Sessiz devrim; Bu iki ufaklıkla geçen hafta Erzurum'da tanıştım. Anaokulu önlüklü olanın ismi Muharrem, diğeri Ömer. Muharrem koşarak yanıma geldi; "abi abi, bana yardım et beni sakla, Ömer beni dövüyor". Bir yandan gülüyor, bir yandan da nefes nefese arkama saklanmaya çalışıyor. Baktım Ömer, elinde eski bir bisiklet lastiği ile koşa koşa geliyor, o da gülüyor. Belli ki bir oyunun, hafif tatlı sert bir kovalamacanın içine düşmüşüm. Bozuntuya vermeden oyuna katılıyorum; "Dur bakalım ufaklık, neden kovalıyorsun arkadaşını?", "o benim arkadaşım değil, düşmanım" diyor ömer. Bir yerden birşeyler yakalayıp barıştırmak gerek diyorum. İsimlerini öğreniyorum önce, sonra Ömer'e takımını soruyorum, galatasaray diyor, muharrem de fenerbahçe. Bu tutmayınca nereli olduklarını soruyorum ama çocuksu bir refleksle "ben kürdüm" diyor ömer, Muharrem hiç boş durur mu; "ben de türküm abi" diye tez elden cevabı veriyor. Muhabbet, büyüdüklerine ne olacakları hususuna gelince şaşırtıyorlar beni iyiden iyiye. Ömer heyecanla "ben kürdistan başbakanı olacağım" diyor, Muharrem daha mütevazi, beyin ameliyatları yapmak istiyormuş. İkisi de beş yaşında. Hayalleri, ufacık bedenlerinin üstünde. Neden kavga ediyorsunuz dediğimde "abi biz kardeşiz, ailelerimiz de kardeş, babalarımız kan kardeşi" diyor 'kürdistan başbakanı' ömer. "Bizde kavga olmaz, biz de kan kardeşiz" diyor Muharrem. Fotoğraflarını çekmemi isteyip bu pozu veriyorlar. Her neyse, ben siyaseti sevmem, sabırsızım zaten beceremem de. Yine de demem o ki; siz tencere tava ile kuru gürültüye devam edin, bu millet 'sessiz devrim'ini çoktan gerçekleştirdi. Size geçmiş olsun, orda bekleyedurun. Bizim ve icraatlerimizin yolu epeyi uzun. Vesselâm. #türk #kürt #devrim #erzurum #ankara #türkiye #kardeş #sessizdevrim