seen from United States
seen from Canada

seen from Egypt

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from Mexico
seen from Türkiye
seen from China
seen from Oman
seen from China
seen from United States

seen from Colombia

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia
Cualquiera que niegue la autoridad y luche contra ella es un anarquista
Sébastien Faure - (1858-1942)
#ToucheRadioStation ♥️ Sébastien Faure - Possible
Sebastien Faure - Smiling Faces
DEEP / OEIL TOTEM
We are on Facebook // Twitter //Soundcloud
Mary's Flight - Sebastien Faure
SEBASTIEN FAURE - Straight Love
Tembelleri ne yapacağız?
"Her kim ki otoriteyi yadsır ve ona karşı savaşırsa, o bir anarşisttir," diyordu Sebastien Faure. Tanımın basitliği çekici gelir birçoğumuza fakat anarşizmin ne olduğunu tam olarak kavramak için daha çok tanımlamak zorundayız. Tüm anarşistler otoriteye karı savaşır fakat otoriteyi yadsıyan ve ona karşı savaşan herkesi anarşist olarak adlandırmak mümkün değildir.
Düşünceye dayalı olmayan isyan insanı anarşist yapmaz; iktidarın felsefi yada dinsel bir reddi de. Mistisizm yada Stoacılar anarşi değil, başka bir krallık ister. Anarşist tanımına gelince üzerinde uzlaşılmış iki tanım vardır.
Anarşist: Özgürlüğün yaşanabilmesi için hükümetin yok olması gerektiğine inanan kişi.
Anarşist: Yıktığı düzenin yerine hiç bir şey getirmeyen bir düzensizlik teşvikçisi.
İkinci tanım popülerleştirildiğinden dolayı insanlar anarşisti bu tanıma göre tanımlıyorlar. Bu sadece Türkiye'de böyle sanılıyor demek istemiyorum. Tüm dünyada böyle genel bir anarşist stereotipi vardır, hançer yada bombayla yerleşik toplumun temel direklerine saldıran katil stereotipi hepimize tanıdık gelir.
Ancak nedense anarşist düşünce tarihini incelendiğinde sizde fark edeceksiniz ki bu tarihte rol oynayan şiddet eylemi kahramanı sayısı, söz şövalyelerinin sayısından çok daha azdır.
"Anarşi," anarşizm" kelimelerine dönecek olursak bu sözcük yunancadaki Anarchos, sadece "yöneteni olmayan" anlamına gelir; dolayısıyla anarşi genel bağlamda bir negatif yönetilemezlik anlamında ya da düzenin korunması için yönetim gereksiz olduğu için pozitif yönetilmeme durumunu ifade etmek için kullanılabilir. [Aslında bu anlam bir çok şeyi açıklıyor]
Türkiye'de kendi arkadaşlarımdan gördüğüm saçma sapan bir algı hatası aklıma geldi. Örneğin Pierre Joseph Proudhon gibi öncü liberter, paradoksların ve çelişkilerin adamı olarak tanınan ve aynı zamanda anarşist tarihin ünlü kahramanlarından olan şahsın "Mülkiyet Hırsızlıktır" adlı kitabını komünist düşünceye dahil edenler var. Söz söylerken dikkat etmek lazım, dikkat etmediğimizde de mütevazı olmamız gerekir.
İnsanlar anarşistlerden neden nefret eder? Açıklayayım, çağdaş toplumsal bilimler için hayati önem bir önem taşıyan otorite ilkesine saldırırlar ve böylelikle sıradan insanlarda suçluluk duygusuyla karışık bir nefret tetiklerler; Anarşistler aslında "Kim babasının ölümünü arzu etmez?" diye bağıran Ivan Karamazov'a benzerler. Ortalama insanın otoriteye karşı tutumunun ikircililiği, gizli gizli hissettiği kızgınlıkları açıkça dile getirenlerden kuşku duymasına yol açar; ve bu nedenle bu kadar çok insanın -tarih tersini gösterdiği halde- hala anarşizmi mutlak yıkım, nihilizm ve politik terörle aynı kefeye koymasının nedenini Erich Fromm'un "özgürlük korkusu" olarak adlandırdığı psikolojik durumda bulabilirsiniz. [Bu arada bu tür şeyleri seviyorsanız Fromm'un kitaplarına bayılacaksınız.]
Anarşistler ile marksistler arasındaki farklar genel harita üzerinde anarşizmin neler olduğunu anlamamıza yardımcı olur. Örneğin Marksist, toplumsal evrimdeki geçmiş bir aşamayı temsil ettiği için ilkeli reddeder. Yani bir marksist için kabile sakinleri, köylüler, küçük zanaatkarlar, burjuvazi ve aristokrasiyle birlikte tarihin çöplüğüne aittirler. [komünist reelpolitik, şu anda uzakdoğudaki köylülerle bir yakınlaşmayı gerektirebilir, ama bu politikanın amacı her zaman köylüleri tarım proleterlerine çevirmektir. Anarşistler ise köylüye umut bağlarlar. Köylü toprağa yakındır, dolayısıyla daha "anarşik" bir durumda vardır.
Diğer taraftan anarşistin doğallık, kendiliğindenlik, bireysellik kültü, onu Marksist'in kendi ütopyasının başlangıcı olarak gördüğü modern sınai ve devletçi toplumun son derece örgütlü yapısına karşı olmaya iter.
Tüm anarşistlerin savundukları taktiklerin hepsini birleştiren ve niteleyen şey, dolaysız olarak bireysel kararlara dayanmalarıdır. Böylece birey toplumdaki yaptığı her şeyi kendi istediği için yapmış - yapmamış olur. Böylece günümüz demokrasisine yapılan eleştirilerden nasıl anarşizmin yükseldiğini görebiliriz. Örneğin demokrasi halkın egemenliğini savunurken, anarşizm bireyin egemenliğini savunur. Eskiden de kralın egemenliği hüküm sürerdi. Buna ek olarak anarşizm çoğunluğun kendi iradesini azınlığa dayatma hakkını reddeder.