სანტავიკ ფაუერ



#iwtv#interview with the vampire#the vampire armand#assad zaman

seen from Brazil
seen from Tunisia

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from T1

seen from Türkiye
seen from Philippines
seen from Germany

seen from Brazil
seen from United States
seen from Italy
seen from China
seen from United Kingdom
seen from Vietnam

seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from Germany
seen from United Kingdom
სანტავიკ ფაუერ
Ben
Duyumsuz Kulak Sahipleri
Söze nereden gireceğini bilemeyenler orkestrası çaresizlikten bitkin düşmüş halde kapalı bir kapı önünde bulunmuşlar. Üzülmelerden üzülme beğenemeyecek kadar kararsız oldukları için de lafı uzatmadan kestirme yollara dökülmüşler- bu yolların en azından birinde çıkmaz sokak bulma umuduyla- Çıkarsız dertleri olduğundan mı yoksa, çıkmaza girmenin çağımızın en ”psikolojiktir o” asıllı hastalık olmasından mı bilinmez, çıkmaz sokağa çıkmak güneşin alnında ağaç gölgesi bulmakla birmiş onların nazarında. Bir yemeni ustasının dediğine göre kestirme yollardan geçerken, kapılara dayanıp derdini sevenler semaisi dinletiyorlarmış kapı ardındaki kulaklara.
Duyan perişan, duymayan bin pişman. Pişman olan kale kapısına baş vurmaya. Kale kapıları kan çanağı. Kapılar duvar.
Duyumsuz kulak sahipleri ‘’madem derdini sevenler semaisini duyamadık, aşk semaisi dinletin bize’’ diyerek dayanmışlar kale kapılarına, kan yerine kızılcık şerbeti aksın diye yollara. Ama kale muhafızları da kapı gibi adamlarmış. ‘’aradığınız her neyse burada değil diyerek’’ geri çevirmişler gelenleri. Asıl giriş kapılarınınsa cengaver taş ustaları tarafından arşınlarca örüldüğünü öğrenen duyumsuz kulak sahipleri de, çaresizlikten çıkmaz sokakları putlaştırıp onlara bel bağlamışlar söze nereden gireceğini bilemeyenler orkestrasıyla ve bir karar almışlar. ‘’Gelin şu sözün sesini kısalım. Böylece duyarız belki birbirimizi ve buluruz söze girecek doğru kapıyı’’ demişler. İçlerinden biri, ‘’ sesi bet olanların sesini kısalım, böylece kulağımız şenlenir iyileşiriz’’ demiş.
Başka biri ‘’göğün dev hapşuruğu olan şimşek çok gürültülü , ağzını da kapatmıyor, gönüllü kazalar çıkıyor elinden .bence onun sesini kısalım’’ demiş.
Bir başkası ‘’akordiyona vokalistlik yapan yağmurun sesini kısalım, her vakit göğün ağladığına mı şahit olacağız’’ demiş. Öbürü; ‘’çocukların şen sesini kısalım. anlayamadığımız mutluluk bizim değildir, bizim olmayansa görülmeye değer değildir’’ demiş.
Ve öneriler sürmüş gitmiş. Yıkılan sonsuz domino taşları gibi. Başka sesleri susturmak için öneriler arttıkça gürültü çığ olup kendi üstlerine yürümüş. Her dilden bir ses, her kafadan bir dert, her yoldan bir çıkmaz sokak türemiş. En sonunda içlerinden biri bu sıkıntılı hali fark edip almış eline görünmez bir ferman
Bizim sesimiz değil dilimiz hastalıklı, fikirsiz zihnimiz hastalıklı taş duvarlar içindeki ruhlarımızla beraber. gelin önce onları iyi edelim, sesimiz işte o zaman hoş gelir belki kulağımıza Üslup hastalıklı dilin Düşünce, hastalıklı zihnin Dua, hastalıklı gönlün ‘’O’’ hastalıklı ruhun sodasıdır.
Diyerek sözünü bitirdiği vakit tüm ölü eller doğrulmuş göğe doğru, su kaybettiği yolu bulmuş, yorgun nefesler durulmuş, ses yerini düşünceli bir sessizliğe bırakmış. Yağmur atıyormuş , deli bir yağmur, içleri dışlarıyla bir yıkayan yağmur.. Yağmura vokalistlik yapan akordiyon giriş yapmış söze adamakıllı bir sükunetten sonra:
Dışarda neler oluyor bilmiyorum? göğe sorsan dev küfelerce soğan doğramıştır eli aman, ezkaza dökülmüştür gözü ben bugün göğe sormayalım derim
yağmur çok atıyor perşembeleri ekseriyetle daha da gürleşiyor yokuş yukarıdan aşağı dim dik çapraz x sarmal eli soğanlı, hamuru mayalı YAĞMUR ‘ ‘ ‘ ‘ ‘ ‘ ' ‘ ‘ ‘ ‘ ‘ ' ‘ ‘ ‘ ‘ ‘ bana kalırsa sadece yağmur yağmıyor hikmet ’e sorarsanız -ki eyvah- ‘’hayır efendim ne münasebet, gök düpedüz yağmur atıyor’’ ben bugün hikmet'e sormayalım derim.
-bize kalırsa da sadece yağmur yağmıyor. zira sadece yağmur yağsa ruhumuza varamazdı su- vardı yıkadı içimizi işledi taa içimize... -------------------------------------------------------------------- -Bakkaliye/Santavik