Bir cemre de ruhumuza
Jo Grundy - Bahar Bahçesi
“Şimdi gelecek sana Bahar yeniden: bırak, bilme, ne -
ne bil, ne bilme: gelsin hepsi yeniden sen bilmeden, hiç.” Oruç Aruoba - Ne ki hiç
Bugün üçüncü cemre toprağa düştü. Beton bloklar arasında tek tük dallarda beyaz çiçekler açmış; gelecek baharın tecessümü. Hem de yeni ayda.
Tecessüm etmek bir şeyin cisimlenmesi yani algıladığımız gerçeklik içinde bir boyut kazanması demek. Bunun için insan durmadan tılsımlı işaretlerin peşinde: cemrenin düşmesini, yeni ayın gelmesini ya da dalların çiçeklenmesini bekliyor. Popüler kişisel gelişim dünyasında hayallerinizi gerçekleştirmek için önerilen sayısız teknik var. “İnan ve hayal et, meditasyon yap, dilek tut, niyet et ve bir adım at.” Hepsi düşündüklerinizi gerçek kılabileceğinizi size inandırmak için vesileler yaratmak arzusunda.
Halbuki yaşamın kendisi başlı başına bir tecessüm hareketi değil mi? Soyut/somut emeklerle gerçekleştirdiklerimizle dolu bir yaşam. Kimi zaman sebzelerden bir yemek, kimi zaman düşüncelerden bir kavram, kimi zaman boyalardan bir şahaser yaratan insanın vesileye ihtiyacı var mı?
Vesile olsun olmasın hep yaratıyoruz. Belki de fark edemediğimiz bu. Yediden yetmişe sürekli bir üretim halindeyiz. Bir şey üretmiyormuş gibi düşündüğümüzde bile farkında olmadan başkasının yaratım sürecine katkıda bulunuyoruz. Nehir durmadan akıyor; bazen çağlayarak bazen bir fotoğraf karesi donukluğunda.
O değerli tılsımı/işareti beklemeden yola koyulun. Gün be gün bir cemre düşsün ruhunuza. Bahar zaten gelecek; “bırakın gelsin hepsi yeniden siz bilmeden.”
Sevgiyle kalın.










