Efendim bu hikâyeyi rahmetli Cemaleddin Server Revnakoglu'ndan dinledim, Allah rahmet eylesin.
O anlatti.
Bir Tevfik efendi varmış, hâli vakti yerinde. Anne ölmüş, baba ölmüş, alkolik olmuş bu Tevfik efendi. ispirto içmeye başlamış. Ne ev kalmış, ne yatak yorgan, bir hanın bodrumunda hasır üzerinde yatıyor.
Bir gün böyle velâdet mevsimiymiş, Efendimiz'e karşı, -gönül meselesi ya bu- yâ Resûlallâh deyip başlamış ağlamaya. Aklına gelenleri söylemiş, ağlamış, ağlamış, ağlamış. O orada ağlarken zamanın kutbuna Efendimiz tecellì etmiş,
-Git falan handa Tevfik efendi hazretlerine benim selâmimi götür' [buyurmus] kutba.
Kutup kalkmış gelmiş, o hani bulmuş. Soruyor şimdi: “ Burada bir Tevfik efendi hazretleri varmış?”
Düşünmüşler Tevfik efendi, Tevfik efendi? Yok böyle bir kişi. Yâhû muhakkak var, burası şu han değil mi ? Evet. Burada olması lâzim Tevfik efendinin. Bir tanesi saksıyı çalıştırmış. Yâhû burada bir Tevfik var. Bodrumda yatıyor, alkolik.
Alkolik malkolik, bir göreyim demiş.
Efendimiz sûretini de göstermiş ona. Yani Tevfik efendinin şeklini göstermiş. İnmiş oraya bir bakmış ki Efendimiz'in gösterdiği Tevfik efendi.
Uyuyormuş. Oturmuş kutup beklemiş, tâ uyanıncaya kadar dokanmamış.
Bu uyanmış, bakmış bir zât oturuyor. 'Hayrola?'
'Efendim kardeşim' demiş. 'Ben vazifeli olarak gönderildim Hazret-i Resûlullâh tarafından!'
Efendim?' 'Hazret-i Resûlullâh tarafından memûr olarak gönderildim. Iki cihân serverinin sana selâmı var'
'Allah aşkına doğru mu söylüyorsun?
Allah aşkına doğru mu söylüyorsun?' demiş sarhoş, ayılmış.
'Vallahi ve billâhi fem-i saâdetten aldığım selâmi zât-i âlînize getirdim.' Bârgâh-i Izzet'e açmis ellerini
'Yâ Rabbî bundan daha tatlı bir vakit olmaz, emâneti al' demiş. Ve orada sarhoş innâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn. Kavuşmuş sevgilisine.
Hiç kimseyi hor hakir görmeyin. Bu sarhoştu, bu bilmem neydi? Sakın ha, sakın ha. Kapında kul var sultandan ileri. İbrahim Hakki Hazretleri söylüyor;
Harâbat ehline hor bakma oğlum
Defineye mâlik nice virâneler var
Safer Efendi














