"Bu kargaşanın, bu acımasızlığın, bu hoyratlığın içinde biz, birbirine sığınan iki çaresiz insanız."
seen from United States
seen from Russia

seen from Australia
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from Canada

seen from China

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from China

seen from Czechia

seen from Sweden
seen from Netherlands

seen from Sweden
seen from Yemen
seen from United States
"Bu kargaşanın, bu acımasızlığın, bu hoyratlığın içinde biz, birbirine sığınan iki çaresiz insanız."
"Nasıl durum, Howard? Çok zor mu?"
"Hayır"
"İtlerden birine tavsiye mektubu yazmamı ister misin?"
"Hayır."
Sonra Cameron o konuya bir daha değinmiyordu. İstemiyordu değinmeyi. Roark'un gerçekleşmesinin o kent tarafından reddedilmesi düşüncesini istemiyordu.
“Zaman zaman bir şey yaşarken, olaya dışardan bakıp, o olayı yazmak için yaşadığım duygusuna kapılıyorum. O zaman içimden bir ses, ‘karşındakine haksızlık ediyorsun’, diyor. ‘Olmaz böyle şey’ diyor. Olayın içine tümüyle girmeye çabalıyorum. O an da kendime haksızlık ediyormuşum gibi oluyor. Böylece kendim ve gözetimim arasında bölünüp, zamansızlığıma dalıyorum.”
"...devletin en çok istediği performans ortalama performanstır..."
— Pigme, Chuck Palahniuk
“Bazıları anlamlı anlamlı göz kırparak, Doğulu olan bana, ‘ya kader?’ diye soracaktır. Buna hep bir yelkenli için rüzgar neyse, kaderin de bir insan için aynı şey olduğu cevabını veriyorum. Dümen başındaki insan rüzgarın nereden eseceğine karar veremez, ne şiddetle eseceğine de, ama kendi yelkenini yönlendirebilir. Ve bu da kimi zaman inanılmaz derecede fark eder. Aynı rüzgar deneyimsiz ya da ihtiyatsız ya da yanlış karar veren bir denizciyi felakete sürüklerken, bir başkasını sakin bir limana ulaştıracaktır.”
“gelecek bizim ona yaptıklarımız olacak.”