seen from Germany
seen from China
seen from China
seen from Netherlands
seen from Egypt
seen from Netherlands
seen from Germany
seen from Canada
seen from China
seen from Mexico
seen from United States
seen from United States

seen from Kazakhstan
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from Netherlands

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
Holmenkollen ski jump
Hollmenkollen Ski Jump’ın inşaası gerçekleşirken çelik çubuklar bölümler halinde önceden birleştiriliyor.Daha sonra bu bölüm bölüm olan çelik gruplar sırayla bir vinçle taşınıp havada diğer parçayla birleştiriliyor.Yapının strüktürü 8 bölümün ayrı ayrı birleştirilmesinden oluşuyor ve birleştirilmeye ilk olarak çekirdekten başlanıyor.İlk önce yaklaşık 123.000 kglık 1. ve 2.bölüm önceden birleştirilip taşınıyor.Daha sonra da 131.000 kglık ve 186.000 kglık bölümler birleştirilerek devam ediliyor.Son olarak konsol çalışan bölümü kaldırıp birleştiriyorlar ve Toplamda 1.200 Ton çelik kullanılmış oluyor
https://www.youtube.com/watch?v=gxLYXcf5B3I
Deniz Müzesindeki kayıklar müzeye nasıl alınmıştır?
3. "Müzehane" ismiyle 1897'de açılan Deniz Müzesi, Kasımpaşa'da eski kadırga gözleri ile yol arasındaki Mayın Müfreze Komutanlığı binasındaydı. 1933 yılında mayın deposuna duyulan ihtiyaç neticesinde tüm objeler, kadırga gözlerindeki büyük kayıklar hariç Kasımpaşa'daki Nakkaşhane'ye taşındı. 1934'te "Deniz Müzesi" adını aldı. 1939'da savaşın başlamasıyla koleksiyonun Anadolu'ya aktarılması kararlaştırıldı. Çok değerli eşyalar Ankara'da Sarıkışla Binası'na, ikinci derece değerli olanlar Niğde'de bir bazilikaya, üçüncü derece değerli olanlar Seymen'deki Amerikan Okulu'na, arşiv defterleri Bozüyük'e nakledilmiş, toplar tersane içinde toprağa gömülmüş, saltanat kayıkları ve kadırga, tersanedeki gözlerine geri koyulmuşlardı. 1946 yılında savaş sona erince tüm koleksiyon Anadolu'dan geri getirildi ve bu kez Kasımpaşa'daki Divanhane binasına depolandı. 1948 tarihinde Dolmabahçe Cami, güney kısmındaki saray garajı, kayıkhanesi ve havuz "Deniz Müzesi"nin yeni mekanı olarak belirlendi. Tüm koleksiyon bu kez buraya taşındı. 1956 yılında Dolmabahçe Caddesi genişletilirken Saray garajı ve kayıkhanenin yıkılması gerektiğinden, buradaki kayık ve eşyalar Dolmabahçe Sarayı'nın kuzeyinde kalan eski Sahilsaray'ın Arabacılar Dairesine geçirildi. 1960 yılına dek, Deniz Müzesi koleksiyonları Dolmabahçe Cami ve Arabacılar Dairesi'nde teşhire açık kaldı. 1961 yılında Beşiktaş Vergi Dairesi'nin mülkiyeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na devredildi ve koleksiyonlar buraya taşındı. Birçok obje, özellikle kadırga ve saltanat kayıkları müzenin 110 yıllık tarihi boyunca taşınmalardan yorgun düşmüşlerdir. Kadırga yeni bina inşa edilirken arsadan uzaklaştırılamayacak denli yaşlıdır. Bu sebepten, yarışma şartnamesinde de hassasiyetle belirtildiği üzere mekansal kurgu ve inşaat etaplaması kadırganın asgari hareketini sağlayacak şekilde yapılmış ve 2 etap arasında kadırga ve diğer kayıkların doğru iklim şartlarında korunacağı bir geçici bina tasarlanmıştır. Umudumuz inşaat esnasında kadırganın 1 günde halatlar ve makaralar yardımıyla katettiği 75 metrenin onun ömründeki son hareketi olması ve İstanbul Deniz Müzesi'nin yeni kayıkhanesinde burnunu İstanbul Boğazı'na vermiş bir şekilde sonsuza dek ziyaretçilerini ağırlamasıdır. Kaynakça http://www.arkitera.com/proje/2784/http---arkivcomtr-proje-istanbul-deniz-muzesi-2784
Kaynak yapılmasının bulon ve perçin kadar sağlam bir birleştirme aracı olmamasının nedeni nedir?
Kaynak yaparken birleşecek nokta 3000-5000 derecelik sıcaklıklara maruz kalarak eritiliyor.Bu erimenin sonucunda çeliğin homojen olma durumu bozuluyor. Bozulma, farkına varılmayacak bir kırılma noktası oluşturabiliyor. Ayrıca kaynağa uygulanan ısıl işlemler, kaynak dikişinde ve bağladığı metallerde uyuşmayan ısınma ve soğuma olayları yaratıyor ve şekil değiştirme meydana getiriyor.Buna rötre deniyor. Rötre kaynakta önüne geçilmesi olanaksız bir olaydır, ancak bazı tedbirler alınarak etkisi mümkün olduğunca azaltılabiliniyormuş. Bunların yanı sıra kaynağı yapan ustanın, her kaynağı aynı şekilde yapamaması farklı bir tartışma konusuyken; farklı ustaların farklı kaynaklar yapması da birleşmenin sağlıklı olması açısından ciddi sorunlar yaratabiliyor.
Bence burda sarılı kalmışlardır…😍💙 Çok özledim 😪
Gevreklik ve rijitlik arasındaki fark nedir?
Gevreklik bir deformasyon durumudur. Rijitlik ise bazı hesaplamaların göz önüne alındığı bir kavramdır.
Rijitlik , farklı kuvvetler altında şekil değiştirmeye karşı olan dirençtir. Bu direnç yüksek de olabilir düşük de olabilir. Buna göre rijitliğin bazı durumlara bağlı olarak yüksek ya da düşük olması ; sünek ya da gevrek maddeyi ortaya çıkarır.
Yani bence rijitlik bir değerdir. Gevreklik ise bir niteliktir.
Bir yapıdaki süneklik neden önemli?
Betonarme yapılarda tehlikeyi önceden haber vermesi ve böylece önlem alınmasına zaman kazandırması açısından süneklik önemli.Süneklik yapının yıkılmadan şekil değiştirmesine denir.
Sünekliği meydana getiren asıl önemli şey bence donatıdır.Yani demek istediğim bir yapı bir ağırlığı kaldıramazsa içindeki donatının bükülme özelliği yapının aniden çökmesine engel olabilir.Ancak yapı sadece betondan oluşsa idi bu gevrek bir malzeme olacağından uyarıyı vermeye ve önlem alınmasına zaman kalmazdı
Bunun dışında betonarme bir yapıda da ani çökmeler olması muhtemeldir. Hatta bunun ölümlere sebep olan ; derste Figen hocamızın verdiği örnekte kolonları traşlanan betonarme bir binanın yükleri taşıyamadığından ve bükülme özelliğini kullanamadığı için ani çökme yaşandığı da bir diğer durumdur. Bu durumda bence sünekliği ortaya çıkaran şey donatı olmakla birlikte etkisini gösterebilmesi açısından kolon gibi destekleyen elemanlarına da ihtiyaç duyulur.