..

Origami Around
noise dept.
h
sheepfilms
todays bird
art blog(derogatory)
Not today Justin
Peter Solarz
Claire Keane

if i look back, i am lost
Alisa U Zemlji Chuda
Xuebing Du
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Love Begins
Sade Olutola
Mike Driver
dirt enthusiast

#extradirty
will byers stan first human second
Lint Roller? I Barely Know Her

seen from United States

seen from United States
seen from Russia
seen from United States

seen from United States
seen from Greece
seen from Germany

seen from Mexico
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Spain
seen from United States
@l0tuscaa
..
..
Kendi derdim bana yetmiyormuş gibi, akşam akşam bir de başıma yeni sorunlar çıkarılıyor. Gerçekten bıktım… Hepinizden, her şeyden..
Artık ona kızmıyorsun bile. Çünkü öfke de bir bağdır, nefret de bir beklentidir. Sende kalan tek şey derin bir “anladım” hissi. Onun ne olduğunu, senin onun için ne ifade ettiğini net olarak gördün. Perde kapandı, ışıklar yandı, salonda kimse kalmadı.Sen sadece boş koltuklara bakıyorsun. Keşke her şey farklı olsaydı, bir sabah bunları yaşamadan uyanmayı dilerdim..
Düşünsenize… İki aydır görmediğiniz, her gece özlemiyle uyuduğunuz sevdiğinizi rüyanızda görüyorsunuz. Gece boyunca sürekli uyanıp tekrar uyuyorsunuz. Gelmeyeceğini biliyorsunuz belki… ama içinizin en derininde bir ses durmadan ‘O gelecek’ diye fısıldıyor. O umutla gözlerinizi kapatıyorsunuz, saatler boyu aralıklı uyanıyorsunuz.Sonra sabah… tekrar uykuya dalıyorsunuz. Uykunuzun en güzel yerinde biri yanağınızdan usulca öpüyor. Bir anda irkilip gözlerinizi aralıyorsunuz… Gerçek mi, rüya mı, hayal mi anlayamıyorsunuz. Kalbiniz deli gibi atıyor. Ve o an… karşınızda, rüyalarınızı süsleyen o insanı gerçekten gördüğünüzü anladığınızda, hiçbir şey düşünmeden ona sımsıkı sarılıyorsunuz.Ben bu anı yaşadım… Sonra sevdiğim yine gitti. Ama biliyorum, yine gelecek. Rabbim gerçekten seven hiçbir kalbi birbirinden ayırmasın.
Vallahi yarimsin sen,
Vallahi yerim yurdumsun sen..
1 Temmuz…
Yeni bir ayın ilk günü. Geçmişi inkâr etmeden, yükünü de sırtımda taşımadan yürümeyi seçiyorum. Dilerim bu ay; kaybettiklerimin yerine huzuru, sabrı ve beklenmedik güzellikleri getirir.Sabah kahveniz gibi içinizi ısıtacak müjdelerle uyanın..
Güzel geçmeni çok isterdim Haziran… Oysa daha geçen yıl, avuçlarıma umut bırakmıştın. Yeni heyecanlar, tatlı bekleyişler, yüreğime iyi gelen küçük mucizeler getirmiştin. Bu yıl ise aynı gökyüzünün altında bambaşka bir mevsim yaşattın bana. Ne değişti, ben hâlâ anlayabilmiş değilim.Belki de benim göremediğim bir gerçeği sen gördün. Belki de bazı vedalar, bazı eksilişler ve bazı suskunluklar, daha büyük başlangıçlara yer açmak içindi. Kim bilir…Şimdi senden tek bir dileğim var: Bir sonraki gelişinde bana yeniden umut ol. Kaybettiğim ne varsa, yerine daha güzelini, daha hayırlısını koy. Eksilen yanlarımı tamamlayacak insanlar, huzurumu geri getirecek günler ve kalbime yeniden inanmayı öğretecek sebepler getir.Bu Haziran içimde iz bıraktı. Dilerim bir sonraki Haziran, o izlerin üzerine çiçekler açtırır.
Bir gün herkes kendi sessizliği ile tanışır. O gün anlar ki , en zor savaşlar alkışsız kazanılır..
Bunu da, halledeceğim..
Kalbin güzelse, kaybetsen bile kazanıyorsun..
Günaydın..:)
Bir zamanlar dünya vardı. Ve ben, yaşıyordum..
Dün seni beklemekten vazgeçtiğımı söylemiştim. Bugün işten gelip kıyafetimi giyerken, kumaşın arasında sana ait bir göğüs tüyü gördüm. Meğer bazı vedalar, bir tel kadar küçük bir hatıraya bile takılıp yeniden can yakabiliyormuş. İnsan bazen bir ömrü, avucuna düşen küçücük bir izde yeniden yaşayabiliyormuş.
Sana doyamam ki…’ diyenlerin bile bir gün doyup gittiğini gördüm. Demek ki bazı sözler, kalpte değil; sadece dilde ömür sürüyormuş
Fil uçurana bile tamam diyorum artık .
O kadar uğraşasım yok..
Bir boşlukla uyandım bu sabah yine. Sanki gece boyunca içimde kalan son umut kırıntıları da sessizce çekip gitmişti. Ne yarına dair bir hayalim kaldı ne de seni bekleyen o eski gönlüm. Yoruldum… Beklemekten, özlemekten, her şeye rağmen bir gün gelir diye kalbimde yer açmaktan yoruldum.Şimdi çıkıp gelsen bile susarım yanında. Çünkü bazı sessizlikler binlerce kelimeden daha ağırdır. Anlatacak çok şeyim olsa da konuşacak gücüm kalmadı. İçimde sana dair ne varsa zamanın yorgun ellerine bıraktım.Artık ne sen bana gelirsin ne de ben yollarını gözlerim. Bir zamanlar adını duyunca hızlanan kalbim şimdi sadece derin bir sızıyla hatırlıyor seni. Ve insan bazen en çok sevdiğini beklemekten vazgeçince anlıyor; bazı hikâyeler kavuşmak için değil, insanın içinde iz bırakmak için yazılmış.Ben de seni, içimde kalan son kırgınlığın ve son sevginin arasına bırakıyorum. Sessizce… Kimse duymadan… Sadece kalbim bilsin diye.
Ağır bir gece daha çöktü omuzlarıma…Geçenlerde bir yerde bir cümle okudum: “Gelmek isteyenin ayaklarını bile kessen yine de gelir.” Duruldum. Bir kez okudum… Sonra bir daha… Sonra bir daha. Her okuyuşumda biraz daha sustum, biraz daha kabullendim.Sonra yine sana döndüm. İçimdeki yükü bırakacak başka kapı bulamamış gibi, “Beni bu zulümden kurtar.” dedim.Peki sen ne yaptın?Ayağımdaki prangaları çözmek yerine, yüzünü bana değil duvarlara çevirdin. Sanki sessizliğinle, “Orada kal. Verdiğim kararla yaşamayı öğren. Mutlu olmaya çalış.” dedin.Oysa ben senden bir güneş istemedim.Ben senden sadece karanlığımın arasına düşecek küçücük bir ışık süzmesi istedim.Çünkü o ışığın geri kalanını ben zaten avuçlarımda büyütürdüm.Şimdi söyle…Mutlu musun?Gerçi cevabını biliyorum.Sen zaten bensiz de mutluydun.Ben ise seni beklerken, her gece biraz daha eksildim.Yine de içimde senden vazgeçmeyen bir yan vardı.Belki en büyük kırgınlığım da buydu…Bir insan, en çok da umut ettiği kapının sessizliğinde üşüyormuş.
Aramızdaki fark neydi biliyor musun ?Ben hatalarımın farkına varıp, pişmanlığını yaşayıp sana unutturmaya çalışırken, sen benim hatalarımın arkasına sığınıyordun.