Fırtına dinmiş , sular çekilmiş , güneş açmış, kurumus Şövalye.
"Bu bep böyledir," diye düşünmüş, "Fırtına gelir, fırtına diner. Sular gelir, sular gider. Güneş batar, güneş açar."
Hayatımızın da fırtınası bir gün diner, elbet bir gün güneş açar, elbet bir gün kurur içimiz. Oylesine bir başına, bir başka dağın tepesinde bulmuş kendini şövalye. Zar zor ayağa kalkmış, başını kaldırmış. Yıldızına ulaşmak için asması gereken üç dağ kaldığını görmüş hafifce gülümsemiş.
"Ey bulutlar,'" demiş :
"Sevdiğime yaklaşmamın yolu sürüklenmek miydi? İnsan ancak kendini mahvedersemi bulur sevdiğini ? "


















