
seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from Japan
seen from Slovakia

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Netherlands
seen from China
seen from Slovakia

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Sweden

seen from Germany
seen from China

seen from Canada
Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu. Odamı toparladım. Eşyaların yerini değiştirdim. Belki on yıllık defterleri, tarihi geçmiş ilaçları çıkardım çekmecelerden. Çöpe attım. Masama bir fincan taze çay koydum. Beach House açtım. Mumları yaktım. Işıkları kapattım. Pencereyi açtım. Soğuğu seviyorum.
Bunca yıl hiçbir şeye yetmediğimi sandım. Dünyadaki tüm ayrılıkların benden sorulduğuna emindim. Şu evrendeki konuşamayan tek papağan, yüzmekten korkan tek balık, zıplamaya üşenen tek kanguru, uçmaya yeltenmeyen tek kuş, kükremekten çekinen tek aslan, başını gömmekten ürken tek devekuşu, ışığını gösteremeyen tek ateşböceği, şans getirmeyen tek uğur böceği, ateş saçmayan tek ejderha, tünel kazamayan tek karınca olduğuma inandırılmıştım. Kırılgan şeylerin şiddetini anlatacaktım. Çünkü bunu yakından tanıyordum.
Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu. Biraz ölmemeyi, azıcık hayatta kalmayı, olduğu kadarıyla yaşamayı öğrendim.
Şimdi güneş tutuluyor. Bu tarafta gece. Aynı dünyayı paylaşıyoruz, belki aynı şehri, sanırım aynı zamanı... Bunlar bizi denk getirdiyse, vardır bir bildiği demeyi öğrendim. Nihayet.
26 Şubat 2017 / Sinem Sal
senin kalbinde ve senin gününde ve senin evinde ve senin ömründe, kibrit kutusu kadar bir yer edineyim istedim.
geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu. uçan bir halıdan düştüm. düştüğüme üzülecek değildim, uçtuğuma neşelenecek kadar masal bilirim dedim.
geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu
inandığım her şeyle aramdaki teleferik durdu.
"Herkesin zamanı farklı diyorlar.
Herkesin zamanı kendine."