ve keçeyle asıl kaynaşmamız bu hikayede.
bu soru benden değil, refika'dan çıktı... mucize lezzetlere konu oldu. refikayla tanışmam da, hayatlarımıza karışmamız da işte bu soruya ortak cevaplarımızda gizli aslında...
bizce zenginlik, insanın elindekiyle mutlu olmasıdır. bu yüzden işe kendinden, ruhundan başlamaktadır anahtar. neyin var neyin yok bilmen gerekir ve bunu cömertçe paylaşmaya heyecan duyman. o zaman eline makasta ayrı bir yakışır, tahta kaşıkta... o zaman kekiğin de konuşur, kumaşın da... ve hayat sana başlar sunmaya, güzel insanları ve mucizeleri...
amanın bütün renkler bizimdi. korkmadan kullandık. kestik yapıştırdık. çevirdik pişirdik. sardık sarmaladık.
ve ne güzel bir anı kopardık hayattan:
http://www.refikaninmutfagi.com/2012/mucize-lezzetler-bolum-15-mutluluk-zenginliktir/
büyük hediyeydi bana bütün çekim günü. malesef yemek yerken kamerayı pek dikkate alamadım, aile terbiyesi bir yerde. güzel yemek bulduğunda asla başka birşeyle ilgilenmeyen, bitirene kadar sesi çıkmayan dedeciğimden böyle öğrendim.
evet edepsizim, kabul ediyorum. refika'nın sürekli tepemde kaynayan tenceresine ne zaman istesem kaşık sokmam serbestte olsa, bu biraz özel bir gündü. pek afiyet oldu bana :)
ve artık bu keçe meselesinde hızımı alamayıp, bir koca, sıcak bir yuva, mini mini çocuklar falan da yapabilirim kendime. tuhaf bir durumdayız:)