insan büyür beşikte
mezarda yatmak için.
hüseyin nihal atsız

seen from United States
seen from Australia

seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Germany
seen from China
seen from Kazakhstan

seen from Türkiye
seen from Netherlands

seen from Russia
seen from United States

seen from United States

seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from China
seen from Germany

seen from Poland
insan büyür beşikte
mezarda yatmak için.
hüseyin nihal atsız
Yaprak mı düşmek ister ağaçtan, yoksa artık ağaçmı kovar dalından.
Yağmur mu yağmak ister yer yüzüne, yoksa bulutlar mı kovar dumanından
Balık mı oltaya takılır yoksa denizi mi dalgasıyla iter balığı oltaya
Sebepler mi sonuçu oluşturur yoksa sonuçlarmı zorlanır oluşmaya
Hayat bu tutsaklıkta ne zaman serbest kalır huzura...
bu uzun olmadı .d
“Eritmeliyim evet beni donduran o buzları O buzları eritecek tek şey gözyaşımın tuzları”
diyen sagopa sözleriyle başlıyorum yazıma. Yine bir konu belirlemeden geçtim bilgisayara. Tabi spotfy ve malum reklamları da eşlik ediyor bana. Hala konu gelmedi aklıma ): Madem öyle yazamadığım postumu yine sagopa ile bitireyim. (niye hep düzgün yazı mı yazacağım arada ben de saçmalaya biliyorum işte xd)
“Cehennemde yaşadığım için cennet hakkımdır.“
Meğer en çok ihtiyacım olan şey başımı sokabileceğim kendime ait bir evmiş.
Mekke-i Mükerreme'de paramı kaybetmiştim. Para bekliyordum, lâkin henüz gelmemişti... Mâlum, Haccın bir rüknü olarak belli bir vakitte saçını sakalını kısaltman icap eder. Bir berbere girdim. Bir müşterisini tıraş ediyordu... Utanarak sıkılarak; - "Afedersiniz; param yok, ALLAH rızası için saçımı-sakalımı düzeltebilir misin?" diye sordum. Berber beni bir an süzdü, sonra tıraş ettiği adamın yanındaki boş koltuğu gösterip, - "Buyurun, oraya oturun" dedi. Tıraş ettiği adama: - "Müsaadenizle sizi bekleteceğim biraz; Sizi ücreti mukabilinde tıraş ediyorum, lâkin bu adamcağız ALLAH rızası için istedi; bekletmemem lazım" dedi. Ve benim de müşterinin de itiraz etmesine fırsat bırakmadan beni tıraş etmeye başladı. Tıraştan sonra, üstümü fırçalarken cebime de biraz para sokuşturdu. - "Ben "ama..." diye itiraz ederken tebessümle; - "Acil ihtiyaçlarını karşılarsın, bu kadar kusuruma bakma." diye fısıldadı.
Aradan birkaç gün geçti, beklediğim para geldi. Doğruca ona gidip, içine düştüğüm durumun aslını anlattım ve binbir teşekkürle yüklü miktarda para uzattım. Gülümseyerek elimi tuttu, kibarca itti, -"Alamam." dedi. "ALLAH için olan işin bedelini kullar ödeyemez, var git sen de başkalarına ALLAH için iyilik yap, ALLAH selamet versin." Helalleşip herhangi bir ödeme yapamadan oradan ayrıldım. Ama tam kırk senedir onun için duâ ediyorum. Onun için dua etmeye doyamıyorum. Geceleri uyandığımda bile onun için dua ediyorum. ALLAH (c.c.) cümlemize iyi kullarından olmayı nasip etsin ve dahi iyi kullarıyla karşılaştırsın İnşâALLAH. Âmin... (Alıntı)
"Serbest bırakılan ve özgürlüğüne kavuşturulan şeyler"
Serbest düşünce.1 — Bilimin felsefeyi yerinden etmesi, Hegel'e göre felsefeye ancak birlik halindeyken hayat verebilecek olan iki öğenin birbirinden kopmasına yol açmıştır: Düşünme ve spekülasyon. Hakikat dünyası, hayalden arınmış soğuk bir tavırla düşüncenin belirlenimlerine teslim edilmekte ve bu geniş alan içinde spekülasyona sadece hipotezler oluşturmasına yetecek ufacık bir yer ayrılmaktadır; üstelik bu hipotezler de iş saatleri dışında tasarlanmalı ve bir an önce sonuç vermelidir. Ne var ki, spekülatif alanın, bu bilimdışı biçiminde, bir evrensel istatistiğin hırgüründen uzakta, hiç zedelenmeden korunmuş olduğunu sanmak da büyük gaflet olur. Düşünceden kopmanın bedeli ağırdır spekülasyon için. Ya geleneksel felsefi şemaların pek uysal bir yankısı durumuna düşer, ya da körleşmiş olgulardan uzak kalmaya çalışırken bir özel dünya görüşünün suya sabuna bulaşmayan gevezeliğine sapar. Ama bununla bile tatmin olmayan bilim, spekülasyonu kendi amaçlarına alet edecektir. Psikanalizin başlıca kamusal işlevlerinden biri de burada ortaya çıkar. Ortamı ve aracı serbest çağrışımdır. Hastanın bilinçdışına giden yol, onu düşünme sorumluluğundan vazgeçmeye ikna ederek açılır.
-Minima Moralia, Adorno