Doğal Seleksiyona Darwin ne diyor? Darwin doğal seleksiyon konusunda Türlerin Kökeni kitabında şunları (yorumlarımızla) yazıyor: -Burada görüyoruz ki insanın bir ırkı yöntemli olarak geliştirirken yaptığı gibi tek tek çiftler ayırmanın gereği yoktur. Doğal seçme bütün üstün bireyleri saklayarak ayıracak ve özgürce çaprazlanmaya bırakacaktır ve elverişsiz bütün bireyleri yok edecektir. -Geleceğe şöyle kâhince bir göz atıp diyebiliriz ki her sınıfın büyük ve başat gruplarından olan çok yayılmış ve sık rastlanan türler sonunda üstün gelecek ve yeni başat türler türeteceklerdir. -Doğal seleksiyon ise canlılar arasındaki sadece güçlünün yaşam hakkı kazandığı amansız bir yaşam savaşıdır. -Canlılar devamlı bir yaşam savaşı vermekte, evrimleşmeyi yeterince başaramayan canlılar, başararak üstün duruma gelen canlılar tarafından elemine edilirler. Bu nedenle bu gün yaşayan türlerden çok azı nesillerini çok uzak geleceğe iletebilecektir. -İnsan ilk çağlardan itibaren doğal seçmeye uğramasaydı bu günkü aşamasına herhalde varamazdı. Doğal seçme yavaş bir süreçtir. Ve bu sürecin önemli sonuçlar vermesi için aynı uygun koşulların uzun zaman sürmesi gerekir. (Evrimciler bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmaları olayını anlık evrim olarak kabul edip Darwin'in yukarıdaki öngörüsünü açıkca yok sayarlar.) -Doğal seçme bir türde başka bir türün özelikle yararına ya da zararına olan hiç bir şey üretmez ama çok yararlı hatta zorunlu ya da başka türler için çok zararlı ama bulundukları yaratığa her halde yararlı parçaları, organları, salgıları gerektiği gibi üretebilir. (Darwinin bu öngörüsünde bir mantık hatası da vardır. Nedeni ise canlılarda bulunan korunma-savunma-bağışıklık-çevreye uyum mekanizmalarının iyi ve yararlılara değil, kötü ve zararlıları sececek ve bunlarla mücadele edecek şekilde var edilmiştir. Canlılar iyi ve yaralıları niçin seçsin ki? -Doğal seçme yararlı yapıların başlangıcındaki aşamalarını açıklamada yetersizdir. -Gördük ki doğadaki aşamalarda birbirinden çok uzak iki yaratıkta aynı işi gören ve dış görünüşleri bakımından çok benzeyen organlar ayrı ayrı ve bağımsız oluşabilir ama böyle organlar yakından incelenince aralarında her zaman köklü farklar olduğu bulunabilir ve bu elbette doğal seçme ilkesinin sonucudur. Öte yandan aynı amaca pek farklı yapılarla ulaşmak doğada genel bir kuraldır ve buda aynı önemli ilkenin sonucudur. -Çünkü doğal seçme yalnız küçük ve ardışık değişimlerden yararlanarak iş görür, asla ani ve büyük bir sıçrama yapmaz tersine kısa ve güvenli ama ağır adımlarla ilerler. (Bu öngörüyü daha önce yorumlamıştık) -Yaşam doğadaki her şey gibi bir denge kurmaya eğilimli güçlerin sürekli etki ve tepkisiyle var olur ya da buna bağlıdır ve bu eğilim herhangi bir değişmeyle hafifçe bozulursa yaşamsal güçler kuvvetlenir. -Güçlük böyle karşılıklı yapı değişikliklerinin doğal seçmeyle nasıl yavaş, yavaş biriktirildiğini anlamaktadır. -Toplumsal böceklerde (doğal seleksiyon) tersine yararlı bir sonuca varılmak için seçme bireylere değil aileye uygulanmaktadır. -Doğal seçmeye büyük güvenim olmakla birlikte eşeysiz böcekler konusunda bir kanıya varmasaydım bu ilkenin etkili olabileceğini öne sürmeye asla cesaret edemezdim. -Eşeysiz böceklerin bu halinin Lamarc’ın o ünlü soya çekilmiş alışkanlık öğretisine karşı şimdiye kadar neden öne sürülmediğine şaşıyorum. = = =
Doğal seleksiyon yukarıdaki yazıdan da anlaşılacağı gibi, doğa koşullarına en fazla uyum sağlayabilen, sahip olduğu özellikler nedeniyle bulunduğu ortamda en fazla avantaja sahip olan canlıların yaşama ve çoğalma oranlarının diğerlerine göre daha yüksek olmasının sonucudur.
Ancak bu avantajlar hiçbir zaman bir canlının evrimleşmesi ile sonuçlanmaz. Örneğin renklerinden dolayı beyaz farelere göre daha az avlanan siyah fareler, bu avantajlarından dolayı hiçbir zaman bir başka canlı türüne dönüşmezler veya daha önce sahip olmadıkları yeni organ ya da özellik kazanmazlar. Doğal seçilim, sadece onların daha çok üremelerine, sayılarının beyaz farelere göre daha çok olmasına ve belki avlanma korkusu yaşamadıkları için daha iyi beslenip güçlü olmalarına sebep olabilir. Fakat sonuçta doğal eko sistem aşırı çoğalan bu canlıların sayılarını dengeleyecektir. = = = Evrim teorisi taraftarlarına göre Darwin'in evrim teorisini destekleyen en önemli buluşu, doğal seleksiyondur. Diğer ifade ile doğal seleksiyon doğa içerisindeki canlılardan dayanıklı, güçlü ve üremeye elverişli olanların yaşamasına izin vermekte, diğerlerini ise elemine etmektedir. Değişik hayvan türleri bu seçilimin ürünleridir. Bu ifadeyi biraz daha sadeleştirirsek evrim teorisine göre doğal seleksiyon zaman içinde canlıları değiştirmekte, yeni türlerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu çok önemli ve önemli olduğu kadarda iddialı bir varsayımdır. Böylesine bir varsayımı öne sürerken bilimsel kanıtlarla desteklenmesi beklenir. Fakat bu kanıtları teorinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin gösteremediği gibi bu güne kadar da bu varsayımı destekleyen hiçbir bilimsel kanıt gösterilememiştir. Gerçekten de doğada doğal seleksiyon düzeneği var mıdır? Bu soruya vereceğimiz yanıt; evet, doğada doğal seleksiyona benzeyen bir düzen vardır olacaktır. Doğada belirli bir düzen içinde hiçbir zaman anarşiye kaçmayan bir hayat mücadelesi vardır. Doğa zayıfları elemine eder güçlülerin yaşamasına izin verir. Her canlı nefsini korumaya ve neslini devam ettirmeye çabalar. Bunun içinde yaratılırken kendilerine verilen yaşam alanında avantajlar sağlayan özellikleri sonuna kadar kullanır ve muhafaza etmeye çalışır. Bir canlının zayıflaması demek kendilerine yaratılışlarında verilen özelliklerin en azından bir kısmını yitirmesi ya da çeşitli nedenlerle zayıflatması anlamına gelir. Diğer ifade ile yaratılışlarındaki özelliklerini yitirenler ya da zayıflatanlar elemine olurlar. Tersinim teorisinin doğal elenme olarak yorumladığı bu konuyu şöyle özetleyebiliriz. a)-Var edici canlıları yaşamak ve üremek için her türlü mekanizmalara sahip mükemmel ve eksisiz olarak yaratmıştır. Her türün bir arı ırkı vardır. b)-Canlılar çeşitli nedenlerle tıpkı yeninin eskimesi gibi kendilerine yaratılışlarında verilen özellikleri, mekanizmaları koruyamazlar; zayıflatır ya da yitirirler. Diğer ifade ile yaşam avantajlarını kaybederler. Bu hayati özelliklilerini kaybeden ya da zayıflatan canlıların yaşamını devam ettirme şansı azalır. Genelde yaşam sahnesinden elemine edilen canlar yaşam avantajlarını yitiren ya da zayıflatan bu canlılardır. c)-Görüldüğü gibi zaman içinde canlıların gelişmeleri diğer ifade ile evrimleşmeleri söz konusu değildir. Canlılar zaman içinde gelişim değil özelliklerini zayıflatıp ya da kaybettiklerinden gerileme gösterirler. Gerçek olan canlıların zaman içinde bazı özelliklerini yitirdikleri, yaşam avantajlarını kaybettikleri yani zayıfladıklarıdır. Evrimleşme değil, gerileme söz konusudur. Bu nedenle ilk yaratılan canlılar daha sonra gelen canlılardan daha gelişkin, daha mükemmeldir. Canlılar zaman içinde gelişme bir yana zayıflamakta, yaşam avantajlarını ağır, ağır yitirmektedirler. Avantajları daha az yitirenler hayatta kalmakta daha çok yitirenler elemine olmaktadırlar. d)-Doğal elenme de sadece canlılar arasında yaşam avantaj-larını daha çok yitiren ya da zayıflatanları elemine eder. Zayıflara göre daha sağlıklı ve güçlü olanları diğer ifade ile yaratılırken kendilerine verilen yaşam avantajlarını daha az yitiren ya da zayıflatanlara yaşam hakkı verir. Canlıların türlerden türlere dönüşmeleri mümkün değildir. Bu konuyu örneklemek gerekirse aslanlar tarafından tehdit edilen bir zebra sürüsünde, daha hızlı koşabilen yani aslanlardan kaçabilen zebralar hayatta kalacaktır. Hızlı koşan (kaçabilen) zebraların hayatta kalması demek, bu zebraların bir süre sonra daha hızlı koşabilen bir başka türe örneğin antiloplara dönüşecekleri anlamına gelmez. Doğal seleksiyon doğal düzen gereği sadece bir canlı türü içindeki sakat, zayıf ya da çevre şartlarına uymayan bireyleri ayıklar. Yeni canlı türleri, yeni genetik bilgi ya da yeni organlar ve bu organlara bağımlı değişimler meydana getiremez. Nitekim doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirdiğine dair tek bir gözlemlenmiş kanıt yoktur. Fakat yaşam avantajlarını kaybeden ya da yitiren canlıların ele mine edildiği hemen hemen herkesin bildiği doğal bir gerçektir. Doğal Seleksiyon (elenme) sadece çevresine iyi uyum sağlayabilen, güçlü bireylerin hayatta kalma oranını daha da artıran bir mekanizmadır. Örneğin, karlarla kaplı bir bölgede yaşayan beyaz tavşanlar, kahverengi tavşanlara oranla daha avantajlıdırlar; çünkü daha iyi kamufle olurlar. Bu nedenle, nesilleri de daha uzun süre devam eder. Kahverengi tavşanlar ise, zaman içinde daha kolay av oldukları için, yok olur, ya da azalırlar. Karlar eriyince durum tam tersine döner Ancak, bu mekanizma hiçbir zaman tavşanların başka canlılara evrimleşmesine neden olmaz. Olsa olsa çeşitlenmelerine neden olabilir. Onlar genetik havuz içinde zaten vardırlar, doğal seleksiyon sadece var olan bu iki farklı cinsten birisinin artmasına neden olur. Eko sistemde aşırı çoğalan cinsin sayısını zamanla dengeler.
�H��4/�











