Uçtu uçtu kuş uçtu,
Yandı yürek tutuştu,
Bir sunum yaptım bugün,
Bak ne hallere düştüm!
Şair yukarıdaki şiirde olan biteni 4 mısrada özetliyor. Bugün bir iki dakika performans – kaygı (!) ilişkisinden bahsettim. Yabancı kaynaklarda kaygı demiyor dedim İnanç Hocacığıma; ancak kendisi kabul etmedi. Sınıfın önünde beni bozmamak için de teneffüste gayet naïf bir şekilde ‘’Pısst. Performans kaygı ilişkisi var.’’ demeyi tercih etti. Hızır idi yunus idi derken derse geçtik ve bir sürü spontane davranış çalışmaları yaptık. Şaşırdınız biliyorum. Asuman yine tek cümlesiyle kırdı geçirdi. Ben Gülerle aynı insan oldum. Oflu abi Ali Kemalle bir oldu. Böylece birbirinden bu denli farklı dört güçlü insan olarak dünyadaki tüm insan tiplerini de temsil etmiş olduk. 8 kişilik grubum yine efsaneydi. Adeta ‘’tayfa bela’’ydık. Abarttık da abarttık. Geçen hafta bahsettim ya blogda derse gelen evlenmiş yahu diye. Kanıtlamaya geldiler bu hafta. Gerçekten evlenmişler… İnanç Hocacım ve tüm sınıf olarak ‘’Yaaaaaaa’’ diye iç geçirdik, kendimizi onların yerinde hayal ettik. İnanç Hocacığım hayal etmemiş olabilir ama kendisini dışlamak istemedim…
Gülüşünü görmediğim insan kalmadı sanırım, oysa adlarını hala bilmiyorum. E güzel. Gülüşler kelimelerden daha güzeller zaten










