu kazıdan sonra ortaya çıkacaksa da orkestra çemberinin yarım daireden az olacağı anlaşılmaktadır. Oturma koyağının bu özelliği onu Bergama Akropol tiyatrosuna benzetmektedir. Tiyatronun toprak üstüne çıkmış birkaç oturma sırası taşlarından anlaşıldığına göre kazısı yapılmış kent yönetim binasının oturma sıralarıyla aynı özellikleri göstermektedir. Oturma sıralarının ön cephesi ile sıranın üstünde izleyicinin oturduğu iki kaplama mermer levha vardır. Sıra başlarında oturma sırasının kaplaması merdiven kenarındaki taşlara alttan kurşunla bağlanmıştır. Tiyatronun destek duvarı oldukça özenli, güzel bir taş işçiliğine sahiptir. Hiç su kaynağı olmayan bu tepede yağmur suyu toplama sistemi depolama ayrıca incelemeyi gerektirecek kadar ilginçtir.
İzleyici koyağı boyutlarından anlaşıldığına göre, tiyatro yaklaşık 6.000 kişiliktir.
Phokaia Tiyatrosu-Foça, İzmir
Foça’ya girişte soldaki yamacın eteğindedir. İzleyici koyağının tamamı yamaca oyulmuştur. Bu hali, Anadolu’nun ilk tiyatrolarından biri olduğunu gösterir. Orkestra yarıçapı 31 ayaktır. Sahne binası yüksekliğinin yaklaşık 40 ayak olması gerekir. Tiyatronun sol alt tarafında, ortaya çıkarılmış birkaç sırası ile orkestranın kenarındaki duvarın ayrıntıları görülebilmektedir. Tiyatro, toplam 21 sıralı olabilir. Ancak kazıdan sonra kademe sayısı kesinleşebilecektir.
Yaklaşık 2.400 kişiliktir.
Kyme Tiyatrosu- Aliağa, İzmir
Kyme, Aliağa'nın güney batısında, günümüzde Nemrut Koyu denilen Namura koyundadır. Aiolis'in en büyük kentlerinden biri olan Kyme'den antik tarihçiler, Phrikonis veya Phrikontis olarak da söz etmişlerdir.
Kyme'nin kalıntıları İonya kıyılarındaki diğer kentlerin kalıntılarında olduğu gibi yağmalanmış, yeni kentlerin yapımında taşları kullanılmıştır. Bu nedenle de Antik Çağların ünlü Kyme kentinden günümüze pek az kalıntı gelebilmiştir. Bunlar da sur kalıntıları, ne olduğu yeterince anlaşılamayan anıtsal bir yapı, Ion üslubunda mabet kalıntıları, gövdeleri yivsiz iki sütun dizisi ile tiyatronun yeridir.
Kuzey tepenin eteklerindeki tiyatronun yarım daire şeklindeki Cavea'sının yalnızca izleri görülebilmektedir. Prof. S.Lagona burada yaptığı kazılarda tiyatronun orkestra bölümünün bir kısmı ile on iki sütunun yerleştiği çukurları, mask, silen başı gibi küçük buluntuları ortaya çıkarmıştır.
Kyme tiyatrosu koya bakan yamacın eteğindedir. Yapı batıya bakar. Orkestra kenar duvarının silmeleri oldukça özenlidir. Orkestrayı kaplayan düzgün mermerlerden günümüze bir bölümü ulaşmıştır. Arkeolojik kazı yapılmamıştır. Roma döneminde iki kademeli hale getirip büyütülmüş olabileceği izleyici koyağının ölçülerinden anlaşılmaktadır. Orta boy bir tiyatrodur.
Temnos Tiyatrosu - Menemen, Görece köyü, İzmir
Temnos (Görece Kale) Görece Köyü sınırları içinde ve Menemen'in kuzeydoğusundaki dağlık bölgededir. Güney Aiolia'da yer alan Temnos'tan Herodotos da bahsetmekte ve kentin Klasik Dönem’de gelişme gösterdiği anlaşılmaktadır. Kent İ.Ö. 3. yüzyılda Pergamon topraklarına katılarak Roma hâkimiyetine girmiş ve İ.S. 9. yüzyıla kadar iskân edilmeye devam etmiştir.
Temnos Araştırma Projesi, 2006 yılında, Roma III Üniversitesi'nden Giuseppe Ragone tarafından başlatılmıştır. Temnos’da yapılan Agora’nın üst terasındaki jeofizik taramaları esnasında, bazı eski kazı çukurları ile kazılmış sur duvarları veya büyük teras temelleri olduğu düşünülen kalıntılar tespit edilmiştir. Bu tespit edilen kalıntılar muhtemelen 1934 yılında P. Devambez tarafından yapılan ve yayınlanmamış kazılarından veya bu alandaki daha erken veya daha geç dönemlerde yapılmış arkeolojik çalışmalardan geriye kalan izler olmalıdırlar. Bu arkeolojik çalışmalara ait çok belirgin olmayan kayıtlardan günümüze ulaşan bilgilere göre, Osman Hamdi Bey’in XIX. yüzyılın sonlarında yaptığı sondaj kazısı ve kesin olarak tanımlanamamış Alman arkeoloğun 1938-1940 yılları arasında yaptığı arkeolojik kazı çalışmaları esnasında açmış oldukları kazı çukurlarıdır.
Henüz bilimsel kazı yapılmamış olan ören yerinde definecilerin 6–7 m. derinliğe ulaşan kuyu gibi çukurlar açtıkları gözlenmektedir. Temnos tiyatrosu, meşelerle kaplı olmasına karşın yer yer toprak üstüne çıkmış ışınsal merdivenlerle orkestra çukuruna yuvarlanmış oturma sıralarını, sütunları incelemek olasıdır. Tiyatro koyağının sınırları belirgindir. Çok erken dönem tiyatro örneklerinden biridir. Işınsal yol kenarlarındaki süslemeler aynen Ildırı’daki Erythrai tiyatrosunun benzeridir. İzleyici koyağının tamamı yamaca yaslanmıştır. Kalıntılardan sahne binasının ön cephesinde sütunların olduğu anlaşılmaktadır.
Tahminen 2.800 kişiliktir.