103)Immanuel Wallerstein-Modern Küresel-Sistem
Samir Amin "Fiili kapitalizm,halklar arasında eşitsizlik yaratır ve kök-ırkçılığı besler"
Sanayileşme çabası gösteren fakat ulusal üretken sistemler oluşturmakta başarısız olmuş ülkeler(Arap ülkeleri,İran,Türkiye ve Latin Amerika ülkeler).Bu ülkelerde rekabet edilebilirlik özelliğindeki endüstriyel kurumları tesadüfen bulmak mümkündür ama rekabet edebilirlik özelliğine sahip bir sistemleri yoktur.
Sermaye birikimi,genellikle,çok merkezli bir devletlerarası sistem tercih eder,çünkü bu,bir dünya devletinde var olacak olandan daha fazlasıyla sermayenin manevra kabiliyetini arttıracak daha büyük fırsatlar sunar.Büyük sermaye çevreleri,kendi menfaatleri için devletleri birbirlerine karşı kullanabilir ve yatırımları düzenlemeye ve karları yeniden paylaştırmaya çalışan hareketlerden bunların siyasi gücü ele geçirdiği devletleri terk ederek kaçabilir.
Karşımıza ne zaman Avrupa'yı oluşturan unsurlardan biriyle ilgili bir mesele çıksa,Antlaşma,med-cezir olayındaki denizin yükselmesiyle kıyıya vuran dalgalara benzer.Dalgalar,nehrin denize döküldüğü geniş ağızlı bölgeyi istila eder ve nehirlerin yukarı bölgelerine doğru hareket eder.Ve bu dalgaları kontrol etmek mümkün değildir.
Simya sözcüğünün kökü Yunancadaki chemein (akmak) ve Arapçadaki keme (Nil'in siyah çamuru) sözcüklerine dayanır.Nil'in her yıl taşması sonucu,kıyılarında kalın siyah bir çamur tabakası kalır ve bunlar oldukça verimlidir.Suyun toprakla karışım dönüşmesini sağlayan doğanın kimyası sayesinde yeni hayat yaratılırdı.Simya,kökeni itibariyle bu doğal süreci gözlemlemekle,ardından da anlamak,ilerletmek ve taklit etmeye çalışmakla başlamış olmalıdır.
Cinsiyet ayrımcılığı,sadece kadınların özel bir tarzda,iş gücüne entegre olmalarıyla başlamaz,bilakis kadınların sadece iş gücünü değil,Mary Daly'in ifadesiyle "cinerjilerini" yani bedenlerini ve bedensel güçlerini de kullanan bir teknolojik projenin seks objesi haline gelmeleriyle başlar.
İşçi enternasyonalizminin doğuşuna işaret eden ilk yazılı dökümanlardan birine,1 Kasım 1836'da Willim Lovett İşçi Derneği imza attı.Belçika İşçi Sınıflarına Hitabe adlı bu dökümanda,"Çıkarlarımız -hayır,dünyanın tüm işçilerinin çıkarları özdeştir."Belçika'daki kardeşlere eğer mümkünse etrafındaki ülkelerle bir birlik kurulması tavsiye edildi.Çünkü Belçika-Hollanda ve Ren vilayetlerindeki işçi sınıflarının kurabileceği bir federasyon,takdire şayan bir demokrasi kurabilecekti.
Lucien Febvre:Bir sözcüğün tarihini yazmak,asla zaman israfı değildir.
1970'lerde,insan hakları kavramı,ilk kez,ABD yönetimi ve politikaları üzerinde ortanın-solu türünde bir baskı unsuru olarak ortaya çıktı.1980'lerde,bu kavram,Sovyetler Birliği'ne karşı kullanılacak bir araç haline geldi.1990'larda ise kavram,bugün etnik temizlik adı verilen şey her ne zaman vuku bulursa,orada müdahale etme hakkı olduğunda ısrar eden sözde uluslararası sivil toplumun,İsrail'i beslemenin bir yöntemi olarak,yeni katliamları önlemek adına kullandığı silaha dönüştü ve Ermeniler ve diğer pek çokları,özel olarak Nazi soykırımıyla ilgili kullanılan bu terimin kendilerine yönelik uygulamalar için de kullanabileceğini kanıtlamak için yarışıyorlardı.