Yaparak Öğrenmek, Üretime Müşterek Etmek
İstanbul Art News, Kasım Sayısı
Yaparak Öğrenmek, Üretime Müşterek Etmek
Günümüz Türkiyesi’ndeki kent politikalarının neden içinden çıkılmaz bir çukura dönüştüğünü hiç düşündünüz mü? Kent üzerine üretilen fikirlerin (kent üzerine fikir mi üretiliyor diye de sorabilirsiniz, gayet mümkün) iktidarın ekonomik, politik aygıtına dönüştüğü bir coğrafyada bu çukurun içinden çıkmak güç. Kent üzerine belli hassasiyetlerimizi bile yaşam alanlarımızı savunmak için değil, politikaya bulanmış bir körlük durumu ile dışa vuruyoruz.
Yerel yönetimlerin şapkadan tavşan çıkarır şekilde yaptığı belediyeciliğin hepimizi şaşırttığı bir gerçek. “Şaşırtan, hayret ettiren” bu yönetim metotları şov dünyası için gayet uygunken, güncel mimarlık ve kent konularına o kadar uzak kalıyor. Bugün artık kentler üzerine olan süreçlerin şeffaflığa, katılımcılığa uzak, “çılgın”lığa yakın olduğunu kabul etmek gerekiyor, en azından yerel yönetim perspektifinden bakınca benim için böyle görünüyor. Bunu karamsar bulabilirsiniz, ama öte yandan bu karamsarlığın pozitif bir tarafı da var. Bu, bizim kentlerimizin büyük çaresizliği, arada kalmışlığı, asla tutunamayan, hep bir eksik, yamalı şekilde büyüme hali. Bunun neresi pozitif demek mümkün, ama alışılan hazır kalıplardan kurtulup, bu verimsiz zihin toprağında yeni oluşumları kurmak, aktif davranmak, daha da kolay. Burada çok duyulan kent klişelerini tekrar etmek değil amacım, çünkü söylenmek kolaydır, karamsarlık da görece kolaydır. Peki tüm olanlar içinde yeni yolları nasıl kuracağız?
Yaparak öğrenmeyi içselleştirmek burada üzerine düşünülmesi gereken bir nokta. Bu içselleştirme yolculuğu, ne ağır kuralları olan, tek bir düşünceyi dikte eden bir rehberle olmalı, ne de kervan yolda düzülür mantığı ile öngörüsüz bir macera olmalı. Çoğu zaman üzerine konuşulan hibrid sistemlerin önemi burada kendini gösteriyor; tek bir düşünce sisteminin peşine düşmeden, çoğalabilen doğrusal olmayan bir düşünce yapısına sahip olmak kente dair yeni yollara götürebiliyor.
Ama bu yolculuklar çoğu zaman kıyıda köşede kalan, sınırını aşamayan tartışmaları da kapsayabiliyor. O yüzden karar vericilerle, yerel yönetimlerle buluşma şansı bulamıyor. Studio-X İstanbul bir kent laboratuvarı olarak bu tartışmaları kente taşımak için bir fırsat. Columbia Üniversite’sinin dünyanın çeşitli metropollerinde yürütmekte olduğu Studio-X programı, hemen hemen bir senedir İstanbul’da da faaliyet gösteriyor. Studio-X İstanbul, önümüzdeki günlerde, tam da bahsettiğim bu yaklaşımları ortaya çıkarabilecek ve bir kırılma noktası yaratma potansiyeli yüksek bir proje için SANALarc ile işbirliği yapacak. SANALarc, Alexis Şanal ve Murat Şanal’ın 2002 senesinde kurduğu farklı ölçeklerde işler üreten, aynı zamanda da araştırma projeleri sürdüren İstanbul merkezli bir pratik.
Bu işbirliğinin sonucunda ortaya çıkan proje ise HEY!. Aslında bu işbirliğinin ürününden sadece bir proje olarak bahsetmek de mümkün değil. HEY! herkesin kent tasarımında aktif rol alması ve güçlü semt kültürleri yaratmak için kurulmuş geniş bir paylaşım ortamı. Bu ortamın da ilk amacı Imaginable Guidelines İstanbul (igi). (Bu paylaşım ve iletişim ortamının isminin neden sadece İngilizce seçildiği de ayrı bir tartışma konusu.) Amacı, herkesin kent tasarımına katılımını sağlamamak olan bir projenin dil bariyerine takılmadan “herkese” ulaşabilmesi çok daha anlamlı olurdu diye düşünüyorum. Bu isim meselesi projenin değerini düşürmese de, iletişim kabiliyetini sınırlandırabilir.
Imaginable Guidelines İstanbul (igi), İstanbul’un sahip olduğu potansiyeli, güçlü paylaşım kültürü aracılığı ile gündeme getirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım bir anlamda veri toplama, kente dair uzmanların, belediyelerin, tasarımcıların, akademisyenlerin ve sanatçıların katkısı ile gelişen bir süreç. SANALarc bu süreci bir kart oyunu olarak tasarlamış. Imaginable Guidelines İstanbul (igi), 6 ayrı kategoride 100’den fazla karttan oluşan bir veri tabanı olarak yayınlanacak. Hali hazırda açılmış olan HEY! (igi)’nin web portalı hey.imaginableguidelines.com üzerinden yayınlanmış kartlara bakabilirsiniz ve katkıda bulunabilirsiniz. SANALarc yaratıcı ekibi kentsel tasarım uzmanı Alexis Şanal ve editör Semra Horuz bu çağrıyı bir çok isimle paylaşmış ve söz konusu çağrının geri dönüşleriyle birlikte şu an web portalında görebileceğiniz kartlar oluşmuş durumda. Çalışmaya katkı şu an 15 Aralık’a kadar herkese açık; dileyen herkes web portalına girip fikrini paylaşabilecek, katkı koyabilecek. 2015 kışında da kartlar seçilerek yayın haline getirilecek.
HEY! Imaginable Guideline Istanbul (igi), bir mimarlık pratiği ve kent laboratuvarının yaparak öğrenmeye başlaması için iyi bir girişim. Bu sürecin aynı zamanda manipülasyona, spekülasyona ne kadar açık olduğunu bilmek, projeyi değerli kılan durumlardan biri. Projenin üzerine düşünürken yaşanabilecek bir arınma ve memnuniyet hali var ve bunu kırmanın yolu da büyük olasılıkla iletişim kurmaktan geçiyor. HEY!’in en çekici tarafı, bir şey sormuyor, herhangi bir şeye yöneltmiyor. HEY! çağrısını yapıp, hep birlikte kentleri daha yürünür, yaşanır, sevilir kılalım diyor, üretime müşterek ediyor.









