Yazmak,yürümek,her yerde şarkılar söylemek istiyorum. Eylül etkisi mi? Bilinmez. Sebebi önemli mi? Hayır. Temmuz'da defterime yazmıştım: "...Duyularımda bir problem var sanki. Her şey eskisi kadar güzel, eskisi kadar çirkin ve ben hiçbirini algılayamıyorum... Kum saati dolmaya devam ediyor ve ben havanın sıcaklığını bile algılayamıyorum.Algılarımdaki bu körelme nedir, niyedir bilmiyorum ama elbet geçici bir tutulmadır." Şuan koca bir Eylül'ün her saniyesini hissediyorum. Sanki bütün ömrümü bu Eylül'ü yaşamak için geçirmişim gibi. Zaman nasıl da güzel yavaşladı. Yollarım nasıl da güzel uzanıyor önümde yürümem için. Ve benim hayatımda ilk defa hiçbir şey için acelem yok. Hiç geçmeyecek sandığım bir Ağustos geçirdim -ki ben Ağustosları hiç sevmem,hele geçmeyenlerini. Eylül'e zor attım kendimi. Ağustos boyunca İbrahim de bendim baltası da, içimdeki putları yıkıp yıkıp yerine yenilerini inşa ettim, yıkıp yıkıp yenilerini inşa ettim... Nihayet gömdüm toprağa savaş baltamı. Bugün Eylül'ün ilk yağmuruna yakalandım, iyice yavaşlattım adımlarımı,ıslandım ıslandım. Bugün çocukluğumla karşılaştım. Çocukken de biliyordum mavinin bu kadar güzel olduğunu. Lakin çocukken mavinin neden bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Şimdi de bilmiyorum ama galiba 'şimdi' ben istediğim için bu kadar güzel mavi. Ah mavi. Çocukluğuma dair net hatırladığım çok az şey var. Seni güzel bulduğum ilk anı çok net hatırlıyorum sevgili mavi. Anlat desen saniyesi saniyesine anlatabilirim. Lakin sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin. Ha senin güzelliğini bildiğimi ilk kabul ettiğim anı belki anlatırım. Yakın tarihim emrine amade. Tarihçem Eylül'le başlar,kayıtlara geçsin. Öncesinde yalnız mitler var. Gün gelir onları da anlatırım belki -geceler uzadığında ve baştan sona mavi olduğunda mesela. Ah mavi. Nasıl da güzelleştiriyorsun kelimelerimi.











