Kariyer, Para ve Yaratıcılık
Pamele Kribbe aracılığı ile Jeshua Kanallığı
Yazının orijinalini bu bağlantıda bulabilirsiniz.
Değerli arkadaşlar, keyif ve muhabbet duyguları içinde aranızda bulunuyorum. Sizleri çok yakından tanıyorum ancak aynı zamanda sanki sadece dün tanışmış gibiyiz. Benim şu anda bulunduğum alemlerde zamanın önemi yoktur. Sizleri çok eskilerden hatırlıyorum, ancak bedenleriniz ve yaratımlarınız zaman içinde değişiklikler gösterdi. O yüzden aynı zamanda sizi yeni tanımış gibiyim.
Jeshua, Dünya’da insan bedeninde yaşadı. Yani ona insan olmakla ilgili her şey çok tanıdık. Bu deneyime dayanarak şimdi buradayım. Sizlere gelişiminizde ve yeni devri yaratmanıza yardım etmek için geldim. Bir değişimin içinden geçiyorsunuz ve hepiniz bu değişime kendinizi kuvvetle bağlı hissediyorsunuz.
Jeshua hakkında bir şey daha söylemek istiyorum. Jeshua Dünya’da etten ve kemikten bir insan olarak enkarne oldu ve yeni bilince kanallık yaptı. Bu yeni bilinç Jeshua aracılığı ile Dünya’ya akıyordu. Jeshua’nın en büyük katkısı buydu. Ancak yeni bilincin enerjisi sadece Jeshua’ya ait değildir, bu enerji hepinize ait. Her biriniz bu yeni bilincin enerjisinin tohumlarını Dünya’ya ekiyor. Bu sizin en büyük katkınız.
Ancak eskiden yeniye olan dönüşüm, birçok şeyi yerinden söküp atıyor ve sarsıyor. Sarsılan konular arasında para ve kariyer de var, çünkü bu konularda eski enerji hala çok baskın. Bu eski enerjileri güç ve ego olarak tanımlayabilirsiniz.
Eski enerjiler para ve kariyer alanlarında çok uzun zamandan beri o kadar belirgin ki, bu konulara dengeli bir şekilde nasıl yaklaşacağınız konusunda çok zorlanıyorsunuz. İşinizde, çalıştığınız şirkette, beraber çalıştığınız insanlarda toplumla yüz yüze geliyorsunuz. Çoğu zaman kendinize şu soruyu soruyorsunuz: “Hiçbir yakınlık hissetmediğim bu enerjilerle, hayatımın her gününü işgal ederlerken nasıl başa çıkacağım?” Eskiden yeniye geçiş yaparken, bu iki enerji arasındaki sürtüşmeyle nasıl başa çıkacağınızı bilmek istiyorsunuz.
Bu konuyu bedenlerinizdeki enerji merkezleriyle açıklamak istiyorum. Hepinizin aurasi ve her auranın yedi tane çakrası (enerji merkezi) var. Solar Plexus dediğimiz üçüncü çakranız göbek hizasındadır ve irade buradan yönetilir. Burası, kişisel iradenizin, güç ve hırslarınızın bulunduğu yer. Eski enerjinin hakim olduğu zamanlarda, insanlar bu enerji merkezlerini haddinden fazla kullanıyorlardı. Bunun sebebi kazanmaya, kendi menfaatlerinizi ön plana koymaya ve başkalarının tasfiyesi için savaşmaya olan merakınızdı. Bu davranışlar korkudan ve kaybolmuşluktan doğar. İşimiz bu davranışları ve bu davranışların yarattığı enerjileri yargılamak değil. Sadece bu enerjilerin vücudunuzda nereden yönetildiğine dikkat çekmek istiyorum. Yönetim yeri solar plexustur, yani üçüncü çakranız.
Üçüncü çakranızın bir üstünde kalp çakranız vardır. Kalp sizi yüksek benliğinize bağlar. Bu yüksek enerjiler geldiğiniz eve aittir ve buradan getirdiğiniz idealler güç ve ego enerjileriyle tam bir çatışma içindedir.
Dönüşüm sırasında enerjiler, solar plexus’tan kalp çakrasına doğru kayar. Bu solar plexus’u ihmal etmeniz veya bir kenara itmeniz anlamına gelmez. Ego’dan kurtulmanız gerektiği doğru bir bilgi değildir. Bu sadece direksiyonu kalp çakranıza verdiğiniz ve dolayısıyla yaşamınızın büyük ölçüde idaresini kalp çakrasının enerjileriyle yaptığınız anlamına gelir. Hepiniz bunun arayışı içindesiniz. Kiminiz bunu kişisel yaşamında, kimisi ise iş yaşamında ve yaratıcılığı arzuladığı alanlarda arıyor. Hepiniz bu enerji değişimine karşı yakınlık hissediyorsunuz. Ve hepiniz bu yeni enerjilerle hayatınızı daha keyifli ve huzurlu yaşayacağınızın farkındasınız.
İçinizdeki ve dışınızdaki ego bazlı enerjilerle nasıl baş edeceğiniz konusunda sizden istenen, solar plexus’un yönettiği enerjilere kalbinizin yönettiği enerjilerle yaklaşmanız, onları sevgi ve ihtimamla yönlendirmenizdir. İş, yaratıcılık ve para konusundaki bolluk, kalbinizin ve solar plexus çakranızın iş birliğine bağlı.
Peki kalbinizle mi yoksa egonuzla mı hareket ettiğinizi nereden bileceksiniz? Kalp enerjisinin iki önemli unsuruna değinmek istiyorum. Bu sayede bu enerjiler ile hareket edip etmediğinizi fark edeceğinizi umuyorum. Bu unsurlardan ilki mücadelenin yokluğu ve kolaylığın varlığı. Ben buna kısaca “huzurun akışı” diyorum.
İstediğiniz şeyler için mücadele etmeye ve savaşmaya alışmışsınız. Özellikle iş yaşamında haddinden fazla rekabet ve ego çatışması var. Çoğu zaman meziyetlerinizin fark edilmesi ve onaylanması için olmadığınız biri gibi davranmanız gerekiyor. Bu kalbinizin isteklerinin tam tersidir. Kalp çok daha doğal bir var oluşu özler. Kalp güç kullanmak istemez, doğası gereği çok sakin ve ılımlıdır. Kalbiniz sizinle hisleriniz aracılığı ile konuşur. Nazikçe dürter ve önerilerini söyler. Asla korku ve duygu yüklü bir şekilde dayatmaz.
Hayatınızda neyin kolayca ve doğal bir süreç içinde aktığını veya neyin sürekli zorlandığını ve dirençle karşılaştığını bilirsiniz. Eğer zorlanma ve direnç varsa, o zaman tam anlamıyla kalp enerjilerine uyumlanmamışsınız demektir. Kalp enerjisinin sırrı, mucizelerini zorlamadan, sakinlikle ve şefkatle yapmasındadır.
Huzuru temsil eden kalp enerjileri ile uyumlanmak için, hislerinize güvenmeye cesaret etmek çok önemlidir. Kariyeriniz ve yaratıcılığınız söz konusu olduğu zaman, toplum kurallarına ters bile olsa, hislerinize göre hareket etmek size hiç bilinmedik kapıları ve fırsatları açacaktır. Sizi tanrısallığınıza yaklaştıracak, yetkiyi kalbinize verecek ve kalbinizin isteklerinin yerine gelmesini sağlayacak kişileri ve ortamları size çekecektir.
İş yerinde sorunlarla karşılaştığınız ve doğru yerde olmadığınızı hissettiğiniz zaman, biraz yalnız vakit geçirin. İçinizdeki sessizlikte, absorbe ettiğiniz bütün sosyal öğretilerin, düşüncelerin, korkuların ve endişelerin yok olduğu ana odaklanın. Ve bütün bu düşüncelere ve öğretilere, derin sessizlikte kalbinizden bakın. Onları oldukları gibi görün. Onlar sadece güneşi kapatan bulutlar ve bu düşünceler siz değilsiniz. Ve kalbinize şu anda ne yapmanın sizin yüksek iyiliğinize olduğunu sorun. Kadim ve bilge olan kalbinizdir. Kalbiniz sizin en yaratıcı tarafınızdır ve hisleriniz her zaman ne yapmanız gerektiğini bilir. Eylemlerinizi dışarının isteklerine veya sosyal standartlara göre ayarlamak, özellikle kariyer söz konusu olduğu zaman, oldukça yorucudur. Çünkü sosyal ve kolektif bilinç korku üzerine kurulmuştur. İşinizi kaybetmenin korkusu, yeteri kadar başarılı olamama korkusu veya parasızlık korkusu sosyal öğretinin temelini oluşturur. Bütün bu korkular hislerinizin ışığını karartır, ancak sizin için neyin doğru olduğunu bilen hislerinizdir. Anahtar hislerinizin sesini dinlemektedir. Gerçek cevapları verdiklerini ancak dinlerseniz göreceksiniz.
Derinlerinize odaklandığınız zaman, şüphe ortaya çıkabilir ve hislerinizin gerçeklikten uzak veya yanlış olduklarını söyleyebilir. Kendinden şüphe duymak, sizi spritüal yolunuzdan saptırır. Spritüal yoldan kastım, size en yüksek yaratıcı enerjiyi getirecek ve bu yaratıcı enerjinin sizin aracılığınız ile dışarıya akmasını sağlayacak deneyimlerdir. Yaratıcı enerjiler sizde her daim mevcut. Ancak bu enerjileri fiziksel yaratım için kullanmak, hislerinizi dinlemenize ve hislerinize güvenmenize bağlı. Ruhunuz sizinle hisleriniz aracılığı ile konuşur. Bu hisler ile ilgili size sunulacak imzalı garantiler yoktur. Sadece güvenmelisiniz. Hislerinizin gösterdiği doğrultuya yönelmek ve sezgileriniz ile hareket etmek, kalbinizin kılavuzluğunu Kabul ettiğiniz anlamına gelir. Ve ego bazlı bilinçten kalp bazlı bilince geçiş yapmaya hazır olduğunuzu gösterir.
Solar Plexus’unuzun egemenliğinin son demlerine geldiniz. Ruhunuzun şimdiki enkarnenizi seçmesinin sebebi, egonun egemenliğini serbest bırakmak ve kalbin yaratıcılığına güvenmek. Sizlerden kendinize güvenmenizi ve Dünya’ya yeni enerjiler getirdiğiniz ve müthiş katkılarda bulunduğunuz yolunuza devam etmenizi istiyorum. Bu yeni enerji değişimi sessizce getiriyor, bazen siz bile fark etmiyorsunuz. Ancak katkınız zannettiğinizden çok daha fazla. Huzurun akışını takip ederek ve hislerinize güvenerek yeni dönemin doğusuna yardım ediyorsunuz. O yüzden lütfen şüphe duymadan yolunuza devam edin.
Kalbin enerjileri, iş yaşamını yöneten sert ve rekabetçi enerjilere göre çok daha nazik ve sessiz. Dolayısıyla, bu sert enerjilerle çepeçevre sarılmışken kalp enerjileri ile uyumlu kalmak cesaret gerektiriyor. Ancak kalbin enerji akışını takip ederseniz, eninde sonunda yaratıcı olasılıklar fiziksel gerçeklikte kendilerini bolca gösterecektir. Sadece kendinize güvenmeniz ve cesaret etmeniz gerekiyor.
Kalbin enerjisinin iki unsurundan bahsedeceğimi söylemiştim. Huzurun akışıyla başladık. Şimdi “Bolluğun Akışı” ile devam edelim.
Kalbinizin enerjisi hayatınızdaki bolluğun gerçek kaynağıdır. Bolluk hayatın her alanıyla ilgilidir. Sadece materyal bolluk değil, aynı zamanda duygusal, sosyal ve spritüal bolluğun yaratımından bahsediyorum. Tasarlanan, bolluğun her halini keyif ile deneyimlemenizdi. Ancak konuşmanın bu bölümünde özellikle materyal bolluktan bahsetmek istiyorum, çünkü bu ışık isçileri için önem taşıyor.
Işık isçisi ruhlar, spirituellige meraklıdırlar, idealistik kimselerdir ve parayı ayıplama eğilimindedirler. Para ışık isçilerinin gözünde düşük enerjilidir ve hatta günahtır. Bunun sebebi, parayı servetin getirdiği güç ve bu gücün başkalarını kontrol etme amacıyla kullanılıyor olduğuna dair olan inançlarıdır. Para adeta güç ile aynı anlama gelmektedir. Bu inançlar sebebiyle bu yazıyı okuyan bir çoğunuzun yaşamında paranın akışı sekteye uğruyor.
Paradan ve paranın sunduğu önemsiz materyal dünyadan zevk alamayan ışık isçileri için de bir dönüşüm gereklidir. Bunun sebebi sertlik dolu geçmiş hayatlarınızdan getirdiğiniz ve paradan kaçındığınız inançlarınızdır. Ve bu inançlar hala aktif. Bu enkarnelerinizi spirituel aydınlanmayı umarak nerdeyse tamamen yalnız geçirdiniz. Bu enerjiler hala enerji alanınızda mevcut. Bu enerjilerin katiyeti sizi sınırlıyor.
Ancak para masumdur. Para sadece akan bir enerjidir ve her enerji gibi potansiyele sahiptir. Para fırsatlar ve potansiyel sunar ve bunda hiçbir yanlışlık yoktur. Para, başkaları üzerinde güç sağlayacağınız anlamına gelmez. Para ile başkaları için çok güzel şeyler de yaratabilirsiniz. Parayı keyif ile kabul edince hem kendiniz hem de başkaları için bolluğun kapıları açılır. Yaratım sarmalı vermek kadar almayı da kapsar, bu şekilde almak ve vermek arasındaki denge kurulur. Kalp böyle işler. Dolayısıyla, vermek kadar parayı almaktan da keyif alın.
En yüksek kabiliyetlerinizi ve yeteneklerinizi dünya ile paylaşırken, almayı istediğiniz ve almaya ihtiyaç duyduğunuz parayı dünyadan istemek ile ilgili itirazlarınızı izlemek gerçekten çok üzücü. Eski yargılar sizi kendiniz için ayağa kalkıp istemeye ve almanın keyfini deneyimlemeye engel oluyor. Ancak evrenin sırrı dengededir. Evren her alanda en yüksek potansiyelinizi sergilemenizi bekler. Bunda hiçbir yanlış yoktur. Gerçek yaratıcılık, enerjilerin alma kısmını da aktive eder. Ve ancak almaya izin verirseniz yaratıcılığın akışı canlı kalır.
Paranın akışını bloke ettiğinizin veya para ile ilgili sessiz bir nefretiniz olduğunun bilinçli olarak farkında olmayabilirsiniz. Para ile ilgili düşüncelerinizi ve duygularınızı anlamak için kendi kendinizle biraz zaman geçirin. Bu paranın akışını nerede blokladığınızı size gösterecektir. Lütfen tasarının, hayatınızı keyif ve bolluk içinde yaşamak olduğunu anlayın. Güzel şeylerden keyif almak, bu keyfi kucaklamak ve kalbinizin ilhamla dolması gayet doğaldır. Dünya sizin şu andaki eviniz. Dolayısıyla, evinizin materyal gerçekliğini istediğiniz şekilde yaratmak için kendinize izin verin. Sadece Dünyayı ve materyal bolluğu sevmeye başlamak bile bolluk enerjilerinin akışını başlatacaktır. Dünya ihtiyaç duyduğunuz her şeyi size sunmaya hazır. Dünya sadece spritüal konularda gelişip büyümenizi değil, aynı zamanda Dünya’dan ve insan olmaktan zevk almanızı istiyor.
Lütfen en derinlerdeki materyal bolluk ile ilgili hislerinizin farkına varın. Siz yeni Dünya’yı yaratırken ve hayallerinizi enerjilerin bu en yoğun olduğu gezegende gerçekleştirirken, bolluk enerjisinin size nasıl yardımcı olacağını düşünün. Zaman, kendinizi toplumdan soyutlamanın ve dağ başlarında tek başına meditasyon yapmanın zamanı değil. Tam tersine, zaman katılım ve paylaşım zamanı. Zaman enerjilerinizin özgürce akmasının ve bu enerjilerin size getirdiklerini özgürce almanızın zamanıdır. Bolluğu almaktan ve kabul etmekten korkmayın. Katkınızı onurlandırmanız ve gayretlerinizin karşılığını almanız dengeli bir spirituel varlık olduğunuz gösterir.
Bolluk kelimesi üzerinde biraz daha durmak istiyorum. Yazının başında kalp enerjisinin karakterinin öncelikle huzurun akışı ile belirlendiğini söyledim. İşler kolaylıkla işliyor ve ihtiyacınız olan şeyler eş zamanlı bir şekilde yolunuza çıkıyorsa, o zaman kalbin enerjisinin akışına uyum sağlamışsınız demektir. Kalbin ikinci karakteristik enerjisi ise bolluğun akışıdır. Bolluk demek, tam şu anda, insan deneyiminiz için ihtiyacınız olan her şeye sahip olmanız demektir. Bolluk enerjisinin akması demek, sahip olduklarınızdan memnun ve mutlu olmanızdır. Materyal, duygusal ve zihinsel açıdan sahip olduklarınızın sizi besliyor olması demektir. Bolluk budur.
Bolluk enerjisini deneyimlemek ise, tam şu anda sahip olduklarınızdan memnun olmanızdır. Hepiniz bolluğun şartlara bağlı ve göreceli bir kavram olduğunu biliyorsunuz. Sahip olduğunuz bolluk her zaman hayattan aldığınız keyif ile doğrudan ilgili değil. Bolluğu deneyimlemek demek, zengin olmak demek değildir. Bolluğu deneyimlemek, sahip olduğunuz her şeyde zenginlik görmektir. Sizi nasıl bir bolluğun tatmin ettiğini keşfetmelisiniz. Kimisi için bolluk, toplumdan uzakta, doğa içinde bir kulübede yaşamak olabilir. Kimisi için ise kalabalığı ve hareketliliği deneyimledikleri bir şehirde ve lüks bir evde yaşamak bolluk anlamına geliyor olabilir. Biz bunların hiçbirini yargılamayız. Kaynak da yargılamaz.
Sizin için neyin “yeterli” olduğunu kendiniz bulmalısınız. Önemli olan sizi mutlu eden ve size hayatı doyurucu bir şekilde yaşadığınızı hissettiren akışı bulmanız. Bolluğun akışı budur. Bolluk ne kadar çok materyale sahip olduğunuzla ölçülmez, hayattan ne kadar keyif aldığınızla ölçülür. Bolluk bir histir, materyal eşya değil.
Bolluğun akışından iki şekilde uzaklaşırsınız. Ya var olandan fazlasını istersiniz veya var olandan azını. Eğer var olandan fazlasını istiyorsanız, ihtiyacınız olmayan veya tam anlamıyla keyfini süremeyeceğiniz materyal bir şeye ihtiyaç duymaktasınız demektir. Çok fazla şeye sahip olmak hayatı karmaşık hale getirir ve hayattan alınacak keyfi azaltır. Keyif, basit bir yaşamda daha fazladır. Var olandan fazlasını istemek, gelecek için güvence sağlamakla ilgilidir. Güvence sağlamak bir bağımlılık haline dönüşebilir. Ancak tam şu andaki bolluğu deneyimlemeyi ertelersiniz, şu anı kaçırırsınız. Tam şu anı, materyal dünyanızdaki yokluğu deneyimlemek için harcamış olursunuz. Bolluğun akışını yakalamak istiyorsanız, tam şu anda var olanların keyfini çıkarmayı, gelecek ve geçmişle ilgili korkularınızı serbest bırakmayı öğrenmelisiniz. Şu anda var olandan keyif alırsanız, kendinize keyif alacağınız başka şeylerin enerjisini çekersiniz ve böylece bolluğun akışı içinde kalmış olursunuz. Eğer daha fazla materyal güvenceye sahip olmanız gerektiğini düşünüyorsanız, o zaman korku enerjisi içindesiniz demektir. Halbuki gerçekte ihtiyacınız olan şey güven.
Eğer olabileceğinden azına razı oluyorsanız, yine korku enerjisi içindesiniz demektir. Bu korku, kendinizi tam anlamıyla ifade edememenin, ifadenizin karşılığını özgürce ve keyifle alamamanın korkusudur. Hayatı tam anlamıyla dolu dolu yaşamaktan korkmayın. Belki dolu dolu yaşamak için yeterince değerli olmadığınızı düşünüyorsunuz veya yeterince kabiliyetli olmadığınızı. Veya hakkınız olanı almanın günah olduğu ile ilgili bir inancınız var. İhtiyacınız olan doğal güzelliğinizi ve masumiyetinizi keşfetmeniz. Kendinizi tam anlamıyla ifade etmek ve olduğunuz gibi sevilmek için tasarlandınız. Hediyelerinizi ve yeteneklerinizi dünyaya sunduğunuz zaman, dünya sizi armağanlarıyla kutsayacaktır ve bu güzelliğin karşılığını verecektir. Kendinizi olduğunuz gibi ifade edince, dünya çok daha parlak ve keyifli bir yer olur. Evren bolluk ve bereket üretiyor. Eğer kendinize izin verirseniz, gerçek doğanız olan saf ve koşulsuz sevgiye kendinizi açarsanız, sizler de bu akışın birer parçası olabilirsiniz.
“Bolluk” sizin doğal halinizdir. Bolluk enerjisi hepiniz için mevcut ve hepiniz buraya bolluğu deneyimlemek için geldiniz. Az ile yetinmek gerçekten çok anlamsız. Paradan kaçarak veya kendi kendinize yarattığınız yokluk ile spirituel öğrenmenin mümkün olduğu doğru değil. Tam tersine, eğer yokluk yaratırsanız, içinizde kızgınlık ve öfke biriktirirsiniz. Lütfen yokluk ile ilgili bir takım spirituel açıklamalar yapmaya ve bunun için spirituel sebepler bulmaya da çalışmayın. Hepiniz buraya hayatı dolu dolu ve bolluk içinde yaşamaya geldiniz. Bırakın yaratıcı enerji içinizden aksın, karşılığında keyif almaya, tatmin olmaya ve materyal bolluğa izin verin.
Bolluğun Akışını Yaratmak
Bolluğun akışının dışına çıktığınızı hissettiğiniz anda, o andaki yaşam şartlarınıza bir bakın ve bu hissiyatı enerjik bir mesaj olarak değerlendirin. Şu andaki yaşam şartlarınız, sizin yarattığınız realitedir. Lütfen kendinizi ve başkalarını bu realite ile ilgili yargılamayın. Sadece gözlemleyin.
Sonra çevrenizdeki enerjileri fark edin – evinizdeki, sosyal hayatınızdaki, iş yerinizdeki enerjiler – ve bu enerjileri kalbinizde gerçekte ne istediğinizle kıyaslayın. Gerçekten nasıl hissettiğinizi tam anlamıyla kavramak için zaman verin. Bulanık bir kaygı ve gerginlik ile hislerinize anlam vermeye çalışmayın. Hayatta gerçekten neyi arzuladığınızı fark etmeye çalışın.
Böylece yokluğu tanımlamış olacaksınız. Bunun sebep olduğu acıyı fark edin, ancak bu acıyı büyütmeyin. Sadece gözlemleyin. Bu çalışmanın amacı size kendiniz kötü hissettirmek asla değildir. Tam tersine, yokluğu anlamlandırmak ve kalbinizin gerçekten neye özlem duyduğunu fark etmek için çok faydalıdır. Kalbinizin özlem duyduğu şey, ruhunuzun bu enkarnenizde yapmayı planladığı şeydir. Evren sizi bu şeyi gerçekleştirmeniz için destekleyecektir.
Sizin kalbinizin isteklerine odaklanmanız, onların farkına varmanız ve onları sessizce kabul etmeniz, değişimi başlatır. Kim olduğunuzu keşfetmeniz, size bunu doğrulayacak olayları ve kişileri hayatınıza çekmenizi sağlayacaktır. Fiziksel manada değişimi zorlamanıza gerek bile kalmaz. Yapmanız gereken, isteklerinizi (duygularınıza kapılmadan) derinden hissetmeniz ve kalanını kalbinize bırakmanızdır. Sadece serbest bırakın ve güvenin.
Hayatınızda değişim başlayacaktır. Belki ilk başlarda, kökleşmiş ve tekrarlayan düşüncelerinizi, duygularınızı ve diğer insanlara verdiğiniz tepkileri derinlemesine sorgulamanız gerekecek. Sonrasında, ruhunuzun isteklerine hizmet etmeyen işler veya ilişkiler hayatınızdan çıkabilirler. Sizi yavaş yavaş bolluğun akışına sokan ve isteklerinizi gerçekleştirmenizi sağlayacak enerjiler içinde olduğunuza güvenmelisiniz. Hayatınızda olan şeyleri dikkatle gözlemleyin. İnsanların size nasıl davrandıkları ve size neler söyledikleri, genellikle isteklerinizi gerçekleştirme yolunda nerede durduğunuz konusunda size ip uçları verecektir.
Sadece kalbinizin isteklerinin farkına varmanız ve onları kabul etmeniz yeterlidir. Bunu gerçekleştirmeniz için gereken şartlar hiç beklenmedik bir şekilde karşınıza çıkacaktır. Bu şartlar ve kişiler hayatınıza zarafetle gireceklerdir. Bu size hem çok büyülü hem de çok uygun gelecek. Çünkü bütün bunlar sizin zorlamanızla değil, kendiliğinden olacaktır. Çünkü sessizce gerçek isteklerinizin farkına vardınız ve onları cesaretle kabul ettiniz. Kalbinizin isteklerini bu şekilde, yani odaklanarak ve serbest bırakarak onurlandırınca, fiziksel gerçeklik bolluk için yaratıma girecektir.
https://www.facebook.com/Humanity-Rising-Humble-writings-to-help-ascension-1333916226668373/?ref=ts&fref=ts
https://humanityrisingblog.wordpress.com
https://www.facebook.com/profile.php?id=718596821654268&ref=ts&fref=ts
https://degisimbasladi.tumblr.com/