insan insana hatıra olarak neden güzel şeyler yerine kırgınlıklar bırakır?

#dc#dc comics#batman#dick grayson#bruce wayne#tim drake#dc fanart#batfam#batfamily





seen from Malaysia

seen from Indonesia

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Hong Kong SAR China

seen from Indonesia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Japan
seen from China
seen from Pakistan
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Netherlands
seen from United States

seen from Russia

seen from Indonesia
insan insana hatıra olarak neden güzel şeyler yerine kırgınlıklar bırakır?
it’s like a whole new world
@porseuss
o aklıma gelmesin diye uğramadığım sokaklar, girmediğim mekanlar var. Bu şehirde sadece ondan değil, onun hatırası olan her şeyden kaçmak zorundayım. İnsan çok sevdiği birine kırılınca hayatındaki birçok şeye küsüyormuş meğer.
Merak ediyorum, sen gülerken nasıl bir sesin çıktığını veya ağlarken ilk hangi gözünden süzüldüğünü yaşlarının. Ağladığında kızarıyor mu gözlerin veya geceleri ne görüyorsun rüyanda? Yatmadan önce kiminle ilgili hayaller kuruyorsun? Bu zamana kadar hangi acıları yaşadın? İlk defa ne zaman anladın kalbinin kırıldığını ve ilk kimi kaybettin hayatında? Birini gerçekten sevdiğini ne zaman anladın, nasıl bir çocukluk geçirdin? İlk bisikletin hangi renkti ve en çok hangi rengi severdin? İlk ne zaman ağlayarak uyudun ve ilk ne zaman anladın artık çocuk olmadığını? Merak ettiğim ne çok şey var aslında, değil mi? Bilmiyorum hiçbirini. Bunları az da olsa bilmek isterdim.
Bilseydim eğer, öperdim tek tek çocukluk yaralarından, zayıf kalan yanlarını ben güçlendirirdim, kalbinin parçalarını ben birleştirirdim birer birer. Ben bunları hiç bilemedim ama sen daha önce hiç kimsenin hakkında böyle şeyler merak etmediğimi bil, ben seni çok sevdim.
Biliyorum, bir gün mutlaka geleceksin yaşadığım bu şehre. Bir kış sabahı yada yaz akşamı. Gezdiğim yerlerde gezeceksin. Aynı kaldırım taşına basmış olma ihtimalimizi düşünüp olduğun yerde kalacaksın bir kaç saniye. Gittiğim yerleri unutmamış olacaksın ki hepsinin önünden geçeceksin en az bir kere. Bizim evin önüne gelecek belki de köşedeki parka oturup bir sigara yakıp derin bir iç çekeceksin. Bekleyeceksin... Çok bekleyeceksin. Telefonu cebinden çıkartıp mesaj mı atsam, arasam mı diye düşünürken telefonu geri cebine koymuş bulacaksın kendini. Korkaksın sevgilim. Çok korkaksın... Ne hayaller kurmuştuk, değil mi? Otogarda seni bekleyecektim. Birlikte kahvaltı yapacak bu şehri senin kollarının altında adımlayacaktım. Karşılıklı oturup 2 çay söyleyip sohbet edecek, ben gözlerine bakmaya utanacaktım. Sen gitmek diye bir şey icat etmeseydin eğer.
Çok sevmiştim onu…
Yüreğimde kimsenin rahatsız edemeyeceği, kimsenin yerini alamayacağı, hiç kimsenin yanına bile yaklaşamayacağı bir yere saklamıştım. En derinime… Birinin o kadar derinden zorla çıkması kolay değil. O acıyı bedeninin her köşesinde hissediyor insan. İçi parçalanmak dedikleri bu olsa gerek…
Oysa o kalsaydı öylece içimde, nereye gitmek istese orada olurdum. Yeter ki onunla olsaydım, hep yanında kalabilseydim… Ben onunla ölmeyi dilerken o bensiz yaşamayı seçti. Sonra birkaç ay girdi aramıza, sonra birkaç iyi ki doğdun mesajı, en sonunda yeni birileri…
O gitti ve ben onsuz devam etmeyi başaramadım bir türlü...
Bir zamanlar yalınayak koşup gittiğim yollardan, şimdi ayakkabıyla bile yürüyecek kadar heves bırakmadılar bende.
Yani bana hiç sorma “neden insanlara güvenmiyor musun?” diye…
En derin yaraları en çok güvendiğim birinden aldım ben.