2015 yılında neleri izledik neleri kaçırdık. Hadi bir göz atalım. Filmograpy 2015

Origami Around
almost home
Mike Driver

titsay
Three Goblin Art
Monterey Bay Aquarium

oozey mess
Stranger Things
taylor price
Game of Thrones Daily
🪼
will byers stan first human second
Peter Solarz
h
Claire Keane
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

blake kathryn

Janaina Medeiros
Misplaced Lens Cap
AnasAbdin

seen from United Kingdom
seen from Mexico
seen from Sri Lanka

seen from Canada
seen from Canada

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Uzbekistan
seen from Malaysia
seen from United States
@sinzap
2015 yılında neleri izledik neleri kaçırdık. Hadi bir göz atalım. Filmograpy 2015
87. Oscar ödülleri sahiplerini buldu
EN İYİ FİLM Birdman (Alejandro González Iñárritu)
EN İYİ YÖNETMEN Alejandro González Iñárritu (Birdman)
EN İYİ ERKEK OYUNCU Eddie Redmayne (The Theory of Everything)
EN İYİ KADIN OYUNCU Julianne Moore (Still Alice) EN İYİ ÖZGÜN SENARYO Birdman
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU J.K. Simmons (Whiplash)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU Patricia Arquette (Boyhood)
EN İYİ ORJİNAL FİLM MÜZİĞİ Glory (Selma)
EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI The Grand Budapest Hotel (Alexandre Desplat)
EN İYİ KOSTÜM TASARIMI The Grand Budapest Hotel (Milena Canonero)
EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ The Grand Budapest Hotel (Frances Hannon ve Mark Coulier)
EN İYİ KURGU Wiplash (Tom Cross)
YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM Ida (POLONYA)
EN İYİ ANİMASYON Bir Hero
EN İYİ BELGESEL CitizenFour
EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ Birdman (Emmanuel Lubezki)
EN İYİ KISA FİLM The Phone Call (Mat Kirkby, James Lucas)
EN İYİ KISA BELGESEL Crisis Hotline: Veterans Press 1 (Ellen Goosenberg Kent ve Dana Perry)
EN İYİ SES KURGUSU American Sniper
EN İYİ SES MİKSAJI Whiplash
EN İYİ UYARLAMA SENARYO Graham Moore, "The Imitation Game"
İnanınca nelerin gerçekleşebileceğini hem perde içinde hem de perde arkasında bize kanıtlayan film Whiplash sizi tam kalbinizden vuracak…
Hayallerimiz ve bir de hırslarımız vardır. İşte Whiplash bize hırsımıza yenik düşersek nerelere gelebileceğimizi ve hırsımızı doğru kullanırsak neleri başarabileceğimizi anlatıyor.
Karşınızda öyle bir film var ki; bittiğinde düşünceden düşünceye atlıyorsunuz. Kafanızda bir sürü soru ve fikirle kala kalıyorsunuz. Filmin final sahnesinin muhteşemliğini bir kenara bırakmanız tabii ki uzun bir süre alıyor ama kendinize gelip kafanızı toparladığınızda, kendinizi Andrew Neyman'ın yaşadıkları ile empati kurarken buluyorsunuz. Tabii film de sanki bateriyi delice çalan sizmişsiniz gibi izliyor. Andrew’nun çektiği acılarda siz de kaşlarınızı çatıyorsunuz ve suratınıza düşen ‘şapşal’ bir gülümseme ile onunla gülüyorsunuz.
Whiplash, gelecek vaat eden genç bir davul öğrencisi olan Andrew’un okulun en gözde ve ‘psikopat’ hocası Fletcher’ın gözüne ilişmesi ve onun orkestrasında davul çalmaya başlaması ile hayatı başka bir yöne doğru ilerler. Bir anda hayatı istediği gibi gitse de istekleri, hırsları ve üzerinde 7/24 hissettiği Fletcher’ın baskısı ile baş etmesi Andrew’u bambaşka bir kişiliğe sürükler. Kısacası Whiplash Andrew ve caz duayeni Terence Fletcher’ın problemli ve gelgitli ilişkisini anlatıyor. Bir yandan da (yukarıda da dediğim gibi) hırsın başarı ve başarısızlık arasında duran ince çizgide nasıl dans edebileceğini anlatıyor.
132 dakikalık bir başyapıt izleyeceğinizi size şimdiden söylesem fazla abartmış olmam. Whiplash konusunu okuduğunuzda izlesem mi diye sizi düşündürse de; izlediğinizde ‘filmin konusu’ adı verilen kısımların ne kadar da yanıltıcı olduğunu kanıtlıyor.
Whiplash bir gerilim filmi olsaydı belki de filmi bu kadar gerilerek ya da kendimizi kasarak izlemezdik. Filmin akıcılığı ve düşmeyen temposu ile hop oturup hop kalkıyorsunuz. Bir filmi izlerken önemli olan nokta, akıp giden hikâyenin bizi içine çekmesidir, bizi bir noktadan kendine almasıdır. Whiplash ise çok daha farklı, çok daha uçarı bir hikâye. İnsanı tam kalbinden vuran bir film!
Oyunculukları, çekimleri ve hikâye kurgusu ile göz dolduran ve kendini alkışlatan bir yapım Whiplash. Alkışlatan derken de inanın şaka yapmıyorum. Film takipçilerinin birçoğu bu bilgiye sahiptir ancak bilmeyenlere söylemeyim ki; Whiplash her yıl düzenlenen Filmekimi’nde ki gösteriminden sonra bir sinema salonunda izleyiciler tarafından ayakta alkışlanan bir yapım.
Başrollerini Miles Teller ve J.K. Simmons’ın paylaştığı yapımın senaristi ve yönetmeni ise Damien Chazelle. Aslına bakarsanız Chazelle Whiplash’ı ilk yazdığında filme sponsor bulamadı. Bunun üzerine de bir kısa film çekti. Bu film ile Sundance Film Festivali’nde Kısa Film Jüri Ödül’ünü kazandı. Ödülü alması ile film sponsor sağlayarak karşımıza böyle mükemmel bir yapım sundu. Hadi sponsor bulunamadığı için filmin bizlere ulaşmasının uzun sürmesini geçelim; Whiplash tam 19 günde çekilmiş ve 3.3 milyon dolar bütçe ile hayata getirilmiş bir film. Miles Teller’ında filmdeki tüm bateri sahnelerinde, bateriyi kendisinin çaldığını belirtmek isterim. Ufak bir ayrıntı daha belirteyim, dünyanın en iyi zilleri Türkiye’den çıkıyor; ve filmde de kullanılan ziller İstanbul ve Zildjian marka.
İzlerken tüylerinizin diken diken olduğu, gururlandığınız, sinirlendiğiniz, ah işte bu be! diye haykırdığınız, caz’a doyduğunuz, ağladığınız, güldüğünüz, acıma duygunuza yenik düştüğünüz… Kısacası onlarca duygu ile sarmalandığınız bir yapım izlemek istiyorsanız, işte size en güzel öneri ‘Whiplash’ olacaktır.
Whiplash konusunda ki hırsı, inancı ve umudu perde arkasında da içinde taşıyan bir yapım. Chazelle hikâyesine olan inancının ve umudunun peşini bırakmayarak nelerin başarılabileceğini bizlere kanıtlamış oldu. Ve bu başarısının meyvelerini de Oscar’dan ödüller ile geri dönerek alacak gibi görünüyor. Whiplash 87. Oscar Ödül Tören’inde; ‘En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (J.K. Simmons), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi Ses Miksajı’ ile 5 dalda adaylık kazandı. Ne kadar içimde En İyi Film sensin diye bağırsam da, ödülü şimdiden kazandı gözü ile bakılan ‘Boyhood’ ile yarışırken Oscar’ı kucaklayabilir mi? Bilemiyorum. Aslında karar da veremiyorum. Bekleyip göreceğiz.
Sinem Yılmaz.
Doğallığın ve sadeliğin 165 dakika sıkılmadan, bıkmadan izlenebileceğini anlatan, bizden, sizden bir film: Boyhood!
Oscar yaklaşırken, filmleri izlemeye yavaş yavaş başladım. Bu yıl aday olan filmleri alfabetik sıralarına göre izlemek gibi bir teori geliştirdim kendime ve ikinci filmim Boyhood oldu…
Filme başlamadan önce filmin konusu hakkında hiçbir bilgi edinmediğimi söylemeliyim. İyi ki de edinmemişim demekten de kendimi alamadım açıkçası. İsminden ve filmin posterinden kendime kabaca bir hikâye yazdım kafamda. Ufak Mason’ın hayatından bir parça izleyeceğimizi düşündüm. Ama Mason Jr.’ın çocukluğundan yetişkinliğine kadar gelen süreci sular seller gibi izledim. Film tam tamına 2 saat 45 dakika sürüyor. Ve ben oturup bir 2 saat 45 dakika daha bu filmi izleyebilirim. Film bitti… Ve ben gecenin 3’ünde uykulu gözlerle bu yazıyı yazmaktan kendimi alamıyorum. Çünkü filmi izleyen herkesin hikâyede kendinden bir parça bulacağına ve ben izlerken nasıl gülümsediysem, üzüldüysem, bunu ben de yapmıştım dediysem sizin de diyeceğinize ve hissedeceğinize inanıyorum. Başkarakterimizin erkek olmasının biz bayanlar için de bir farklılık yaratmadığı bir gerçek. Hem yaşadığımız o geçmiş yılları bir erkek gözünden izleme zevkine erişirken, hem de inanın aynı şeyleri yaptığınızı bilerek ve o anlara tekrar tekrar gülerek geçiriyorsunuz filmi…
Mason’ın uzun yıllar sessizce düşündüğü anlar… Filmin yarısından itibaren kelimeler ile buluşuyor ve buluştuğu zaman da ortaya mükemmel cümleler ve anlamlar çıkıyor. Filmin birçok repliği beni derin düşüncelere ve hislere götürse de, sonunda ortaya çıkan anlamlı ve düşündüren replik en iyisiydi diyebilirim. Tabii sahnenin mükemmel bir sevimliliğe sahip olması da ayrı bir güzeldi.
Boyhood’u izlerken Mason ile siz de büyüyorsunuz adeta. Onun ergenlik dönemlerinde kendinizi görüyor ve ona güldüğünüzü ya da davranışlarına anlam veremediğinizi sansanız da aslında siz kendinize gülüyor ve zamanında aynısını nasıl yapmışım diye kendinize anlam veremiyor oluyorsunuz.
Before Sunrise/ Sunset/ Midnight’ın yönetmeni ve yazarı Richard Linklater’ı Boyhood ile yaratıcılığını ve eş zamanlı çekimlerdeki ustalığını tekrar kanıtlıyor. Büyük ihtimalle de bu sıra dışı düşünce ile Oscar’a en yakın yönetmen, senarist oluyor.
Ellar Coltrane, 5 yaşından 18 yaşına kadar süre gelen hikâyesini izlediğimiz Mason’a hayat veren isim. Coltrane’in oyunculuğu ile 12 yıl boyunca aralıklar ile çekilen bu film de karaktere adaptasyonunu hiç kaybetmeden rolünün hakkını vermiş. Film de başrolü oynamasını da bir kenara bırakalım, oyunculuk konusunda bence çok iyi bir iş başarmış. 5 yaşında bile sergilediği oyunculuk ile o yaştaki bir çocuğun zekilik ile kurnazlık arasındaki ince çizgide kalan davranışlarını bizlere oldukça doğru anlatmış. 17, 18 yaşlarında ise hayatı sorgulayan ve sessiz düşünceli hallerini kelimelere döken Mason’ı da bizlere sağlam bir oyunculuk ile göstermiş. Boyhood hakkında dönüp düşündüğümüzde Ellar Coltrane’e hakkını vermemiz gerekir.
Mason’ın annesi Olivia’ya Medium ve Boardwalk Empire’dan hatırlayacağınız Patricia Arquette hayat veriyor. Genç yaşında iki çocuk annesi olup, bir yandan onlara bakmaya çalışan ve bir yandan da üniversiteden mezun olmaya çalışan bekâr bir annenin neleri başarabileceğini gösteriyor. Oyunculuğu ile de göz doldurduğu bir gerçek. Babası Mason Sr. ise Linklater ile uzun süredir bir arada çalışan Ethan Hawke hayat veriyor. Olivia ile ilişkisini sürdürmeyi başaramayan ve uzun süre çocuklarının yanında sık sık bulanamayan Mason’ın zaman ile olgunlaşmasını, çocukları için doğru bir baba figürü olmak için nasıl çabaladığını ve bunu gerçekleştirdiğini görüyoruz.
Mason’ın ablası Samantha’ya ise Richard Linklater’ın kızı Lorelei Linklater hayat veriyor. Samantha’nın büyümesini de yan gözler ile izliyoruz. Sam Mason’a göre daha asi bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Lorelei’nin oyunculuğu ise oldukça sevimli. Özellikle minik Samantha’yı canlandırdığı sahneler de ukala bir küçük kız çocuğunu canlandırmak da oldukça başarılı olmuş.
Boyhood’un kadrosu 12 yıllık bir hayatı izlediğimiz için oldukça geniş. Hayatlarına katılan ve çıkan birçok isim ile karşılaşacaksınız. Gidişine üzüldüğünüz karakter ve bir anda görünüp sonra nereye kayboldu bu diyebileceğiniz karakter bulacaksınız.
Benim naçizane fikrim şudur ki; Boyhood bizden, sizden bir film olmuş. Sade bir film olmasına rağmen filmin akışı, hikâyesi öyle kurgulanmış ki sizi sıkmıyor, bıktırmıyor. Özellikle biz izleyicilere senelerdir benimsetilmiş olan aksiyonların, entrikaların bu film ile ne kadar da gereksiz olduğunu kanıtlar nitelikte bir film olmuş. Bir izleyici olarak ‘hah şimdi çocuğa bir şey olacak, hah şimdi şuradan atlayacak ya da düşecek’ ya da ‘hah şimdi burada ölecek’ vs. diye kendimi düşünmekten alamadım gitti. Ve bu düşünceler ile filmi izledim. Film bitti ve ben bize yıllarca dayatılan aksiyon ve entrika dolu senaryoların bizleri ne kadar etkilediğini fark ettim. İşte Boyhood bunları düşündüren ve büyüyen bir çocuğun hayatındaki aile sıkıntılarını ve aşk dramalarını bizden bir parça gibi ortaya koyan bir film.
Umarım siz de filmi izler, benim aldığım keyfi alabilir ve kendi çocukluğunuzu, gençliğinizi bulabilirsiniz.
Boyhood 87.Oscar Ödüllerin de, 'En iyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ethan Hawke), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Patricia Arquette), En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Kurgu' ile 6 dalda aday gösterildi. En İyi Film dalında sağlam ve başarılı yapımlar ile yarışan Boyhood’a çoğu otorite ve izleyici şimdiden Oscar’ı kazanmış gözü ile bakıyor. Ama tabii akademinin ne yol izleyeceğini bekleyip görmemiz gerekiyor.
Sinem Yılmaz.
American Sniper
American Sniper (Keskin Nişancı), ‘Oscar’da savaşın izlerini taşıyan görmeye şaşırmadığım film’ adını verdiğim bir yapım olmuş. Oscar’a aday olabilecek daha iyi filmler var mıydı, bence vardı. Naçizane fikrim budur. Ama akademi bir şey görmüş olacak ki En İyi Film listesinin içine American Sniper’ı da yerleştirmiş.
İzleyiciler American Sniper hakkında ikiye ayrılmış durumdalar. Kimileri Clint Eastwood’un 2008’den beri çektiği en iyi filmin American Sniper olduğuna inanıyor. Kimileri de boş bir sandalyenin karşısında Obama ile konuşmasının ardından tarafını iyice belli etmek için bu filme adını yazdırdığına inanıyorlar. Bendeniz ise filmde kimin ne kanıtladığı ya da Amerikan savaşlarının propagandasının yapılmış olduğunu bir kenara bırakanlardanım. Tabii ki bu iki noktaya da yorum yapılabilir ama amacımız filmi incelemek ve Oscar’a doğru bir yol izlemek…
American Sniper, Chris Klye adında Texas’lı bir kovboyun, Amerikan ordusunun özel bir biriminde keskin nişancı olarak orduya katılmasını, orduda kısa bir sürede ‘Legend’ lakabını almasını ve 4 yıl orduda yaptığı görevin ardından eve dönmesi ile yaşadığı uyumsuzluğu anlatıyor. American Sniper Chris Klye, Scott McEwen ve James Defelice aynı adlı romanından uyarlanmış. Kitabın senaryolaştırılması ise Jason Hall’a ait.
American Sniper’a objektif bakacak olursak etkileyici bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. Eastwood, Chris Kyle’ın çocukluğuna inerek; içinde barındırdığı derin milliyetçilik duygusuna, sahiplenmesine ve nasıl iyi bir nişancı olduğuna dair ipuçlarını göstererek, karakteri daha iyi anlamamızı sağlamış. Chris’in kovboy olma hayallerini bir kenara bırakıp orduya katılması ile filme hızlı bir giriş yapıyoruz. Orduda gördüğü eğitimler sırasında Chris’in âşık olmasına ve evlenmesine şahit oluyoruz.
Filmin hikâyesi genel olarak hızlı ilerlese de Chris’in savaşa yaptığı ilk turla birlikte daha da hızlanan bir akışa sahip. Chris savaşa 4 tur gerçekleştiriyor. Savaştan döndüğünde ise kendisini büyük bir boşluğun içinde buluyor. Filmin son kısmında da savaşı ardında bırakmak için verdiği psikolojik çabayı ve Taya'nın eski Chris'e olan özlemini görüyoruz.
Chris Kyle karakterine, Oscar adaylığına sahip oyuncu Bradley Cooper hayat veriyor. Genelde komedi yapımlarında ya da daha renkli karakterler ile izlediğimiz Cooper’ı drama da görmek beni sevindirdi açıkçası. Hem dış görünüşü açısından hem de oyunculuğu açısından Cooper’a hakkını vermek istiyorum. Karakterin ruhuna girdiğini ve oyunculuğu ile de bunu ekrana yansıttığına inanıyorum. 132 dakikalık filmde yoğun bir biçimde Bradley Cooper’ı izliyorsunuz ve rahatsız edici bulmuyorsunuz. Chris’in eşi, Taya Kyle’ı ise Sienna Miller canlandırıyor. Miller filmde ana karakterden biri olsa da, hem karakter olarak hem de oyunculuk olarak biraz düz ve pasif kalmış. Benim için filmdeki sahnelerinde bir ya da iki yerde etkileyici bir an yakalamıştı. Genel olarak filme bakacak olursak, hikâyesi hızlı ilerleyen bir yapım ile karşı karşıya olduğunuzu söylemeliyim. Ancak şuna da açıklık getirmek gerek ki; Chris’in karakterini kafanızda oluşturmanız için yeterli tüm parçaları filmde bulacaksınız. American Sniper kast anlamında geniş bir yapıya sahip gibi görünse de filmin çoğunluğunda Bradley Cooper’ı izleyeceğinizi tekrar belirtmek isterim.
Oscar’ı eve götürme şansı ise düşük olan bir yapım. Benim naçizane fikrim, akademi American Sniper’ı savaşın ardından kalanlara saygı göstermek amacı ile listeye almış.
American Sniper, 87. Oscar Ödüllerinde ‘En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Bradley Cooper), En İyi Uyarlama Senaryo, En iyi Kurgu, En İyi Ses Kurgusu ve En İyi Ses Miksajı’ ile toplam 6 dalda aday gösterildi. Bakalım kazanabilecek mi?
87. Oscar Ödülleri Aday Listesi Açıklandı!
Merak ile beklenen 87. Oscar Ödülleri'nin aday listesi açıklandı. Her yıl olduğu gibi Altın Küre ile birlikte Oscar'a dair aday listesi tahminlerimiz yine tuttu. Ama kazananlar ne kadar paralel ilerleyecek göreceğiz. Oscar Ödül Töreni 22 Şubat pazarı pazartesiye bağlayan gece yapılacak. Ödül Törenini ise Neil Patrick Harris sunacak.
Oscar’a doğru ilerlerken aday listesinde yer alan filmler hakkında sayfamızda yazılar bulabilirsiniz.
İşte aday listesi:
EN İYİ FİLM
American Sniper
Birdman or (The Enexpected Virtue of Ignorance)
Boyhood
The Grand Budapest Hotel
The Imitation Game
Selma
The Theory of Everything
Whiplash
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Steve Carell - Foxcatcher
Bradley Cooper - American Sniper
Benedict Cumberbatch - The Imitation Game
Michael Keaton - Birdman or (The Enexpected Virtue of Ignorance)
Eddie Redmanye - The Theory of Everything
EN İYİ KADIN OYUNCU
Marion Cotillard - Two Days, One Night
Felicity Jones - The Theory of Everything
Julianne Moore - Still Alice
Rosamund Pike - Gone Girl
Reese Witherspoon - Wild
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Robert Duvall - The Judge
Ethan Hawke - Boyhood
Edward Norton - Birdman or (The Enexpected Virtue of Ignorance)
Mark Ruffalo - Foxcatcher
J.K. Simmons - Whiplash
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Patricia Arquette - Boyhood
Laura Dern - Wild
Keira Knightley - The Imitation Game
Emma Stone - Birdman or (The Enexpected Virtue of Ignorance)
Meryl Streep - Into The Woods
EN İYİ ANİMASYON
Big Hero 6
The Boxtrolls
How to Train Your Dragon 2
Song of the Sea
The Tale of Princess Kayuga
EN İYİ SİNEMATOGRAFİ
Birdman or (The Enexpected Virtue of Ignorance) - Emmanuel Lubezki
The Grand Budapest Hotel - Robert Yeoman
Ida - Lukasz Zal & Ryszard Lenczewski
Mr. Turner - Dick Pope
Unbroken - Roger Deakins
EN İYİ YÖNETMEN
Birdman or (The Unexpected Virtue of Ignorance) - Alejandro G. Iñárritu
Boyhood - Richard Linklater
Foxcatcher - Bennett Miller
The Grand Budapest Hotel - Wes Anderson
The Imitation Game - Morten Tyldum
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
American Sniper - Jason Hall
The Imitation Game - Graham Moore
Inherent Vice - Paul Thomas Anderson
The Theory of Everything - Anthony McCarten
Whiplash - Damien Chazelle
EN İYİ ORJİNAL SENARYO
Birdman or (The Unexpected Virtue of Ignorance) - Alejandro G. Iñárritu, Nicolás Giacobone, Alexander Dinelaris, Jr. & Armando Bo
Boyhood - Richard Linklater
Foxcatcher - E. Max Frye and Dan Futterman
The Grand Budapest Hotel - Wes Anderson; Story by Wes Anderson & Hugo Guinness
Nightcrawler - Dan Gilroy
Uzun zamandır 5. sayımızı arıyorduk. Sonunda bulduk... Bekledikçe demlenen, şarap gibi güzelleşen Sinzap; 2015'in ilk sayısıyla karşınızda. Mutlu, huzurlu, bol okumalı yıllar dileriz!
http://issuu.com/sinzap/docs/sinzap_sayi_5
#Revolution 3. sezon onayını alamadı.
Ilk sezonunda güçlü raytingleri ile yayın hayatına başlayan Revolution, 2.sezon da eleştirilerin hedefi olmuştu. NBC bundan pek memnun olmamış ki Revolution'a 3. sezon onayı vermediler.
Matthew McConaughey True Detective'den ayrılıyor.
Evet, başlığı yanlış okumadınız. Matthew McConaughey Oscar ödül törenin de basına yaptığı açıklamada, 'True Detective'in ikinci sezonunda yokum. İlk sezon bitti' dedi.
Dizinin konusunun çekiciliğini bir kenara bırakırsak, McConaughey için diziyi izleyenlerin olduğu bir gerçek. Dizinin izleyicisini nasıl etkiler bilinmez ama umarız yerine gelecek ismin ya da değiştirilecek senaryonun tadını bozmazlar.
Dizinin 2.sezon onayını aldığı henüz açıklanmadı ancak reytinglerin yüksekliğine bakacak olursak; devam etmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
İşte Oscar'ı Kazananlar:
En İyi Film 12 Years A Slave
En İyi Yönetmen Alfonso Cuaron (Gravity)
En İyi Kadın Oyuncu Cate Blanchett (Blue Jasmine)
En İyi Erkek Oyuncu Matthew McConaughey (Dallas Buyers Club)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Lupita Nyong'o (12 Years A Slave)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Jared Leto (Dallas Buyers Club)
En İyi Orijinal Senaryo Her (Spike Jonze)
En İyi Uyarlama Senaryo 12 Years A Slave (John Ridley)
En İyi Yabancı Film The Great Beauty
En İyi Görüntü Yönetimi Gravity (Emmanuel Lubezki)
En İyi Sanat Yönetimi The Great Gatsby (Catherine Martin ve Beverley Dunn)
En İyi Anismasyon Frozen
En İyi Belgesel Twenty Feet from Stardom
En İyi Belgesel (Kısa) The Lady In Number 6
En İyi Animasyon (Kısa) Mr. Hublot (Laurent Witz ve Alexandre Espigares)
En İyi Kısa Film Hellium
En İyi Müzik Gravity (Steven Price)
En İyi Şarkı Let It Go (Frozen)
En İyi Görsel Efekt Gravity (Tim Webber, Chris Lawrence, Dave Shirk ve Neil Corbould)
En İyi Kurgu Gravity
En İyi Ses Miksajı Gravity (Skip Lievsay, Niv Adiri, Christopher Benstead ve Chris Munro)
En İyi Ses Kurgusu Gravity (Glenn Freemantle)
#Oscar'a geri sayım başladı. Bizde sizler için özel bir sayı hazırladık. #Sinzap Oscar Özel sayısı ile karşınızda!
Pazar gecesi patlamış mısırlarınızı hazırlayın, Sinzap'ı yanınızdan eksik etmeyin!
http://issuu.com/sinzap/docs/sinzap-sayi-4
86. Oscar Ödül Töreni'nin Sunucuları Açıklandı!
2 Mart 2014 pazar gecesi sahiplerini bulacak olan 86. Oscar Ödül Törenin'de sahneye çıkarak filmleri tanıtacak ya da ödülleri açıklayacak olan isimlerin tam listesi açıklandı. Oscar kazanlarının, bu yılın adaylarının ve usta isimlerin bulunduğu listede kimlerin olduğuna göz atalım:
Amy Adams
Kristen Bell
Jessica Biel
Jim Carrey
Glenn Close
Bradley Cooper
Penélope Cruz
Benedict Cumberbatch
Viola Davis
Daniel Day-Lewis
Robert De Niro
Zac Efron
Sally Field
Harrison Ford
Jamie Foxx
Andrew Garfield
Jennifer Garner
Whoopi Goldberg
Joseph Gordon-Levitt
Anne Hathaway
Goldie Hawn
Chris Hemsworth
Kate Hudson
Samuel L. Jackson
Angelina Jolie
Michael B. Jordan
Anna Kendrick
Jennifer Lawrence
Matthew McConaughey
Ewan McGregor
Bill Murray
Kim Novak
Tyler Perry
Brad Pitt
Sidney Poitier
Gabourey Sidibe Will Smith
Kevin Spacey
Jason Sudeikis
Channing Tatum
Charlize Theron
John Travolta
Christoph Waltz
Kerry Washington
Emma Watson
Naomi Watts
Lego temalı Oscar adayı film afişlerinden bahsetmiştik. Bu akımdan Pixar'da nasibini almış :)
Oscar'a Bir Adım Daha Yaklaş. Tahminlerini Yap!
Oscar'a sayılı günler kaldı ve hepimiz tahminler yürütmeye başladık bile. Heyecan ile beklediğiniz geceyi biraz daha hareketlendirmeniz için Oscar'ın 'My Pick' uygulamasını deneyebilirsiniz!
' http://oscar.go.com/mypicks '
Adresinden adaylarını belirleyebilir ve Oscar gecesi kaç tahminin gerçekleşmiş öğrenebilirsin.
Oscar adayı filmlere #LEGO dokunuşu.
Yahoo Movies LEGO Filmi’nden ilham alarak #Oscar adayı filmlerin LEGO karakterli posterlerini hazırlatmış.
'How I Met Your Dad'e ' katılan ilk isim belli oldu!
Yapımcılar Carter Bays ve Craig Thomas, yeni dizide bambaşka karakterlerle tamamen farklı bir öykünün işleneceğini söyledi. Bays ve Thomas, dizinin ilk bölümünün Los Angeles'ta çekileceğini, daha sonraki çekimlerin ise New York'ta devam edeceğini belirtti.Dizinin başrolünde "Frances Ha" filmindeki performansı ile Altın Küre'ye aday gösterilen Greta Gerwig oynayacak. Gerwig, dizide 20'li yaşlarda, kıpır kıpır, dağınık, bir dakikası bir dakikasına uymayan Sally karakterine hayat verecek.
Müjdemizi isteriz; Seinfeld Geri Dönüyor!
90'lara damgasını vuran sit-com, Sienfeld ekranlara geri dönüyor.
Jerry Seinfeld, kısa bir süre önce 'gizli bir proje' üzerinde çalıştığını açıklamıştı. Bu açıklamanın üzerine Sienfeld, kadrodaki isimlerden Jason Alexander ve dizinin yazarı Larry David ile dizideki uğrak mekanları olan Monks Cafe'de görülünce, internette bir sallantıya yol açtılar. 'Sienfeld geri dönüyor' haberleri aldı başını gitti.
Sonunda beklenen haber geldi ve Sienfeld katıldığı bir radyo programında, dizinin geri döneceğini herkese ilan etti. Dizinin 'kısa bir versiyonu' ile geri döneceklerini söyleyen Sienfeld, kadroda Jason Alexander, Wayne Wright dışında eski ekibin de bir araya geleceğini söyledi. Dizinin yaratıcısı ve yazarı olan Larry David'e bu kısa projede yerini alacak.
Kısa versiyon ile geri döneceklerini söyleyen komedyen, dizinin 60 dakikadan uzun olacağını da belirtmeden geçememiş.
Bakalım, günümüzdeki Seinfeld'i izlemek nasıl olacak.