06/05/26-Dijital Günlük
Bir an önce burdan kurtulmam gerektiği git gide kendini belli ediyor ya, bizimkilerin dediği gibi daha da ne olabilir diyosun ve yeni bişeyle gelmeyi başarıyolar mütemadiyen :D

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Russia
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Qatar
seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Italy

seen from Malaysia
seen from United States
06/05/26-Dijital Günlük
Bir an önce burdan kurtulmam gerektiği git gide kendini belli ediyor ya, bizimkilerin dediği gibi daha da ne olabilir diyosun ve yeni bişeyle gelmeyi başarıyolar mütemadiyen :D
Dijital Günlük 20/04/26
18/04/25'de kendimi bir batağın içine düşürmüşüm, gerçi o gün düşürmedim de işte... 20 Nisan'da, yani tam 1 sene önce bugün düştük tongaya. Bi yandan bakınca ne kadar hızlı geçmiş daha dün gibi, bi yandan da sanki boşa geçmiş koca 1 sene. Ha ondan önceki 4 senem de boşa geçmemiş miydi bir nebze, evet... O yandan bakınca da benimki de nasıl bir basiretsizlik... 2022'de stajım bitmişti hadi o seneyi saymasak ondan sonrası nasıl bir boşluk. İlla okuduğumu yapmayacağım diye tutturmamın cezası mıydı acaba şu söylene, söve bitiremediğim 1 sene :D
Pişman mıyım? Değilim de aslında, gözümün açılması için gerekliydi belki de... Şimdi okuduğumu da yaparım aslında, gocunmam. Boşa demiyolar burada yapan her yerde yapar diye. Sadece okuduğumu yapmaya gönlüm yok, sanki bağlayacak beni işler, çakılıp kalacağım. Oysa ben özgür olmak istiyorum, bağımsız, tasasız.
Tasasız iş mi var ya hu abartma diyorlar da, neden olmasın? Neden yok? Ben istiyorum işte, olacak da!
Velhasıl kelam, bugün tuhaf hissettiriyor işte, tamı tamına bir yıl geçmiş olması... Bi bakıp çıkarımın 1 seneye dönüşüvermesi.
Ha sorarsan, iyi değerlendirdim bence bu 1 seneyi, burdan sonrasını her türlü halledicem.
Herşeyin daha mükemmele doğru hızla ilerlemesi için neler mümkün?
Dijital Günlük 06/03/2026
Buraya ilk yazdığım yazılara bi baksak, bağıra çağıra gelmiş şu durum da, ben hep sabır hep bi dur neyse demişim... İç güdülerimi dinlemeyi öğrenmem lazım. Bu psikolojimi paramparça eden yerde neden kaldım diye çok sorgulayacağım hissediyorum.
İnsanı kendinden şüphe ettirmeleri ve bunu çok profesyonel yapmaları korkunç bir şey... Gün sayacak ve burdan kurtulacağım.
Ben olduğum kadar varım ve yeterim. Her şey hayrıma.
kafamdaki her şeyi yazılarca, sayfalarca, susmaksızın döksem kağıda… kussam tüm beynimdekileri, rahatlar mıyım acaba?
22/10/2025- Dijital Günlük
Ah öyle boş ki içim, öyle yangın yeri hayat. Gailesiz bir yaşamak.. Sevincimi kırmışlar..
Dağlara taşlara bağırasım gelen duyguları susmak öyle zor ki.. Haykırsan da kifayetsiz gerçi.
Bir ben işte, böyle ortada, perişan. Ne yapılacaksa bu elde kalan hayatla, hayat işte.
öyle.
17.06.25
hala garip hissettiren, hala kafamı kurcalayan şeyler var. Olmuyor yani oturmuyor. Bi huzursuzluk arada çıkıp geliyor heh tam oldu derken. Yine de dayanacağız artık da, garip yani... İç güdülerime güvenirim çünkü; çıkar kokusu da bakalım ne zamana? Ben yolumu bulmuş olayım da.
11.06.2025 Digital Diary
Herkesin gideyazdığı dönemde gelmiş olmak da bi garip oldu :S Tabii zaten duruma da yeni fark ediyorum zaten. Ben de bi yandan gitmek istiyorum orası başka günün meselesi. Ama nasıl bi ortam oluşacak onu da merak ediyorum hal böyle olunca. Başta bi anlam karmaşası, bi kabul edilmeme hissi şimdi yerini terk edilme hissine mi bırakacak diye de düşünüyorum. Göreceğiz. Bİ yandan da benim de uzun soluklu niyetlerim hala yok, hala geçici hisler ama kısmet... Denemek de bir başarıydı gibi hissediyorum sadece şu an
20.05.2025
Ah canım tumblr, canım ne isterse ekleyemem ki, keşke ekleyebilsem... Yazmak, yazmak günlerce gecelerce içimi kemirenleri yazmak istiyorum. Her başlayışımda gözüm doluyor. Ben yeni bi adımda hep böyle içli olurum biliyor musun. Yeni bir okula başlarken de, yeni bir kursa giderken de... Yeni yerler hep korkutur beni. Bir tek Hollanda'ya giderken hem çok korkmuş hem de kendime söz vermiştim korkunun beni geri tutmayacağına. En büyük pişmanlıklarım ile en iyikilerimin harmanı oldu orda geçirdiğim seneler. Ve de hep burnumda tütenler...
Manifestlerken koca koca hayallerinizi değil de sıradan normal bir gününüzü hayal edin ve ona ulaşmak için görselleştirin kafanızda diyor ya; işte sana bir günüm o zaman.
Sabah dokuz, dokuz buçuk gibi uyanmışım. Annem kaldırmış yine, beraber kahvaltı edeceğiz. Yeni gelmişim bir - iki hafta İzmir'den çalışacağım. Kalktıktan sonra, yüzümü yıkıyorum sofraya geçiyorum. Acil bir mail elmiş mi diye kontrol ediyorum ama sorun yok. Annemle kahvaltı ve sohbet güzel. Tabletten yine eski bir dizi açmışız. Güneş ısıtıyor. Kahvaltıdan sonra biraz bilgisayar başına geçiyorum, mailler, sosyal medyalar kontrol ediliyor. Kreatif ve teslim tarihi boğucu olmayan işler yapıyorum. Bu ara yoğunluk da az. Öğlene kadar çalışacağım. Annemle küçük bir alışverişe çıkacağız sonra. Ne zamandır bulamadığı türden rahat bir model şort buluyoruz. Hediye alıyorum anneme.
Belki saat 3-4 gibi küçük bir toplantı araması gelecek. Planlama notlarımı alacağım o kadar. Sonra belki sadece sevdiğim için birkaç öğrenciye ingilizce dersi vermeye devam edeceğim. Zaten yeterince iyi kazanıyorum ama ders vermek de bana iyi geliyor.
Akşam da bir süredir İzmir'de değildim diye arkadaşlarımla buluşmalar planlayacağım. Ya da ailece bi akşam yemeğinin tadını çıkaracağım. Hollanda'da, İngiltere'de, İspanya'da güzel yemekler deniyorum ama dost meclisleri hep bir başka.
Hollanda'ya dönerken boyoz götüreyim mutlaka diye düşüneceğim sonra. Belki 2 günlüğüne İstanbul'a da uğrasam mi diye planlar yapacağız teyzemle.
Hayat kaygısız akıyor, roman yazmak için ilhamlar buluyorum, her türden insanla tanışıyorum bu süreçte.
İşte, yarın böyle bir güne uyansam mesela? İdeal günüm olurdu. Hollanda versiyonunu da yazacağım.
Yazarken bile ne haz ama! Nasip de olsun