İnanma, ceketim inanma Kuşların söylediklerine; Benim mahrem-i esrarım sensin.
İnanma, kuşlar bu yalanı Her bahar söyler. İnanma, ceketim inanma!
1940 (Garip I, 1941)
Orhan Veli Kanık, Sakın Şaşırma

seen from Malaysia
seen from Singapore
seen from China
seen from China
seen from China
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Japan

seen from Türkiye

seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
İnanma, ceketim inanma Kuşların söylediklerine; Benim mahrem-i esrarım sensin.
İnanma, kuşlar bu yalanı Her bahar söyler. İnanma, ceketim inanma!
1940 (Garip I, 1941)
Orhan Veli Kanık, Sakın Şaşırma
“Herşeye razıydım sırf anlayasın diye Nemene şeydir sevgi Böyle bok yoluna gidecektin madem Bari ben çiğneyeydim seni.”
"Düşünce yetisi ne kadar gelişmiş olursa olsun, insan içinde yaşadığı toplumun ve çağın sınırları içinde kalıyor ve kör noktaları fark edemiyor."
— Kadınların En Güzel Tarihi, Françoise Heritier, Michelle Perrot, Sylviane Agacinski, Nicole Bacharan
“Kalp vücuda kan pompalıyordu değil mi Çetin? Geceleri uyuyorduk değil mi?”
“Anlamak için, kendimi yok ettim. Anlamak, sevmekle ilgili her şeyi unutmaktır. Leonardo da Vinci, ‘Bir şeyi anlayana kadar onu ne sevebiliriz ne de ondan nefret edebiliriz’ demiş. Bu kadar yanlış hem de bu kadar doğru bir söz duymadım.”
Kendini buraların sahibi gibi hissetmekteydi. Sahibi olacakmış gibi. Elindeki kurşun kalemin hareketi ne kadar kesinse, bu da o kadar kesin gibi geldi ona.
Rand, A. (2003). Hayatın Kaynağı, (çev: Belkıs Çorakçı Dişbudak), İstanbul: Plato Film Yayınları.
“Yüzükoyun yatıyor yüzümde ölüm aşk, sırtüstü uzanmış içime kavuşturmuş ensesinde gri ellerini
Leylağın sesine tutunan yusufçuk boynunda bir leylak lekesi, devrildi devrilecek gözlerimde
bir kaynar gözyaşı kazanı!
Gitme - inme o kuyuya sevgilim! girme - çıkma bu hap krizinin mahzeninden! gitme - giyme üstüne o lacivert matem giysilerini!
Kulakların kanar! durulun kanar! kirpiklerin kanar!
ben kana hamile kalırım sen gidersen!”
“Başınıza geldi mi, bilmiyorum, yüzlerce kez duyduğunuz bir söz, günün birinde sizi en zayıf yerinizden vuruverir. Sanki ansızın yolunuzu kesmiş, çölün ortasında bir atlı gibi karşınıza dikilmiştir. Öylesine kullanılar bu söz gibi: ‘Şu ölümlü dünyada...’ Birden taş gibi ağırlaşır, dibine kadar battığınız dünyaya bakakalırsınız.”