Bilmediğim bir diyarın, ismini hiç duymadığım bir vadisindeyim.Kuşlar uçuyor, gökyüzü sanki bana selam veriyor… Ama ben hiçbirinin sesini duyamıyorum.İçimde sessiz bir çöküş var; kaburgalarım tek tek çatlıyor sanki. Her nefeste benden bir parça kopuyor, anlamını çoktan unuttuğum bir mana gibi usulca kayboluyorum.Tam tamamlanmayı dilerken eksiliyorum. Her geçen an kendimden biraz daha uzaklaşıyor, tanımadığım birine dönüşüyorum. Bir zamanlar alev alev yanan o kalbim, şimdi sessizliğin en koyu yerine gömülmüş.Bağırıyorum… Sesim göğe yükseliyor belki ama yeryüzünde duyan olmuyor. Ne bir el uzanıyor bana ne de “buradayım” diyen bir ses…Yoruldum. Ayaklarım artık bedenimi taşımıyor; titriyor. Attığım her adımda papatyalar bile boynunu büküyor, sanki hüznüm toprağa işliyor.Söyleyin… Geç kalmasın sevdiğim. Çünkü ben, düşmekle kaybolmak arasındaki o ince çizgide son kez ayakta durmaya çalışıyorum…














