Vazgeçmek kaçmak değil,
ne istediğini bilen insanın boşa zaman harcamamasıdır...
2 defa yanmayan çakmağı,
3.sünde fırlatıp atmak gibi düşünelim.!!!

seen from United States
seen from Iceland
seen from Belarus

seen from Canada

seen from United States

seen from Latvia
seen from Australia
seen from United States

seen from Japan
seen from Iceland

seen from Australia
seen from China

seen from Japan
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Yemen
seen from China
seen from Iceland
seen from United States

seen from United States
Vazgeçmek kaçmak değil,
ne istediğini bilen insanın boşa zaman harcamamasıdır...
2 defa yanmayan çakmağı,
3.sünde fırlatıp atmak gibi düşünelim.!!!
Veda
Veda dediğime bakma sevdiğim. Senden vazgeçtiğim falan yok. Sadece sana veda edemeden ölmekten korkuyorum. O yüzden yazıyorum bu satırları. Saat gecenin bilmem kaçı ben oturdum sana veda mektubu yazıyorum. Belki ulaşmayacak bu vedam sana. Hatta büyük ihtimalle görmeyeceksin ama olsun içimde kalmasın.
Şuan nasılsın, ne yapıyorsun, ne düşünüyorsun, neredesin, kimlesin, üşüyor musun, aç mısın, tok musun hiçbir şey bilmiyorum sana dair. Seni senden dinleyememek o kadar zoruma gidiyor ki. Düşüncesi bile gözlerimi dolduruyor, aldığım nefesi zehir ediyor neredeyse. Seni senden değil de seni başkalarından öğrenmek, seni sana değil de başkalarına sormak ağırıma gidiyor. Yediremiyorum bunu kendime, sana, bize. Düşünsene bir zamanlar attığı adımdan tut da yediği yemeği, gittiği yeri her şeyini bildiğin, sorabildiğin birinden; ona dair hiçbir şeyden haberi olmayan, başkaları sayesinde onunla ilgili birkaç bir şey öğrenen iki insana dönüştük. Sen böyle yapıyor musun bilmiyorum ama ben vazgeçemiyorum. Seni sana soramadığım için sürekli birilerine sormaktan vazgeçemiyorum. Bu beni yerle bir ediyor ama senin hayatınla ilgili öğrendiğim her şey o acıyı silip süpürüyor.
Şuan aklımda dönen milyon tane soru ve bir o kadar da sana söylemek istediğim şey var. Birini söylesem birini sorsam diğerinin hatırı kalır. Mesela seviyor musun beni? Senin için neyim ben? Beni gördüğünde ya da düşündüğünde ne hissediyorsun? Ya da hiç düşünüyor musun beni? Hiç geliyor muyum aklına? Sana soramadığım her bir soru aklıma kazındı, silinmez oldu. Ben bunların hepsini cevaplayabilirim. Peki ya sen sevgilim? Sorularımın cevapları var mı sende? Yoksa yine beni yanıtsız mı bırakacaksın ya da bilmiyorum mu diyeceksin? Bunları düşünmediğim tek bir an bile yok. Ne sen ne de sana dair bir şey silinip gidiyor şu zihnimden. Her yanım sen dolu. Senle dolup taşmışım adeta.
Sana doya doya sarılamadan, koklayamadan, öpemeden, izleyemeden, gülemeden ölmek istemiyorum. Sana nasıl doyulur onu da bilmiyorum ki. Hiç doyamadım sana. Doyamadan gittin sen. Doyamadan sana bıraktın Beni. Ben hala o bıraktığın yerde seni bekliyorum. Kollarım açık bana sarılacağın günü bekliyorum. Kavuşacağımız günü bekliyorum. Çok geçmeden gel olur mu? Gözyaşlarım kurumadan gel, son nefesimi vermeden gel, kalbimde hala sen yaşarken gel ne olur. Beni bir başıma sensiz bırakma. Ben sana kıyamadım hiç, kıyamıyorum da. Sende kırma beni, sensizlikle cezalandırma güzel gülüşlüm.
Sana bunları Dedublüman eşliğinde yazıyorum. En dibine kadar şarkısı eşlik etti sana olan vedama. O dillendirdi benim söyleyemediklerimi.
Seni ilk günden beri sevdim hep de sevmeye devam edeceğim. Son günüme kadar bu kalbim sadece seni sayıklayacak. Sen benim en güzel yaşlarımsın. Sen benim şu 20 yıllık kısacık ömrümün en güzel 5 yılısın. Nefesim, kalbim, göz bebeğim, can parçam gözlerinden yaş düşmesin hep gül. Hep hatırla beni olur mu? Unutma beni. Çünkü ben seni hiç unutmayacağım.
Seni çok ama çok seviyorum sevgilim.
HOŞÇA KAL...
O insan zaten sizi önemseyen,size ölüp bitecek bir insan olsa; Sizi kötü hissettirip bu hâle getirmezdi.Bir insanı sürekli kafanızda kuruyorsanız, o insanla iletişiminiz yoksa, bunun bir sebebi vardır kalbenlerim. Sürekli aklınızda olan birinin yanınızda olmamasının emin olun bir sebebi vardır. Kafanızda senaryo kurmayın çünkü zaten bitmeyecek bir şey olsa ya da karşı taraf sizin istediğiniz gibi biri olsa, kafanızda kurduğunuz o insan olsa o senaryoları kafanızda kurmazdınız, gerçekte yaşardınız.
Ve beklenenler, neden hep vazgeçildikten sonra gelir?
Oğuz Atay
Acıtır canımı o vazgeçişlerin
Arkası boş olan o sözlerin
Kalbim kırık bir cam misâli
Paramparça olmuş gibi...
Aynı bir yapboz parçası gibi kaybolduğun zaman ilk bulduğun boşluğa yerleşiyorsun, ama orası senin için uygun mu diye bakmıyorsun. Kendini o boşluğa uydurmak için zorluyorsun, fakat bunu yaparken kendini ne kadar yıprattığını fark etmiyorsun. Sonra ağlıyorsun, daha çok ve daha çok. Ait olmadığın bir yerde yaşamaya çalışıyorsun. Kendini değiştirmeye çalışıyorsun ama başaramıyorsun, bu ise seni daha çok başarısızlığa sürüklüyor. Vazgeçiyorsun, bıkıyorsun.
Oyrsa olduğun yeri değiştirmeye çalışmamıştın bile. Ait olmadığın yerlerde durmaya çalışma. Bu seni çıkmaz bir sokağa, belki de karanlık bir odaya hapseder. Etrafına bak kızım, etrafındakilere bir bak! Gerçekten buraya ait misin?
Ne kadar uzağa gidersen git başladığın yere dönersin sonunda. Ne kadar değişirsen değiş nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı.
Düşünmüşsün, düşünmek ağır gelince susmussun. Sessizlik, hem en büyük çığlığın hem en büyük yenilgin olmuş.