Umuduna tutunduğum adamın imkansızlığında esti sevgisizlik. Yel yeli aldı götürdü, şimşek gökyüzüne astı kendini, bulutlar buhara karışıncaya dek yağdı sokağıma işte tam o anda esti. Ne yere sığdı ne göğe, benden geçti onun şehrine esti.
YAREN GÜLER

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Canada

seen from Germany
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia
seen from India
seen from United States

seen from United States

seen from France

seen from Japan
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
Umuduna tutunduğum adamın imkansızlığında esti sevgisizlik. Yel yeli aldı götürdü, şimşek gökyüzüne astı kendini, bulutlar buhara karışıncaya dek yağdı sokağıma işte tam o anda esti. Ne yere sığdı ne göğe, benden geçti onun şehrine esti.
YAREN GÜLER
Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor!
- Özdemir Asaf
Bir yerde okumuştum: "Güven;kaybolduğunda senden en çok şeyi koparan parçadır." diyordu. İnsan, kaç hatadan sonra, kaç yalandan sonra, kaç kırılmışlıktan, kaç aldatılmışlıktan ve kaç mutluluktan sonra kaybeder güvenini?
Ve inanmak... En çok da inandığımız ve güvendiğimiz yerden kırmazlar mı bizi? Kalbi sakat biri gelir,seni inandırır. Seni sana inandırır,seni sevmeye inandırır,seni sevgiye inandırır ve hatta seni inanmaya bile inandırır. İçinizde koca bir dağ varmış gibi hissedersiniz ve umut edersiniz.Sonra o dağ dal olur, sizi tartar. Önceleri zehir zemberek bir sessizliğin içinde " Hala umudum var." dersiniz. Sonra her gün biraz daha kısık bir sesle, "umudum var ."dersiniz. Bir daha eskisi gibi olmayan ve oldurulamayan her şeye kırılırsınız bir bir. Gül diye içinize dizdiğiniz insanın gönlünüze diken oluşunu seyredersiniz çaresizce.
Herkesin takvimde kırgın olduğu günler vardır. Benim de var. "Yıkıldım!" dediğimizde Rahman'ın bizi yeniden inşa edeceğine iman etmesek devam edemezdik belki de. Uyursak unutabiliriz sanıyoruz her şeyi,uyanınca daha az acıyacağını düşünüyoruz. Ama kalbimize yapılan o çirkin ihaneti asla unutmuyoruz. Sadece zaman geçiyor ve uyanmış oluyoruz.
Hem bir yangını nasıl unutabilir ki insan, bir yangına nasıl sırtını dönebilir ? İçimizdeki yangına nasıl sırtımızı dönebiliriz? Kırgın da olsak, kızgın da olsak hatta küssek bile yine o yangını çıkarandan, bizi ateşlere atandan medet ummuyor muyuz? Herkesin yüzüne karşı, "güçlüyüm" desek de yine bizi üzenin omzunda ağlamak istemiyor muyuz biraz da? Ne acı! Çok sonra görürüz ki, bize şefkatle bakacak bir çift göz ile yeniden buluşmayı beklerken bazı insanlar arkasına bile bakmadan, yakar da gidermiş. Çölüne yağmur olduğunuz zamanları dahi hatırlamadan, bir yudum su dahi vermezmiş size. Ateşler de yaksa da, hatta ateşler içinde görse bile, tüm yangınlarınızı bir "Hoşçakal..." kelimesine sığdırırlarmış. İnsan ya bu; onu yaşama bağlayacak her şey karşısında dururken, bir bardak suyu ,yahut denizleri, deryaları es geçer de onu yakana, kendi yangınına yönelir işte. Yaşamak bildiği şeye...
Akıl gerçeği bilse de kalp çoğu zaman ona ters düşüyor, kalp çoğu zaman güzellik arıyor. Belki de kötü olsaydık, kalbimizin sesini dinlemeseydik ,ona inanmasaydık kaybedecek hiçbir şeyimiz olmazdı. Gerçekten iyi olmak suçtu. Gerçekten sevmek suçtu.İnsan kendini bile yarım yamalak severken başkalarını tüm eksikleriyle, hatalarıyla, kusurlarıyla sevdiği için, kendi duygularını öksüz bırakırken bir başkasının her şeyi olmaya çalıştığı için suçluydu belki de ..
Zaman bize hiçbir şeyi unutturmaz.En iyisi hatırlamamaya çalışmak,düşünmemek ve kaçmak ... Peki kime? Kendimizden kaçıp insanlara sığınmak mı yoksa insanlardan kaçıp kendi içimize sığınmak mı? Tek yaptığımız kalabalıklar içinde tüm yaşanmışlıklarımızı içimizin en derininde bir yerlerde saklayıp kimseler bilmeden onu hatırlamamaya çalışmak olacak.
O biri gidince her şey değişir , her şey yenilenir. İçimiz bile... Öylece kalmayız, yeni bir ben oluruz. Gözlerinize dolanı, yüreğinizden koparılanları ve kırgınlığınızı anlatmaya hiçbir kelimenin denk düşmediğini anladığınızda değişeceksiniz. Biliyorum çok sustunuz, çok yaralandınız, çok incindiniz,çok canınız yandı. Ama geçecek hepsi,geçecek. O nefes alırken göğsünüze batan iğneler, o yutkunurken boğazınıza düğümlenenler, hepsi geçecek. Sevgisiz değilsiniz, sevginizi yanlış insanlarda tükettiniz. Bir gün yeniden seveceksiniz. Bir gün çok sevmekten de öte güzel sevileceksiniz.
Naif yüreklere rast getirsin Allah,
getirsin ki sarsılmasın gönüllerimiz...
| Hatice Sürmen
Beni kafamda bir türlü susmayan, o toplum görüşüne aykırı, düşünceler mahvetti.
Çok sevdiğimden değil, çok düşündüğümden.
Artık bana güven!
Demek istiyorsun. Hatta diyorsun da. Ya cevap? Sanki bir cansız varlıksın. Ne saygı var, ne sevgi? Gördüğün muamele salondaki halıdan farksız…
Üstüne basıp geçiyorlar gıkın çıkmıyor. Eskiyorsun.
Hayatta hiç bir zaman hiç bir şeyi çok istemeyeceksin "olmazsa yaşayamam" yerine "olursa güzel olur ama olmasada olur" diyeceksin ve o zaman göreceksin ki gerçektende oluyor.....
Bittiği sandığın yerden başlar hayatın. 🌿