korkuluk dediğin korkutur... diyorsanız, cok yanılıyorsunuz:) o kargaları hiçbirşey korkutmaz, kaçırmaz! Refika'nın bostanına bu sezon daha muzur birşey yaptık. kargalara meydan okuyamasakta, Simotas'a biraz neşe kattık:)
Xuebing Du
occasionally subtle

#extradirty
cherry valley forever

pixel skylines
Misplaced Lens Cap
almost home
tumblr dot com

Andulka
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

shark vs the universe

oozey mess

No title available
Keni
🩵 avery cochrane 🩵
Three Goblin Art
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sade Olutola
he wasn't even looking at me and he found me
we're not kids anymore.
seen from Peru
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from Lithuania

seen from Chile

seen from United States

seen from Australia
@terzihane-blog
korkuluk dediğin korkutur... diyorsanız, cok yanılıyorsunuz:) o kargaları hiçbirşey korkutmaz, kaçırmaz! Refika'nın bostanına bu sezon daha muzur birşey yaptık. kargalara meydan okuyamasakta, Simotas'a biraz neşe kattık:)
Bahar kitapci, terzihane icin cekti:)) yetmedi poster yapti:), bir cekim ancak bu kadar guzel hediye edilebilir. Bakiniz: www.baharkitapci.com ki anlayiniz :))
cok yakinda daha detayli...
pötikare:)
kuzguncuğun en tatlı kafe sahibesi, ebru hanıma dikildi...
biraz zaman geçmiş üstünden, ikimiz de tam hatırlayamıyoruz. üzerimde gördüğü bir elbisemin sevdasına düştük bu sefer yola. dolabımı karıştırdık fakat yine de emin olamadık. burda'dan modelin fotoğrafına dair birkaç kare, o güne dair birkaç kare derken '95 burdasından ipuçlarına en uygun elbiseyi denemeye karar verdik.
sanki ufak bir kırmızı istiyor üzerine, bir yeri tamamlanmamış hissi bıraktı bende :)
neyse akşam bir detay düşünür, sabah poğaça mı almaya gittiğimde iliştiriveririz elbiseye:)
eh, kuzguncukta hayatın tadı biraz başka...
keçe vol.2
ve keçeyle asıl kaynaşmamız bu hikayede.
gerçek zenginlik nedir?
bu soru benden değil, refika'dan çıktı... mucize lezzetlere konu oldu. refikayla tanışmam da, hayatlarımıza karışmamız da işte bu soruya ortak cevaplarımızda gizli aslında...
bizce zenginlik, insanın elindekiyle mutlu olmasıdır. bu yüzden işe kendinden, ruhundan başlamaktadır anahtar. neyin var neyin yok bilmen gerekir ve bunu cömertçe paylaşmaya heyecan duyman. o zaman eline makasta ayrı bir yakışır, tahta kaşıkta... o zaman kekiğin de konuşur, kumaşın da... ve hayat sana başlar sunmaya, güzel insanları ve mucizeleri...
amanın bütün renkler bizimdi. korkmadan kullandık. kestik yapıştırdık. çevirdik pişirdik. sardık sarmaladık.
ve ne güzel bir anı kopardık hayattan:
http://www.refikaninmutfagi.com/2012/mucize-lezzetler-bolum-15-mutluluk-zenginliktir/
büyük hediyeydi bana bütün çekim günü. malesef yemek yerken kamerayı pek dikkate alamadım, aile terbiyesi bir yerde. güzel yemek bulduğunda asla başka birşeyle ilgilenmeyen, bitirene kadar sesi çıkmayan dedeciğimden böyle öğrendim.
evet edepsizim, kabul ediyorum. refika'nın sürekli tepemde kaynayan tenceresine ne zaman istesem kaşık sokmam serbestte olsa, bu biraz özel bir gündü. pek afiyet oldu bana :)
ve artık bu keçe meselesinde hızımı alamayıp, bir koca, sıcak bir yuva, mini mini çocuklar falan da yapabilirim kendime. tuhaf bir durumdayız:)
keçe vol.1
herşey idil'in son çalışmasına karışmamla başladı. bulutlar yaptım, bulutlar. sonra ağaçlar, sonra tepeler. bir güzel kestim idil'in çizimlerinden kalıpları. sonra ince ince, yavaş yavaş dikiverdim kenardan kenardan.
pek sakindim sormayın. saatlerce boyun eğik. ne türlü otursan rahat edemezsin. hani çabucak biterdi. şuncacık terzilik kariyerimin en büyük dersidir zati. bitmez, dik dik bitmez...
aman boşvereyim söylenmeyi. ben bulutlar yaptım, bulutlar:)))
idil'in son çalışması bitsin hemen paylaşırım. diğer işlerine bakadurun siz bu arada. çok şahane değiller mi?
http://www.idilar.com/
geçen 2 ayın gündeminde turuncu polar vardı. poları telaladık, gerdik iğneledik, dışardan görünmeyen dikişi becerdik, yapıştırdık, tüylerini kırptık vs. vs.
hepsi çok eğlenceli bir iş için, ömürle beraber denendi. ömür'ü de işi de detaylarıyla paylaşacağım. şimdilik olayı biraz gizemli tutalım.
polar kumaş polar kumaş olalı böyle zulüm görmedi. sünger dediğin pek kıymetli bir malzeme. günde bir doz balisiz yaşanmaz. iğneler ve kalemler sahibinin sesidir. çay ince cam bardakta içilir. herkesin eli ve parmakları farklı ölçüdedir. el makina gibi değildir, bir daha aynısını yapamayabilir.
bazı ders notlarımı paylaştım yukarıda. açmamı istediğiniz varsa, bana yazınız...:)
tıpkısının aynısı denemeler...
belki eskidiğinden, belki küçüldüğünden, belki de talihsiz bir kazaya kurban gittiğinden dolapta boynu bükük duran kıymetlinizin tıpkısının aynısından isterseniz eğer kulağınıza küpe olsun, bu işe çare terziler var…
Efendim, bu tip uygulamalar risklidir haliyle… sizin gönlünüze taht kuran ciciniz başka bir terzinin elinden çıkmış olabilir ki elin tekrarı zordur. Ya da haksız rekabetin bir ürünüdür ki o alet edevatlar terzi atölyesinin boyundan büyüktür, kumaşla aynı şekilde halleşemez terzi kızımız.
bu deneme, gönülleri hoş etti. darısı diğerlerinin başına...
2008'de dikmiştim bu çantayı, beril'e... askıdaki sarı halka çok sevdiğim bir bilekliğimdi. düğme yerine kullandığım bir takı detayını mumlu iple tutturmuştum çantaya.
ne güzel bir bayram günü, sıkı bir dostla bu sakin istanbul'da...
Ve yine yeniden ‘çanta’
Terzihane’nin ilk maharetleri. Simotas’ın enerjisiyle uzun zamandır kutularında duran kot kumaşlarım tezgaha çıktılar. Hazır çıkıvermişlerken hepsini birden kullandım.
Bu bohça çanta’yı, içinde küçük kesesiyle doldur doldur taşı.
Ozaman derim ki ‘Al boğça’nı kaç, ama yağmurlar başlamadan önce dön:)’
*[email protected]'a yaz, gelsin:)
terzihane’nin sağlam bir model/kalıp arşivi var. burda, vogue patterns, simplicity, Nuevo mode, manidi fata gibi en eskisinden yenisine bir sürü kalıp… bu dergiler, ilham ve cesaret verirler. Biraz zordur talimatları izlemek, çeviri dilinden olsa gerek cümleler arasında geçiş yapamazken işlemler arasındaki en önemli detayları atlayarak ilerler ve sonunda kesinlikle modelin dergideki uygulanmış fotoğrafına benzemeyen bir netice alırsınız:) işte ben tam da bu aşamada eğlenmeye başladım dikiş dikmekle. Sonucun ne olduğu değil, benim için onunla nasıl halleştiğim önemliydi. O dili de çözdüm, daha teknik kaynaklara ulaşıp işin püf noktalarını, ince detaylarını ekleyip baştaki niyete yaklaşan sonuçları almayı da öğrendim. Yavaş yavaş kalıplardan bağımsız bedeni ve kumaşı birlikte düşünen ve kendi usulünü belirleyen bir elim bile oldu.
Emek ve zaman harcadığın, heyecan duyduğun bir şeyin gelişmemesi mümkün değil bence.
Bu eğlenceli serüvenlerin kıymetli uygulamaları var. paylaşmak isterim.
Beğenirseniz, eklemek istediğiniz detayları, kişisel bilgilerinizi ve daha fazla detay bilgisi için [email protected] ' a yazıverin. Ya da kalkın terzihane’ye gelin:)
Ve işte bu arşivimden seçip sizlerle paylaşacağım aysenars’ın bavulundan serisinin ilk uygulaması ‘origami etek’…
Fotoğraftaki bu abuk hareketlerin eteğin modeliyle hiçbir ilgisi yoktur. sadece manken biraz coşmuş :))
self-tailoring:)