American Sniper
American Sniper (Keskin Nişancı), ‘Oscar’da savaşın izlerini taşıyan görmeye şaşırmadığım film’ adını verdiğim bir yapım olmuş. Oscar’a aday olabilecek daha iyi filmler var mıydı, bence vardı. Naçizane fikrim budur. Ama akademi bir şey görmüş olacak ki En İyi Film listesinin içine American Sniper’ı da yerleştirmiş.
İzleyiciler American Sniper hakkında ikiye ayrılmış durumdalar. Kimileri Clint Eastwood’un 2008’den beri çektiği en iyi filmin American Sniper olduğuna inanıyor. Kimileri de boş bir sandalyenin karşısında Obama ile konuşmasının ardından tarafını iyice belli etmek için bu filme adını yazdırdığına inanıyorlar. Bendeniz ise filmde kimin ne kanıtladığı ya da Amerikan savaşlarının propagandasının yapılmış olduğunu bir kenara bırakanlardanım. Tabii ki bu iki noktaya da yorum yapılabilir ama amacımız filmi incelemek ve Oscar’a doğru bir yol izlemek…
American Sniper, Chris Klye adında Texas’lı bir kovboyun, Amerikan ordusunun özel bir biriminde keskin nişancı olarak orduya katılmasını, orduda kısa bir sürede ‘Legend’ lakabını almasını ve 4 yıl orduda yaptığı görevin ardından eve dönmesi ile yaşadığı uyumsuzluğu anlatıyor. American Sniper Chris Klye, Scott McEwen ve James Defelice aynı adlı romanından uyarlanmış. Kitabın senaryolaştırılması ise Jason Hall’a ait.
American Sniper’a objektif bakacak olursak etkileyici bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. Eastwood, Chris Kyle’ın çocukluğuna inerek; içinde barındırdığı derin milliyetçilik duygusuna, sahiplenmesine ve nasıl iyi bir nişancı olduğuna dair ipuçlarını göstererek, karakteri daha iyi anlamamızı sağlamış. Chris’in kovboy olma hayallerini bir kenara bırakıp orduya katılması ile filme hızlı bir giriş yapıyoruz. Orduda gördüğü eğitimler sırasında Chris’in âşık olmasına ve evlenmesine şahit oluyoruz.
Filmin hikâyesi genel olarak hızlı ilerlese de Chris’in savaşa yaptığı ilk turla birlikte daha da hızlanan bir akışa sahip. Chris savaşa 4 tur gerçekleştiriyor. Savaştan döndüğünde ise kendisini büyük bir boşluğun içinde buluyor. Filmin son kısmında da savaşı ardında bırakmak için verdiği psikolojik çabayı ve Taya'nın eski Chris'e olan özlemini görüyoruz.
Chris Kyle karakterine, Oscar adaylığına sahip oyuncu Bradley Cooper hayat veriyor. Genelde komedi yapımlarında ya da daha renkli karakterler ile izlediğimiz Cooper’ı drama da görmek beni sevindirdi açıkçası. Hem dış görünüşü açısından hem de oyunculuğu açısından Cooper’a hakkını vermek istiyorum. Karakterin ruhuna girdiğini ve oyunculuğu ile de bunu ekrana yansıttığına inanıyorum. 132 dakikalık filmde yoğun bir biçimde Bradley Cooper’ı izliyorsunuz ve rahatsız edici bulmuyorsunuz. Chris’in eşi, Taya Kyle’ı ise Sienna Miller canlandırıyor. Miller filmde ana karakterden biri olsa da, hem karakter olarak hem de oyunculuk olarak biraz düz ve pasif kalmış. Benim için filmdeki sahnelerinde bir ya da iki yerde etkileyici bir an yakalamıştı. Genel olarak filme bakacak olursak, hikâyesi hızlı ilerleyen bir yapım ile karşı karşıya olduğunuzu söylemeliyim. Ancak şuna da açıklık getirmek gerek ki; Chris’in karakterini kafanızda oluşturmanız için yeterli tüm parçaları filmde bulacaksınız. American Sniper kast anlamında geniş bir yapıya sahip gibi görünse de filmin çoğunluğunda Bradley Cooper’ı izleyeceğinizi tekrar belirtmek isterim.
Oscar’ı eve götürme şansı ise düşük olan bir yapım. Benim naçizane fikrim, akademi American Sniper’ı savaşın ardından kalanlara saygı göstermek amacı ile listeye almış.
American Sniper, 87. Oscar Ödüllerinde ‘En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Bradley Cooper), En İyi Uyarlama Senaryo, En iyi Kurgu, En İyi Ses Kurgusu ve En İyi Ses Miksajı’ ile toplam 6 dalda aday gösterildi. Bakalım kazanabilecek mi?








