Dondurucu kışın ortasında bir tren yolculuğu yapıyordum. Yanımda küçük bir çocuk oturuyordu, onun tam karşısında da çocuğun babası…Soğuktan buğulanmış camların üstüne küçük çocuk resimler çiziyordu parmaklarıyla.
Daha sonra diğer yolculara bir göz gezdirdim. Hepsi, donuk ve düşünceli görünüyorlardı. Yüzyüze oturuyorsunuz ama yokmuşsunuz gibi davranıyorsunuz…
Tren tünele girdiğinde hiç beklemediğim bir şey oldu. Yanımda oturan çocuk birden beni yanağımdan öptü. O kadar şaşırdım ki, birden beni babasıyla karıştırdığını bile düşündüm. Sonra aynı şeyi, yakınımızdaki diğer tüm yolculara da yaptığını görünce, çocuğun bunu bilinçli yaptığını anladım. Ama hala neden yaptığını anlayamamıştım. Bizim yüzümüzdeki şaşkın ifadeyi gören babası, daha biz sormadan cevap verdi: “Bir süre önce önemli bir hastalık geçirmişti de. Şimdi hayatta olduğu için çok mutlu.”
Tren bir sonraki durakta durduğunda baba oğul trenden indiler ve kalabalığın içinde kayboldular. Kapılar kapandı. Yanağımdaki o öpücüğü hala hissediyordum. O tek öpücük, benim ruhumu uyandırdı adeta. Kaç yetişkin, sadece hayatta olduğu için mutluluk duyarak, birbirini hiç tanımasa da öper, sevgisini gösterir?
Daha da önemlisi, kaçımız hayatta olmanın ayrıcalığını gerçekten hissederek yaşıyoruz?
GÜZEL BİR YAŞAM DİLİYORUM DİLİYORUM...














