Bir Avuç Su
Hadi size bir adet dergide yayınlanacak olan yazımı şey ediyim...
Basit bir atasözü “ Damlaya damlaya göl olur. “ Hiç sanmıyorum ki elde avuçta birikenler dağ olur mantığıyla çıktı dudakların arasından. O damla bir dosttu. Nasıl ama? Bu sözü yalnız bir adamdan başkası çıkarmış olmamalı. Hayır, âşık bir adamdan bahsetmiyorum size, o adam gariptir yalnız değil. Yalnız insan elindeki her şeyi duygu karmaşalarında yakıp kül eden insandır. Ne sözler ama dimi? Hepimizin çok değerli dostlukları vardır. Buna rağmen kalabalık içinde huzursuzluk çekebilir içten içe dipsiz bir dünya kurulabilir. Hem yanlış hatıraların yanlış zamanlarda yanlış kişilere denk gelmesi tesadüf olamaz.
Damlayan şey zamandır. Göl ise bilirsiniz derin gözükmez ama içine çeker insanı. Bu nedenle göl yalnızlığın ta kendisidir. Göle hayat veren şeyler de insanı insan yapan duygulardır. Bu dengesiz metafor kesinlikle benim hislerim değil bir arkadaş adına hatta bir arkadaşımız adına değinilmiş bir laf dalaveresidir. Bazı zincirler vardır tutunduğun mesela güzel müzikler, güzel vakit geçirilmiş yer ve zamanlar. Peki, neden herkes tutunduğumuz bu zincirlere bir arsa muamelesi yapıp kırmamızı istiyor. Çünkü kimse aslında o zincirleri kıramıyor ve çok basit bir dürtü olan karşıdan bekleme evresine geçiyor. Yapmayın çocuklar. Barışın elinizde avucunuzda olan her şeyle. Daha ağır şeyler var ve hep olacak önemli olan akan bu damlaları bir edip dağ tepe demeden kocaman dalgalar yaratabilmek. Yapın be! Sen yapmazsan ben yapmazsam “ Boş kalır o hanlar, saraylar.” .
Terapiadam











